Eskiden dünyanın en dayanılmaz acısının birini kaybetmek olduğunu düşünürdüm. Aileni, beraber vakit geçirdiğin insanları, dostlarını, sevdiğini kaybetmek… Her şeyin üstünde olan kader bir gün onları bizden kopardığında geri kalan hayatıma nasıl devam edebileceğimi düşünürdüm. Onlardan kalan hatıralarla nasıl yaşayacağımı, beraber adımladığımız yollardan hangi cesaretle geçeceğimi, aklıma geldikleri zaman gözyaşlarıma nasıl hakim olacağımı düşünürdüm.

Kaybetmekten bu denli korktuğum için çevremdeki insanların hiçbir zaman gitmeyeceğini düşünürdüm hep. Yalnızlığın soğuk pençeleri arasında kalmak istemediğim için belki de öyle düşünmek isterdim.

Ama zaman geçtikçe, hayattaki her türlü iyiliği, kötülüğü, zorluğu ve zaferi gördüğümde düşüncelerimin değiştiğini fark ettim. 

Meğerse kaybetme korkusu, kaybetmekten daha acı, daha yaralayan, daha dayanılmazmış. Bu hayatta en değer verdiğin insanı kaybetmenin korkusu tarif bile edilemezmiş. Birlikte aynı şeylere güldüğün, yeri geldiğinde üzüldüğün, yanında yürürken bile kelimelerle açıklanamayacak bir mutluluk hissettiğin, bir gülüşünün, senin dünyadaki var olma sebebin olduğunu bildiğin insanı kaybetmenin korkusu, her ne kadar o an yanında olduğunu bilsen de, insanın yüreğinde açılan ve kapanması mümkün olmayan bir yaraymış. 

Bazı insanlar geçirdiği günlerin bir sonu yokmuş gibi yaşar şu ufacık dünyada. Zaten, yarın güneş tekrar parlayacak bembeyaz bulutların üzerinden diyerek yapılacak işlerinin üzerine bir çarşaf çeker, söylenecek sözlerini de ertelermiş. Çünkü o insanların kaybetme korkusu çekeceği hiçbir şey yokmuş kendi iç aleminde. Uğruna üzüleceği, hasret çekeceği tek bir an bile yokmuş. Siz siz olun, bu dünyada ne olursanız olun, ne şekilde yaşarsanız yaşayın ama arkanıza dönüp baktığınızda asla kapkara bir boşluk bırakmış olmayın orada. Aksine derin izler bırakın arkanızda, kapatılması mümkün bile olmasın.

Her ne kadar insanlar aldırmasa da, akıllarının ucundan bile geçmese de bir gün hepimiz, birilerinin aklında sadece birer anı olarak kalacağız ve onlara kendimizi hatırlatacağız. Ama birileri tarafından hatırlanmak değil mühim olan, mühim olan bizim nasıl hatırlanacağımızdır. 

Hala vakit varken, birileri için endişeleniyor, kaybetmekten korkuyorsanız birilerini, akıllarında güzel bir anı olarak kalmak istiyorsanız veya onu hatırladığınızda yüzünüzde sebebi belli olmayan bir gülümsemenin belirmesini istiyorsanız, ona söylemek istediğiniz ne varsa söyleyin. Onunla yapmak isteğiniz ne varsa yapın. Beklemeyin. Bir gün başınızı yastığınızdan kaldırdığınızda çok geç olabilir. 

Önünüzde upuzun bir hayat olduğunu da düşünmeyin hiçbir zaman, zira akrebin yelkovanı kovalamaktan ne zaman vazgeçeceğini hiç birimiz bilemeyiz…

4
like
1
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
8 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
8 Yorum yazarları
Nasibe AvcıEren Yeniahmet bataryellowredresmiye kar Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Kesinlikle! Sen anılması güzel olan bir söz ol; zira insanlar anıldıkları güzel sözden ibarettir. Yüreğine sağlık.

Nasibe Avcı
Üye

Her an herkesi kaybedebiliriz.bunu günlük davranislarimizda hiç unutmamalıyız

Eren Yeni
Üye

Aslına kaybetmekten korkmamalıyız bazı şeyleri.

ahmet batar
Üye

enteresan

yellowred
Yazar

pek hoşuma gitmedi.