Ailem ile araba kazısı yaptığımızda henüz yirmi yaşımdaydım. Babam kaza yerinde hayatını kaybetti. Annem ise şans eseri kazayı kolunun kırılması ile atlattı. Ben onun kadar şanslı değildim. Bacaklarım araba koltuklarının arasında sıkışmış ve bunun sonucu olarak felç olmuştum. ‘Ölümden beter durumlar da varmış.’ Demiştim kendime. Hayatımın bittiğini düşünmüştüm. Keşke ölseydim de felçli kalmasaydım. Şimdi hayatımı bir tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkumdum.

Kazanın üzerinden iki ay geçti. Bu sürede annem kendi dükkanını açtı ve esnaf oldu. Ben ise anneme yük olmaktan daha fazlasını yapamıyorum. Annem hem bir yandan çalışıyor hem de bir yandan benimle ilgileniyor.

Okulumu bıraktım. Bu halde gitmem pek de mümkün olmuyordu zaten.

Bu arada kendimi tanıştırmayı unuttum. Benim adım Beyza. Açık renkleri sever, tshirtlere bayılırım. Tatlılara bayılırım. En sevdiğim tatlı, künefedir. Koşmayı çok severim. Kazadan önce, koşu yarışmalarına katılırdım. Tabi şimdi bunu yapmam mümkün değil. Kitap okumayı çok severim. Okullar arası düzenlenen kitap okuma yarışmalarına katılırım. Derecem bile var!

Bu durumda olmak beni nasıl üzüyor size anlatamam. Keşke bu kaza olmasaydı. Keşke babam ölmeseydi. Keşke annem hem çalışmak hem de bana bakmak zorunda kalmasaydı. Keşke sakat kalmasaydım. Hızlı giden, trafik canavarı bir kamyonun kurbanı olduk. Bu canavarlar kimseyi umursamıyor. İnsanların hayatlarını o kadar rahat tehlikeye atıyorlar ki! Bir insan nasıl böyle umarsız olabilir? Hadi başkalarını düşünmüyorlar, kendi canlarını da mı düşünmüyorlar?

Ben asıl size özel bir günümü anlatmak istiyorum. Hayatımı değiştiren olay o gün gerçekleşti. Saat öğlene doğru geliyordu. Bizim dükkâna doğru gelen iki kişi dikkatimi çekti. Biri annem yaşlarında bir kadındı. Yanında tekerlekli sandalyede benim yaşlarımda bir erkek vardı. Şaşılacak şey! Adam tekerlekli sandalyesini kendi sürüyordu! Annesi devamlı ‘Sana yardım edeyim.’ demesine rağmen adam bu isteği kibarca reddediyordu.

Bizim dükkanımızın yanında durdular. Adamın annesi olduğunu tahmin ettiğim kadın yanımızdaki dükkândan içeri girdi. Adam ise kapının önünde beklemek istediğini belirtti. Kadın içeri girdikten sonra adam bana döndü:

  • Merhaba. Tanışabilir miyiz? Benim adım Berkay.

Demek ki O da beni fark etmişti:

  • Tabii! Ben de Beyza. Tanıştığımıza çok memnun oldum.

Böylece laf lafı açtı. Berkay 23 yaşında bir gençti. Benim yaşlarımda ve benim durumumda olan biri ile tanışmak benim için çok mutluluk vericiydi:

  • Sen ne iş yapıyorsun Beyza?

Şaşkınlıktan dondum kaldım. Bu nasıl bir soruydu. Bu halde iken nasıl çalışabilirdim ki? Vereceği cevabı çok merak ederek sordum:

  • Ben bir iş yapmıyorum. Ya sen çalışıyor musun?
  • Ben bir yarışçıyım.

Kendimi tutmam pek mümkün olmadı:

  • Nasıl yani? Yarışçı mısın?
  • Evet.

Şok içinde kalmıştım. Bu halimi fark eden Berkay gülümseyerek:

  • Sen ne zamandan beridir tekerlekli sandalyedesin?
  • İki ay oldu.
  • Daha yeni olduğun çok belli. Ben sana anlatsam da sen bana inanmazsın. Ben en iyisi sana numaramı vereyim. Sen bu işin nasıl olduğunu bir araştır. Eğer istersen bana dönüş yapabilirsin.
  • Evet. Teşekkür ederim.

Hayatımın değişimi de böylece başlamış oldu. Evde bu konu hakkında detaylı bir araştırma yaptım. Benim gibi tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalan çok fazla insan vardı ama onların birçoğu benim gibi hayatından şikayetçi olmayı değil, hayatını yaşamayı seçmişti. Çok etkilenmiştim. Ben de Berkay gibi bir yarışçı olabilirdim. İki gün bu konu hakkında düşündüm ve sonunda başlamaya karar verdim. Berkay’ı aradım ve kendisi gibi bir yarışçı olmak istediğimi belirttim. Neşe dolu bir sesle yarın müsait olup olmadığımı sordu. Müsait olduğumu belirttim. Bana bir adres verdi. Yarın oraya gidecektim.

Bana verdiği adres bir koşu pistine aitti. Pistte benim gibi bir sürü genç toplanmıştı. Sonradan antrenör olduğunu öğrendiğim orta yaşlı bir adam, gençlere yeni taktikler öğretiyordu. Yanlarına gittim ve kendimi tanıştırdım. Aralarına katılmak istediğimi belirttim. Büyük bir sevinçle karşıladılar. Antrenmanlara hafta sonu başlayacaktım. O günü gençleri izleyerek geçirdim.

Hafta sonu ilk defa antrenman yapmak için başlangıç çizgisine geçtim. Parkuru zar zor tamamladım. Biraz üzüldüm ama antrenör bu durumun gayet normal olduğunu söyledi. Ben de tekrar denemek üzere başlangıç çizgisine geri döndüm.

Her hafta sonu düzenli olarak antrenman yapmaya başladım. Bir ay sonra artık kendi sandalyemi kendim itebilmeye başladım. Artık hareket edebilmek için anneme pek ihtiyaç duymuyordum.

İki ay sonra artık başka yarışçılarla yarışmaya başladım. Yarışlarım gayet iyi geçiyor, Hiç sıkıntı çekmeden bitiş çizgisine varabiliyordum. İlk defa bir yarışı kazandığımda sevinçten havalara uçtum.

Günlerden bir gün antrenör elinde bir kâğıt ile geldi.

  • Bir sene sonra ülke genelinde bir tekerlekli sandalye yarışı yapılacak. Katılmanı çok isterim.

Sevincimi ve heyecanımı büyük zorlukla bastırarak:

  • Evet. Ben de katılmayı çok istiyorum.
  • Tamamdır o zaman. Listeye senin de adını yazıyorum.

Bir sene çok kısa bir zamandı. Hemen antrenmanlara başladım. Artık hafta içi de antrenman yapıyordum. İnadım ve inancım sayesinde kısa sürede arkadaşlarım arasında birinci olmayı başardım. Antrenör de Berkay da benimle gurur duyuyorlardı.

Antrenman dışı zamanlarımı genellikle Berkay’la takılarak geçiriyordum. Çok hoş bir çocuktu. O benim aksime matematik tutkunuydu. Berkay ile çoğu zaman sahilde dolaşır, bazen de bir kafede sohbet ederdik. O benim en yakın sırdaşımdır. İnsanı anlayabilen bir dosttan daha değerli ne olabilir ki?

Berkay da yarışmaya katılıyordu. Yani o da benim rakiplerimden biriydi. Ara sıra bununla ilgili birbirimize takılır ve ‘Ben senden daha iyiyim. Ben birinci olacağım’ diye dostça tartışır ve gülüşürdük.

Bir sene göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Yarış gününe kadar bol bol antrenman yaptım. Artık o antrenmanların sonucunu öğrenme zamanı geldi de çattı. Heyecandan ölmek üzereydim. Annem beni sakinleştirmeye çalışıyor ama pek de başarılı olamıyordu. Gelen duyuru ile birlikte bütün yarışmacılar başlangıç çizgisine geçti. Yarış alkışlar eşliğinde başladı.

Kıran kırana bir yarış oldu. Ucu ucuna üçüncü olmayı başardım. Berkay ise beşinci olmuştu. Onu geçmeme oldukça üzüldüğü belli idi. Neyse ki gönlünü almayı başardım. Ben de birinci olamadığım için çok üzgündüm. Bir sonraki yarışta galip gelebilmek için daha çok yarışacaktım.

6
like
1
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
7 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
7 Yorum yazarları
salla gitsinÇalı KuşuOlupapatyaKaramekeonur.tskn Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
turuncumavi
Üye

Hiçbir zaman umudunu ve hayata bağlılığını kaybetmiyeceksin Bravo Beyza sana

Rad
Üye

İnsan ne olursa olsun duruma ayak uydurabilmeli ve hayata tutunmaya devam etmelidir. Güzel bir seri olacak devamını bekliyoruz

onur.tskn
Üye
onur.tskn

Beyza mı? :B

salla gitsin
Üye

güzel ve faydalı

Çalı Kuşu
Yazar

Güzel bir hikaye. Farkındalık ve azim üzerine. Yüreğine sağlık.