Geçtiğimiz aylarda Amerika’nın ünlü doktorlarından Mehmet Öz’ün TV programına , ilk yıllarında sosyete kasabı lakabı , şimdilerde restoranları ile ünlenen Nusret Gökçe katılır. Aralarında Türkçe sohbet ederlerken Nusret;

“Bence Türkiye’nin üç markası var: Türk Hava Yolları, Mehmet Öz ve Nusret” der. Mehmet Öz gülümseyerek karşılık verir. Bir ekleme yapmaz. Aslında THY’den , Mehmet Öz’den ve pek tabii ki kendisinden  uzun yıllar önce Amerika’da Türk ismini duyuran kişiyi bilmez Nusret; bu yazının kahramanı olan Ahmet Ertegün bey’i.

Ahmet Ertegün 1923’te doğar. Vaşington eski büyükelçisi, Münir Ertegün’ün oğludur. Münir bey, Türkiye’nin ikinci Vaşington büyükelçisidir. Annesi Hayrünnisa hanım, çok iyi derecede piyano çalar. Babasının işi dolayısıyla Ahmet, bütün gençliğini başta Avrupa olmak üzere, genelde yurtdışında geçirir.

Genç Ahmet, küçük yaşlardan itibaren ağabeyi  Nesuhi sayesinde plaklara ilgi duyar. Müzik dinlemek onun için bir tutku halini alır, 18 yaşını bitirdiğinde artık binlerce plağa sahiptir.

Babası Münir beyin tayini yüzünden Amerika’ya yerleşen Ahmet, üniversiteyi burada bitirir. Münir bey 1944’te vefat eder. Aile Türkiye’ye döner. Ancak Ahmet, Amerika’da kalıp  bir plak şirketi kurmaya karar verse de bu iş için yeterli parası yoktur. Aile dişçileri Vahdi Sabit’ten  tam “On bin dolar” borç alarak,  ortağı Herb Abramson ile 1947 yılında New York’ta  Atlantic Records’u kurarlar.

İlk yıllarda ticari açıdan başarısız albümler yayınlarlar. Hatta, paraları olmadığı için geleceğin starı Elvis Presley’i rakip firmaya kaptırırlar.

50’li yılların başında ise Ahmet’in ağabeyi Nesuhi de şirkete ortak olur. Bu yıllarda  ilk büyük keşifleri de müzik piyasasına  hızlı bir tırmanış yapacaktır : Ray Charles.

Ahmet Ertegün, çok iyi bir müzik kulağına  sahip olmanın dışında, ticari açıdan başarı sağlayacak grupları bulmak konusunda da çok yeteneklidir. İngiliz gençlerin kurduğu Rock grubu Led Zeppelin’i Amerika’ya tanıtan Ahmet Ertegün olacaktır.

Led Zeppelin, Atlantic ile anlaştıktan sonra çıkardığı albümlerle zirveye oturur. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük Rock gruplarından biri olmalarını Atlantic ve Ertegün’e borçludurlar. Grup 1980’de, davulcularının ölümü nedeniyle dağılana kadar Atlantic ile çalışır.

Ayrıca The Who, The Rolling Stones, Eric Clapton ve Cream , Atlantic Records altında Birleşik Devletler’de tanınırlar. Aretha Franklin’i keşfeden ve CrosbyStills, Nash ve Young’ı bir araya getiren  Ahmet Ertegün’ün kendisidir.

1970’lerde ise daha farklı bir sektöre yelken açar. Yine ağabeyi ile New York Cosmos futbol takımını kurarlar. Takıma, Pelé, Beckenbauer ve Carlos Alberto gibi oyuncuları getirip, “Rüya Takımı” oluşturur. Amerika’da ilk defa “SOCCER” adıyla geçen futbol, ilgi çekmeye başlamıştır.

1987’de kurucularından biri olduğu, dünyada Rock’n Roll müziğin en prestijli oluşumu “Rock’n Roll Hall of Fame” ödülüne layık görülür. 1991 yılında dünyaca ünlü müzik okulu Berklee, kendisine onursal doktora ünvanını verir. Ahmet Ertegün, “Grammy” ödülü de kazanmıştır.

Doksanlı yılların sonlarına doğru, Türk pop yıldızı Tarkan ile  Amerika’da albüm çıkarmak için çalışmalara başlar. Ancak, Ertegün, beklenen başarıya ulaşılamayacağını anlar ve bu plan hayata geçmez.

Türkiye’den hiç bir sanatçı Atlantic Records altında albüm yapmadı mı, sorusuna ise bulduğum yanıt ilginçtir.  Amerika’da Kâni Karaca ve ney üstadı Akagündüz Kutbay’ın “The Whirling Dervishes” isimli albümü, Atlantic Records etiketiyle piyasaya sürülmüştür.

Ahmet Ertegün bize yabancı gibi gelse de Amerika’daki bütün hayatı boyunca Türkiye’nin tanıtımı için uğraşır. American-Turkish Society grubunun 20 seneden fazla başkanlığını yapmıştır.

29 Ekim 2006’da New York’taki The Rolling Stones konseri sonrasında merdivenlerden düşer. Beyin kanaması geçirir. Komaya girer. 14 Aralık 2006 ’da vefat eder. Müzik dünyası için büyük bir şoktur bu ölüm. Amerikan televizyonları normal yayın akışlarını bırakıp , vefatı son dakika haberi olarak yayınlarlar.

Ölümünden bir sene sonra ise , kendisinin dünyaya tanıttığı Led Zeppelin grubu, Ahmet Ertegün anısına sadece bir geceliğine “Led Zeppelin” adı altında birleşip konser verirler. Milyonlarca dolarlık teklifleri senelerce reddeden grup üyeleri, Ertegün’ün anısına bu konseri yaparlar ve konser geliri bağış kurumlarına verilir. Ahmet Ertegün, ölümünden sonra bile imkansız denen bir işi başarmıştır.

Amerika’da yıllarca “Türk” denilince akla gelen isim, Atlantik’in sultanı, müzik dünyasını değiştiren adam, Ahmet Ertegün’dür.

Ahmet Ertegün’ün ulaştığı noktaya ulaşmak hiç kolay değildir. İlk’ler, kimileri göz ardı etse de aslında unutulmazlar.

 

10
like
2
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
9 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
9 Yorum yazarları
mustafaSinanahmet çetinReha Karakayayellowred Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Emeğinize sağlık. Teknik açıdan başarılı bir çalışma olmasıyla birlikte, sanat dünyasına kattığı güzel çalışmalarla güzel yâd edilmeyi hak eden bir sanatçımızı yeniden hatırlamış olduk.

mustafa
Üye

Bu tip başarılı insanları okudukça gurur duyuyorum.

Sinan
Yönetici

İlk kez duyduğum ama efsane olmuş bir isimmiş. Teşekkürler.

ahmet çetin
Üye

ilginç

Reha Karakaya
Yazar

Başarı hikayesi…