XIII. BÖLÜM

HER ŞEYİN BEDELİ

 Son küreği ben salladım babamın mezarına. Koskoca heybeti ve ihtişamıyla duruyor orada, yatıyor. Sessiz, korkunç, yapayalnız ve çaresiz bir şekilde yatıyor orada. Toprağının ilk suyu gözyaşımdan oluyor. Karın şiddeti durmuştu, güneş en parlak haliyle burada bulunanları ısıtıyor ama en çok babamı ısıtıyor. Yarın veya diğer gün yani ilk kar tanesinin düştüğü gün ne olacak? Babam güçlüdür elbet buna şüphe yok. Demişti ya bana bir keresinde; ‘’soğuğa karşı erkeklik olmaz’’ diye. Peki baba peki kendimi soğuğa karşı korurum. Asıl önemli olan sen ne yapacaksın? Hem ben soğuğa karşı kendimi koruyabildim diyelim peki ben sensizliğe karşı nasıl korurum kendimi?…

Şüphesiz bu konuda bana en yardımcı olabilecek kişi Beyza. Beni kurtaran da o, keşke bunu yapmasaydı. İkimizden başka birde babamı vuran kişi bunu biliyor onun da yakalanması an meselesi diyorlar. Yakalanınca ne olacak ki?

Akşam karanlığı çöktü, ben hala dışarıdayım, dizlerimin bağı çözülmüş değil ancak her an kopacakmış gibi her an düşecek gibiyim. Deniz kenarından eve yürümek hiç bu kadar zor olmamıştı. Adımlarımı sayamıyorum kaldı ki nefesimi dahi zor alıyorum. Bana yardım et Beyza, ne yapacağım ben:

-Bunda bir şey yok hayat devam ediyor…

-Buna hayat devam ediyor denilmez ki!

-Biliyorum, biliyorum Arda. Yapacak bir şey yok dedim ya, sabredeceksin. Baban yaşasaydı senden ne yapmanı istediyse onu yapmaya devam edeceksin.

Sahi babam benden ne isterdi yaşasaydı? Okumamı istiyordu, okula gitmemi ama böyle durumda nasıl okuyacağım ki ben? Evi kim idare edecek, giderlerimizi kim karşılayacak? Annem çalışamayacak kadar hasta, çarem yok çalışmam lazım…

Dinlenmek için en olmayacak yere oturduk, öpüştüğümüz kaldırıma; babamın vurulması gözümün önünde:

-Eve neden geçmedik Beyza?

-Eve geçseydik babanı hatırlamayacak mısın?

-Öyle ya hatırlarım…

Kaç gece o kaldırımda oturarak eve geçtik bilmiyorum ama hiç acım dinmedi, sadece göz yaşlarım dinmeye başladı. Beyza çalışıyor, sonuçta evi için çalışmak zorunda. Annesi de çalışıyor ama yetmiyor belli ki. Aşağıdan geldiğini görebiliyorum, elinde birkaç torba var yine bu sefer babamın hayali değil Beyza’nın ta kendisi. Yanıma geldiğinde kitap dolu torbaları ayaklarımın gibine yüzüme vurur gibi bıraktı:

-Daha ne kadar sürecek bu?

-Ne, ne kadar sürecek Beyza?

-Ne biçim insansın sen. ot gibisin! Okulun başladı okula gitmiyorsun, evinizde ekmek yok çalışmıyorsun! Annen yalnız duruyor destek olmuyorsun, polisse katili yakalamış gitmiyorsun, şebekenin ipi kaçmak üzere sen uğraşmıyorsun!

-Ne yapabilirim Beyza, tek başıma ne yapabilirim? Hem sen demedin mi şebekeye bulaşma diye al işte bulaşmıyorum!

-Sen bu işin burada bittiğini mi düşünüyorsun? Babanı öldürünce onlar intikamlarını aldı ve bitti, öyle mi? Seni öldürmeden onlar bundan vazgeçmeyecekler! Aklın nerede senin?

-Öyleyse baban öldürüldüğünde siz niye bir şey yapmadınız?

-…

-Dur gitme Beyza, özür dilerim dur, ne olur dur!

Niye dursun ki yazıklar olsun bana! Ben ne yaptım, ne dedim ona öyle offf. Bu gece geçsin yarın yanıma gelmese de ben onun yanına giderim, gönlünü alırım. Eve geçtiğimde annem oturma odasında babamın oturduğu koltuğa öylece bakıp ağladığını gördüm:

-Anne nasılsın?

-İyiyim karnın aç mı yemek hazırlayım sana, komşular getirdi.

-…

Bir şey canım istemiyor odama geçip uzanmak istiyorum, öyle de yaptım. Gözümü tavana dikip muhasebemi yapmaya başladım. Okulu bırakmak durumundayım, yarından tezi yok iş arayıp çalışacağım ama ilk olarak polise gidip neler olduğunu, neler yapıldığını gözlemlemeliyim. Arada Beyza’yı bulup gönlünü alacağım, büyük eşeklik ettim. Akşam olunca da Beyza’nın yaptığı gibi babamın acısını dindirmek için kitapçıya gidip kitap okumalıyım. Sahi Beyza’nın son bölümü okumam için yarım bıraktığı kitap ne olacak? O sözünden vazgeçmez mutlaka kitabı getirecektir okumam için.

Uzun zamandır ilk defa rahat uyuyabilmişim. Annem bir şeyler hazırlamış kahvaltıya da çağırıyor zaten annemin sesine uyandım. Sofraya kurulup çayımı yudumlamadan annem başladı yine:

-Ne yapacaksın şimdi? Erken kaldır dedin kaldırdım.

-Polise gideceğim anne ne var ne yok öğreneyim. Sonra da iş bakacağım.

-Polislere yanlış ifade verdim desen vazgeçsen bu işlerden sana bir hal olacak oğlum, korkuyorum. Beyza neler söyledi öyle…

-Anne saçmalama lütfen ben vazgeçmeyeceğim. O şebeke çökecek anne bedeli ne olursa olsun.

Peki ya anne başka ne olacaktı. Bu saatten sonra vazgeçsek ne değişir ki? Hem babamı öldürdüler ikinci kez canıma kast ettiler. Trafik kazası benim hatamdı ama onların kötü emellerine alet oldum, bilmeyerek. İkincisi ise hedef direk bendim. Ama maalesef Beyza müdahale etti.

Kar yağışı tekrar başlamış, sıkı giyinmeyi ihmal etmedim babamın dediği gibi, onun olmasını istediği gibi. Polis merkezine girmek üzereyim ama takip edildiğimi düşünüyorum. Arkamda takım elbiseli bir adam var ne yaptığımı merak ediyor gibi evden beri takip ediyor. Vurmak istese evin önünde vururdu aslında neden takip etsin ki? İyice paranoya oldum galiba. Ufak bir oyun oynamak istiyorum; merkeze giriş yapmadan binanın etrafını dolaşmaya başladım. Hemen binanın dibinden değil iki sokak öteden döndüm ve sokağın içinde kuytu bir yere gizlendim. Adam sokağın başında gözükmeye başladı, telefonunu eline aldı. Sanırım izimi kaybettiğimi düşündü, geri dönecek. Hemen polise haber vermeliyim.

Telefonunu cebine koyunca bu tarafa doğru yürümeye devam etti. Kendimi iyice sakladım, görünmem imkansız. Son adımlarını atmaya başladığında aniden beni eliyle koymuş gibi buldu ve yakaladı:

-Bırakın beni! Ne istiyorsunuz?

-Kes sesini yoksa seni burada öldürürüm!

-Ne istiyorsunuz dedim beni bırak!

-Bin şu arabaya, gidiyoruz!

Anlaşıldı, telefonda beni arkadaşına sordu ve arkadaşı yerimi söyledi. İki önde bir kişi arkada beni rehin almışlardı. Yine uzak ve kuytu olan bir evin önüne geldik. Öteki yerden bir farkı yok, adamlarda aynı, arabalarda… Hatta kuryeyle gelen adamda aynı. Ona baktığımda kendimi gördüm. Ona git buradan diyemeden içeri sokuldum! Büyük ve ıssız bir odaya aldıklarında iri yarı bir adam sorguya başladı:

-Sana haber gönderdik sen niye şikayetinden vazgeçmedin?

-Bana nerede haber gönderdiniz, ayrıca neden şikayetimden vazgeçeyim?

-Öyle mi? İyi düşün göndermedik mi ifadenden önce birini?

-Hayır yok gelmedi diyorum ya! Ayrıca gelse de ben vazgeçmezdim zaten.

-Kaza yaptığın zaman o kız senin kollarında sana ağıt yaktığında o kalabalıktan fısıldandı ona: ‘’Ölmez ve konuşursa bu sefer canını azrail değil biz alırız, seninde!’’

Nee! Beyza sen ne yaptın? Neden bana söylemedin? Korkunun sebebi ve babanın öldürülme hikayesi uydurma mı yani?

-Peki o gazete ne olacak, babasının ölümü yazıyordu?

-Bize göre gazete bastırmak zor değil ki! (Gülmesene piç!)

-Babamı öldürdünüz katiller! Beni de mi öldüreceksiniz?

-Ama polis hala peşimizde! Ayrıca seni öldürünce polis peşimizi bırakacak olsaydı seni çoktan öldürürdük! Daha ilk ifadende bu karardan vazgeçecektin. O kız seni uyardı!

Doğru ya artık polislere olay öyle değil desem bile inanmazlar. Ne olacak ki şimdi? Bu kadar cesur konuşabildiğimi hatırlamıyorum; oysa içim titriyor korkudan:

-Beyza ölecek maalesef genç adam!

-Hayır, hayır buna izin veremem! Beni öldürün, ne istiyorsanız yaparım! Sakın ona dokunmayın!

-Demek öyle, ne istersek yaparsın? O halde savcıyla bire bir konuşup onu bu dosyayı kapatması için ikna edeceksin yani tehdit edeceksin!

-Bu nasıl olur, bu imkansız, bunu yapamam!

-Babanda aynı hatayı yaptı, çok dayak yedi elimden ama savcıyı tehdit edeceği yere polise şikayet etmeye gitmiş onun yüzünden on adamımız ve bir yerimiz daha deşifre oldu. Bedelini de canıyla ödedi! Yirmi dört saat vaktin var. Atın dışarı, aldığınız yere de geri bırakın!

Demek babam kazayla ölmedi, bilerek öldürdüler ha? Bunlar gerçekten ciddiler… Sığındığım kuytu yere geldiğimizde beni arabadan yuvarladılar. Yolda ilerlerken gözlerimi dahi bağlamamaları korkmadıklarını gösteriyor. Hem yaptıkları telefon konuşmalarından anladığım kadarıyla da sadece uyuşturucu işi de yapmıyorlar. Ben ne yapacağım şimdi, savcıyla nasıl görüşme ayarlayıp üstüne tehdit edeceğim? Eğer adamlarından birisi tehdit etseydi gerçek adamları deşifre olacaktı. O köşklerde tutuklanan on kişilik adamlar ajanstan kiraladıkları adamlarmış, kurguya bak hele… Bunları düşünemem işim başka; adımları geri geri gidiyormuş gibi hissediyorum polis merkezine geldiğimde… Beyza için yapmalıyım bunu:

-Merhaba memur bey kurye şebekesi hakkında dosyayı hazırlayan savcıyla görüşmek istiyorum ben olayın mağduruyum.

-Başsavcıyla görüştürelim istersen çocuğum ne dersin?

-Sahi mi? Hayır yok ben olayla ilgilenen savcıyla görüşmek istiyorum.

-Bak ya bir de ciddi. Lan defol şuradan dalga mı geçiyorsun?

-Ağabeyim bakın lütfen bir randevu isteyin çok önemli ben Arda, kaza yapan kişi benim.

Diğer Polis: Dur burada, baş komiser ile konuşacağım. Savcı burada olmaz ama belki randevu ayarlayabilir.

Yarım saat bekledim artık sıkıntıdan patlamak üzereyim yirmi üç saatim kaldı:

-Maalesef savcı evindeymiş ancak yarın görüşebilirsin.

-Yarın çok geç ağabeyim ölüm kalım meselesi.

-Gel baş komisere anlat derdini, biz yardımcı olalım.

Koşa koşa ayrıldım polis merkezinden. Giderken gerek yok ağabey tamam ben yarın gelirim demeseydim kesin kovalarlardı beni… Yorulunca ellerimi cebime koydum ve yürümeye başladım, yerlere bakarak ne yapacağım diye düşünüyorum. Yarın sabah erkenden randevu alırım diyorum ama en fazla iki saatim kalır randevum için bugün mutlaka görüşmem gerekiyor! Kafamı kaldırdığımda az önce beni bırakan aracı tekrar gördüm, çaresiz yanlarından geçiyorum. Cam açıldı ve bir kağıt parçası uzattı:

-Adres burada yazılı, biliyoruz savcı bugün izinli, niyetini anlamak istedik. Adres AVM, evet evde değiller.

Siz nereden biliyorsunuz be alçaklar! Annemi dahi takip ediyorsunuzdur siz! Beyza’yı ve onun annesini hatta onun da annesini, alçak herifler! Fotoğraf bile koymuşlar bulayım diye. Koskoca AVM ve noel alışverişleri için insanlar sabahtan doluşmuşlardır, nereden bulayım ben bu adamı! Neyse yine de akşama nazaran az sayıda insan vardır…

AVM’ye girdim ve insan deryasında boğulmak üzereyim, bu ne kadar kalabalık bir yer! Alt katı arasam üstte gezerler, üst kata çıksam alt kata inerler, nasıl bulacağım! Güvenlikten geçerken güvenlik kulağıma fısıldadı: 2. Kat çocuk oyun alanında!

Sende mi güvenlik görevlisi? Neyse şimdi buna kafa yoramam, asansör bekleyemem, yürüyen merdivenlerde dahi koşmam lazım, dikkat çekme Arda, dikkat çekme! İşte orada, nihayet bulabildim. Ayrılmasını bekliyorum ve gerçekleşiyor istediğim, istikamet tuvalet, oraya gidiyor… Peşinden ilerlemeye başladım ve eminim bende şuan takip ediliyorum. Tuvalete gitmek için koridora girdiğimizde kulağına eğildim:

-Sayın savcı görüşmemiz gerek, lütfen zorluk çıkarmayın!

Tecrübeli olduğu hiç istifini bozmamasından belli, emin adımlarla ilerliyor ve gözlerini gözlerime değilde arkama diktiğini görebiliyorum:

-Seni tanıyorum, beni dinlemelisin, bana uymalısın, plan yapacağız! (Benden korkmuş numarası yapması bile ona güvenmem için yeterli.)

-O davayı derhal kapatıyorsun aksi halde orada çocuğunuzu izleyen karını ve çocuğunu onların yanına varamadan öldürürüz!

-Ttttaamammm! Popz.in sitesinden hesap aç akşam dokuzda oradan mesajlaşacağız, seni bulurum. İsmini başka koy benim de farklı. Kod: Son Çırpınış.

Görev başarılı, dava kapatıldı takip edenler azaldı. Beni birkaç saat önce tehdit eden adam: ‘’Tahmin ettiğimden kolay oldu, aferin. Özgürsünüz.’’ diye not göndermiş. O halde savcıyla ben ne konuşacağım ki? Kapatmışsın işte davayı, üsteleme. Hem son çırpınışlar da ne demek. Şebekeyi bugüne kadar bitiremedin de şimdi mi bitireceksin? Kaç ay geçmiş üzerinden savcı bey! Ailemi tekrar riske atamam kusura bakmayın! Akşam olmadan iznini iptal etmiş ve mesai bitmeden takipsizlik kararı çıkarmışsın, yazık!

Akşam oldu savcı ne diyecek acaba diye merakımdan bir hesap oluşturdum ve internet kafede kendime bir hesap oluşturdum. saat dokuz olmak üzere bir mesaj:

-Sen kimsin?

-Son Çırpınış!

-Hazır ol, iş arama, işin hazır, şebekeye gireceksin! Eve posta geldiği akşam tekrar siteye gir ve tekrar mesajlaşacağız, bu postanın gelmesi uzun sürecek, takibimizin bittiğine emin olacağız. Sen yarın oraya git, ilişki kurmaya başla! Konuşmayı sil!

Siteden çıktı gitti, şu işe bak! Seni dinleyeceğim savcı, seni dinleyeceğim. Umarım ne yaptığını biliyorsundur! Takip edildiğimi düşünüyorum, birkaç saat oyun oynamayı ihmal etmedim, sonra da evin yolunu tuttum…

4
like
1
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
5 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
5 Yorum yazarları
ahmet çetinKoray CömertmustafaBERKAY RÜZGAR ÇÜRÜKSUCan can Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mustafa
Üye

Bu serin çok güzel ama çok uzun internet ortamında okumak biraz zor geliyor sürekli bir ekrana bakmak.

BERKAY RÜZGAR ÇÜRÜKSU
Üye

bu ne okumam ayları bulur ama guzel

Can can
Üye

Bir keçinin tehlikeli şekilde boynuzlarından asılı kaldığı kablodan kurtarılma anları internete düştü. İlk başarısız denemede insanlar keçinin arka ayaklarını merdivenle iterek tepeye doğru yaklaştırmaya çalıştılar. Merdiven yere düşünce keçi tekrar asılı kaldığı yere sürüklendi. Ardından insanlar keçinin ayağına ip bağlayarak tepeye doğru çektiler. Keçi o kadar zaman asılı kaldıktan sonra ilk kez serbest kaldığında şaşkınlık geçirdi. Sonra yoluna devam etti. Hayvan sever komşularımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.

ahmet çetin
Üye

Bencede güzel ama uzun bir yazı olmuş

Koray Cömert
Üye

BAŞARILARININ DEVAMINI DİLERİM