2.Bölüm:Varlık

Size neredeyse bir hiç olduğumuzu ilk yazımda göstermiştim. Fakat küçük de olsa bir varlığımız var. Ancak neden yaşıyoruz veya görevimiz ne? Bunların cevaplarını aramak istiyorum biraz da.

Kendimizin ne zaman farkında olduğumuzu kesin olarak kestiremiyoruz. Yani biz aslında ne zaman doğuyoruz ve insan oluyoruz? Anne karnından ilk çıktığımız zaman mı? Rahim yatağına ilk düştüğümüz an mı? Yoksa konuşmayı ve düşünmeyi öğrendiğimiz zaman mı? Bunlardan hepsi olabilir. Bu biraz da insan olmaktan kastınızın ne olduğuna bağlı. Var olduğumuzun kanıtı nedir?

Kim bilir belki de sadece  Matrix efsanesinin bir ürünüyüz.

Hepimiz doğar doğmaz bir taklitçi olarak doğarız. Konuşmayı öğrenirken anne ve babamızı taklit ederiz. Onların ideolojilerini alırız. Onların istediği gibi biri olmaya çalışırız. Kısacası hiçbirimiz özgür doğmayız. Çünkü her çocuğun sahibi ailesidir. Her aile istese de istemese de kendi istedikleri gibi çocuklarını büyütürler. Kendilerine benzesin isterler. Ve haliyle biz de ailemiz gibi biri oluruz. Fakat bu şekilde sürmez tabii ki de. Farklı aileleri gördükçe farklı insanları tanıdıkça düşüncelerimiz değişir.

Bu anlattıklarımı hepiniz zaten biliyorsunuz. Peki merak ettiğim bir şey var. Neden bir ideolojiye sahibiz? Neden bir hayat felsefemiz var?

Neden bir karınca gibi yiyip içip içgüdüsel görevlerimizi yapıp ölmüyoruz ? Boş yaşamak hoşumuza gitmiyor öyle değil mi? Her gün ekmek yemek istemiyoruz. Bazen de pasta yemek istiyoruz. Her zaman yükselme amacımız var. Kendimize hayat amaçları seçiyoruz.

Peki neden? 

Sonuçta hiç birimizin ömrünün evren saatine göre bir önemi yok. Neden kendimize bir önem yüklüyoruz?

Bu soruya herkesin bir cevabı var biliyorum. Ama benim yok. Yazımın bir sonraki bölümünde hayatın anlamsız olduğunu düşünen karamsar bir bakış açısıyla “Özgürlük” kavramını ele alacağım.

Aynı zamanda var olmanın beni bunalttığı zamanlar yazdığım bir paragrafı da sizinle paylaşmak istiyorum.

“Sadece artık derin bir nefes alayım istiyorum çok ama çok büyük bir bunalımdayım hiçbir şeyden zevk alamıyorum. Ölmek istiyorum ve yok olmak..Ruhumun zerresi kalmasın istiyorum.Uzayın boşluğunda kaybolayım istiyorum. Zihnimde hiç bir veri kalmasın her şeyi unutmak ve büyük bir yok oluşla sessizce gitmek istiyorum bu diyardan. Dünyadan ve yaşam ihtimali olabilecek her gezegenden nefret ediyorum. Evrenin büyük patlamanın tam tersi şekilde küçülüp bir zerrecik haline gelip yok olmasını istiyorum. Zaman ve mekan kavramından soyutlaşmak ve uzaklaşmak istiyorum. Hiç bir ihtimalin var olmadığı hiçbir şeyin gerçek olmadığı karanlık kimsesiz çukurlarda tüm insanlığın yok oluşunu gözlerimle görmek istiyorum. “

8
like
2
love
0
haha
1
wow
1
sad
0
angry
10 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
11 Yorum yazarları
İlhan DemircanReha Karakayayellowredresmiye karsalla gitsin Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Yokluğu bilmemenin ve varlığın getirdiği ağırlığın arasında sıkışmış bir ruh haline sahipsiniz anlaşılan. Geçeceğine inanmaya muhtaç inancınıza kuvvet diliyorum. Yanlış anlamayın lütfen, sizi anlamak ya da anladığımı söylemek gibi bir iddiam yok; ancak bir dünyalı tavsiyesi olarak kitaplara sığının, orası en güvenli limân. En azından beklenen gemi geleceği ana kadar.

İlhan Demircan
Üye

Bence devamı gelmeli

Reha Karakaya
Yazar

Yazı güzel olmuş elinize sağlık. Başarılar.

yellowred
Yazar

kaleminize sağlık.

resmiye kar
Üye

güzel bir içerik elinize sağlık