Eski Almancada önce Keltce, sonra Yunanca, özellikle de Latincenin etkisi görülür. Bu devirde yüksek tabakanın konuştuğu kutsal dil Latince,halkın konuştuğu dil ise avam dili olarak anılır. Orta Almanca devrinde(1050-1350) şövalye şiirinin gelişmesiyle Latincenin etkisi azalarak,Almancaya Yunanca kelimeler girmeye başlamıştır.

Haçlı Seferleri sırasında Almanya-Fransa ilişkilerinin artmasıyla birlikte toplumsal hayat, sanat ve edebiyat ile ilgili bir çok Fransızca kelime Almancaya girmiştir. Martin Luther’in “Tanrı dilde tecelli eder” fikri ile dili kutsallaştırması ve İncil’i Almancaya çevirmesi, Almancanın yazı ve edebi dil olması yolunda çok önemli olmuştur.

17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Almanca, hümanizm akımı ve Rönesans ile birlikte yeniden Latincenin etkisi altına girdi. 1617’de Ludwig von Anhalt-Köthen tarafından ilk Alman dil cemiyeti kuruldu .Fruchtbringende Gesellschaft adı verilen derneğe üye olan asilzade, şair ve yazarlar dilin sadeleştirilmesi yolunda çalışmalar yaptılar.

Bunu 1633, 1642,1644, 1657, 1675 yıllarında kurulan dil cemiyetleri izledi. Bu cemiyetler,yabancı kelimeleri kullananları hicvederek vazgeçirmeye çalışırken, bir yandan da yabancı kelimelere karşılık buluyorlardı. Barok devri boyunca budil cemiyetlerinde dili sadeleştirme çalışmalarında iki isim öne çıktı: J. Georg Schottel ve G. Wilhelm Leibniz. Leibniz’in dil cemiyeti ve akademisi hakkındaki çeşitli düşünceleri, 1700’de Berlin İlimler Akademisi’nin kurulması ile gerçekleşmiştir.

Ancak Almanca için yeteri kadar faydalı olamayan Akademi, 1740’dan sonraki yayınlarında Fransızcayı kullanmıştır. 18. yüzyılın sonlarına doğru F. Kluge Ranke tarafından Bismarck’a yapılan “Alman dili için bir devlet dairesi” kurulması teklifi kabul görmez. 19. yüzyılın sonlarında1885’te Alman dil tarihinin en uzun ömürlü dil cemiyeti Alman Dil Kurumu(Der Allgemeine Deutsche Sprachverein) kurulur. Kurum bilimsel incelemeler yapmak yerine, 17. yüzyılın tasfiyeci derneklerinden farklı olarak dilin yabancı öğelerden temizlenmesi için çalışmalar yapmıştır. (Önen,1960;140-155)

1938’de okul kitaplarında ve dil bilgisi terimlerinde değişiklik yapıldı.Ancak bu yıllarda iktidar ile Naziler arasında bazı anlaşmazlıklar yaşandı.Nihayet 19 Kasım 1940 yılında Hitler’in bir genelgesiyle dilde sadeleşme yasaklandı. Böylece Almanya’da dilin sadeleştirilmesi siyasi gücün etkisiyle son buldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çalışmalarına ara vermek zorunda kalan kurum sonradan Alman Dil Kurumu (Gesellschaft für DeutscheSprache) adı altında bugün de çalışmalarına devam etmektedir. (Polenz,1967’den akt. İmer,1976;38)

6
like
1
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
7 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
7 Yorum yazarları
Canan DemirbaşMurat SiyliÇalı KuşuyellowredHüseyin keskin Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Canan Demirbaş
Üye

Elinize emeğinize sağlık

Murat Siyli
Yazar

Emeğine sağlık hoş bir yazı

Çalı Kuşu
Yazar

Dil alanında yapılacak çalışmaların önemini anlama ve gerekliliğini kavrama noktasında örnek bir tarihçe. Emeğinize sağlık efendim

yellowred
Yazar

bi biz yapamadık zaten.

Hüseyin keskin
Üye

Çok güzel