Merhabalar Efendim

İnsânların birbirine karşı tahammül edebilme kabiliyetinin dibe vurduğu asrımızda yaşamayı ve belki de onunla birlikte zorunlu olarak içimizde bizi kavuran isteklerimizi, arzularımızı ve de hayallerimizi şöyle bir kenara bırakıp az da olsa nefes alabilmeyi sağlayan kitapların dünyasından yepyeni bir kitapla yine karşınızdayım.

İçinde kısacık dört adet öyküden oluşan Mürebbiye adlı bu eser sizin de bildiğiniz üzere Bir Stefan Zweig eseri. Başladığım bir kitabı bitirmeden bırakamayan bir hasta olarak sonunu getirmek zor oldu diyebileceğim bir kitap.

Her bir öyküde yazarın betimle noktasındaki ustalığına diyecek yok; ancak olayların akıcılığına bazen bu durumun engel olduğunu, yorulduğunuzu hissederek okuyorsunuz. Yani en azından ben öyle hissettim.

İlk öyküde ‘’ahlâk’’ kavramını irdelemeyi amaçlamış gibi; ancak ‘’katı ahlâk kuralları’’ olarak değerlendirilen bu olay örgüsünde mantık açıdan ciddi tutarsızlıkların olduğunu söyleyebilirim.

Ki, ‘’Katı ahlâk kuralları’’ başlı başına bir yazı konusu olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim. Bu başlık altında hepinizin muhakkak söyleyeceği değerli düşünceleri vardır. Arz ederseniz sevinirim efendim.

İkinci öyküye gelecek olursak, bencilliğin ön planda olduğu ve başkalarının duygularını kullanarak oynanan bir oyunla karşılıyor sizi Zweig. İster istemez bu bir şakaysa ya da iyi niyetle tasarlanmış bir oyunsa bile dozu aştığını düşünüyorsunuz. Bir de insân aklının bazen gerekli olup olmayacağı tartışılabilir şeylerle vakti nasıl meşgul edip yorduğu.

Üçüncü öykü de zamanda geçmişe uzanan bir platonik aşkın gelecek de tekrar hatırda canlanmasına vesile olan bir karşılaşmayla konuk oluyor yüreğinizin aklına Zweig. Sonsuz değişmeler içinde değişmeyen tek şeyin değişmezlik ilkesi okunuyor rûhunuza satır satır. İhaneti ve belki de ne oldum değil ne olacağım hakîkatini.

Son öyküdeki betimlemeler ve özellikle doğa ve kadın arasında kurulan bağlantı satır satır okunmaya değer. İster istemez bu tutkulu anlatımı düşünce dünyanızda konuk ediyor ve yazarın hayal m desem yoksa düşünce dünyâsımı desem bilemedim hayran kalıyorsunuz.

Son olarak Almanca aslından çevirisini üstlenen İlknur İGAN Hanım efendiye ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarına şükrânlarımı arz ederim.

Başka bir eserin analizinde buluşmak temennisiyle.

Feyizli okumalar dilerim efendim.

 

121
like
183
love
0
haha
7
wow
0
sad
2
angry
19 Yorum konuları
3 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
20 Yorum yazarları
OlupapatyaSevdasevdaziyaHalilCanZekeriyya Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
turuncumavi
Üye

İyiki varsın Çalıkuşu

muhammed altunkayNak
Üye

Feyizli okumalar dilerim efendim. bu cümleden sonra okuyasım geldi be

Triskacocu
Yazar

Ödünç olarak gönderde okuyun 😉

Sevdasevda
Üye

Giriş yaparken yüreğime dokunan düşünceleriniz, analiziniz kadar değerli ve de okumaya değer. Emeğinize sağlık

ziya
Üye

Analiz için teşekkürler. Başarılı olduğu kadar öğretici de.