Bir arkadaşım Fuzuli’nin bir sözünü paylaşınca ister istemez aklıma Reşat Nuri Güntekin’in “Eski Hastalık” isimli romanı geldi. Beni en çok etkileyen romanlardan bir tanesi olmuştur. “Fuzuliye Sormuşlar:

– Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi ?

– Sevmek demiş… çünkü, sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın !”

Reşat Nuri Güntekin’in “Eski Hastalık” isimli romanını okuyanlar bilirler, bir insanı iki kere sevmek mümkün aslında. “Eski Hastalık” babası vasıtası ile Yusuf ile tanışan ve onunla evlenen Züleyha’nın ilerleyen zamanlarda birbirlerini sevmelerine rağmen kişiliklerinin uyuşmaması nedeniyle ayrılmalarını konu ediyor. Roman ayrılma işlemleri devam ederken Züleyha’nın Yusuf’un memleketi Silifke’den ayrılması ve İstanbul’a gitmesi ve orada geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu düştüğü durumun skandal olarak gazete sayfalarında yer alması ile başlıyor. Asıl konu ise Yusuf’un İstanbul’a gelerek, ayrılacak olmalarına rağmen hiç bir şey olmamış gibi Züleyha’yı hastaneden çıkarması ile başlıyor. Reşat Nuri bu tabloyu çok güzel bir şekilde tasvir ediyor ; “ Şerefli ve sevinçli bir doğumdan sonra, karısını hastaneden çıkaran bir erkek de ancak böyle hareket edebilirdi.”

Deniz yolu ile günler sürecek İstanbul – Taşucu seferi başlıyor Yusuf ile Züleyha’nın.  Neredeyse her limana uğrayarak uzun bir seyahat yapıyorlar ve evlerine ulaşıyorlar. Sonunda mahkeme önünde ayrılıyorlar ve gerçek ayrılık zamanı geliyor. O zaman Reşat Nuri Güntekin’in yazdıklarından anlıyoruz ki Yusuf bütün olanlara karşın karısına ikinci defa aşık olmuştur.

Asıl Züleyha’nın içini kemiren ortada büyük bir skandal olmasına ve Yusuf’un tutucu bir yapıya sahip olmasına rağmen neden resmen boşanana kadar ona hiçbirşey olmamış gibi davranmasıydı. Ve ayrılık vakti Adana’ya trene binmek için giderken bu merakını yolda yeniyor, aralarında geçen diyalog şöyle;

“Züleyha: Amma belki ehemmiyetli bir şey sanırsınız. Mademki başladım. Sormak lazım. Hiç ehemmiyetli değil. Küçük bir merak.

Yusuf: Nasıl isterseniz.

Züleyha: Biz bir sene evvel ayrılmıştık öyle değil mi? Yenice’de ayrıldığımız günden beri hür, müstakil iki insan olmuştuk. Sonra beni hastaneden alarak buraya getirdiniz. Şimdi yine dönüyorum. Yani demek istiyorum ki, buna niçin lüzum gördünüz?

………

Yusuf: Hasılı karar verdim. Onun kızını bu vaziyette bırakmak benim için acı olurdu, namertlik olurdu. Size herkesin hürmetini temin etmek lazımdı. Bunun için benim hiçbir şey olmamış gibi sizi gelip almamdan, ailemin, dostlarımın içine getirmemden gayri yol var mıydı ? Yalan söylemeyeyim, bu benim için ağır oldu……”

Fakat asıl bomba bunu takip eden konuşmalarda patlıyor ve Reşat Nuri okuyucuyu romanı bitirmeye bir sayfa kala kendinden geçiriyor;

“ Yusuf: Evet, sizin tabiriniz üzere biz normal, medeni bir karı koca kaldığımız müddetçe mesele yoktu. Fakat o hain Taşucu seyahati yok mu? Her şeyi berbat etti.

Züleyha: Niçin?

Yusuf:  Sizin romantik edebiyatın eski hastalığı nüksetti de onun için…

Züleyha: Ne söylüyorsunuz?

Yusuf: Maalesef öyle. Marmara’da nöbetler yavaştan yavaşa başlamıştı. Nihayet Anamur’da ki plajda doktorların Pronostik grav dedikleri ağır vahamet mertebesine ulaştı. Belki gülersiniz siz. Fakat ne yapalım ki hakikat böyle. Gölyüzün’de, Silifke’de hep bu marazla boğuştuk.

Yusuf’un “ Sizin romantik edebiyatın eski hastalığı nüksetti de onun için…” söylemi ile Züleyha herşeyi anlamıştır.

Ve roman bir itiraf ile tamamlanır ;

“Züleyha: Size bir şey söylemek istiyorum

Yusuf: Öyle mi ? Buyrun.

Züleyha: Ben sizi aldatmadım Yusuf…

İlk defa kocasının adını telaffuz ederken ayıp bir şey yapmış gibi kızarıyor, titriyor, fakat gözlerini onun gözlerinden kaçırmıyordu.

Yusuf: Size inanmak isterim, fakat bu hınzır hastalığa tutulan için şüphe dayanılmaz bir azaptır.”

Ahmet Altan’da Reşat Nuri ile aynı görüşte sanırım;

“ Eski hastalığın tedavisi daha zor, sarsıntısı daha büyüktür.”

Yeniyetmeliklerinde Reşat Nuri’yi okumuş olanlar, gençliğin gümüş heybesine bu hikayeyi koymuşlardır, uzun yolculuklarında, bir insana ikinci kez tutulduklarında bunun nedenlerini ve adını bilirler. Onun adı, eski hastalıktır.”

Okumadıysanız mutlaka okuyun….

5
like
2
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
3 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
3 Yorum yazarları
Triskacocuziyahayrunnisadenizoglu Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Triskacocu
Yazar

Ülkemizde kitap okuma oranları çok düşmüşken böyle ilgi uyandırıcı bir yazı yazdığınız için tebrik ederim. Kitabı okumayanlar mutlaka okumalı

ziya
Üye

ilginç bir kitap. Okumaya fırsat bulursak okuruz inşallah.

Çalı Kuşu
Yazar

???