Merhabalar Efendim

Hiçbir ahlâkiliğin olmadığı temellere dayalı bir yaşamın sonu çöküşle sonuçlanması kaçınılmazdır. Elinde bulundurduğu güzel olan her şeyi, kişinin etrafındaki insânların zaafları doğrultusunda bir bir harcaması ve bunu yaparken mutlu olduğuna inandırması ne kadar zavallıca bir tercih. Zamanın, insâna haddini bildirdiği mi demeliyim yoksa Tanrı’ nın bir tokatı mı?

Bir Çöküşün Öyküsü adlı bu öykümüzde ele alınan en temel sorunlar yukarıda bahsettiğim şeyler çerçevesinden değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Gençlik çağında, bir kadına verilen ni’met hükmündeki güzellikleri ucuz ve basit oyunlarına alet etmesiyle yaşadığı derin ve acınası bir çöküşü anlatmak istemiş Zweig.

Açıkçası Zweig’ın öykülerini okuyan herkesin fark etmesi kaçınılmaz olan bir nokta varsa, o da hiç şüphesiz kadın karakterlerinin zayıflığıdır. Kadınları zayıf gösterme çabasına girdiğini iddia etmiyorum tabi; ancak zayıflığı, duygularını bu kadar ön planda tutma ve neredeyse akıl ve mantığı bir kenara bırakma durumunu çoğunlukla kadın karakterler üzerinden anlatması kafalarda soru işaretleri oluşturmuyor değil.

17. Louis Dönemi Fransız sarayının en etkin kadınlarından biri olarak çıkıyor karşımıza ana karakterimiz Madame de Prie. Elindeki gücün kendini sarhoş etmesiyle kendini ve saraydaki yerini kaybettiğini asla anlamayan bir kadın Prie.

Fransa’nın o büyülü dünyâsından mahrûm edilmesine neden olan bu güç ve şöhretin sarhoşluğundan uyanmaya ne kadar çaba sarf etmiş olsa da bunu başaramadığını kitabın sonunda görüyorsunuz.

Şaşalı dünyâsından çekip alınan bu kadın, rûhunu nasıl yitirdiğini okuyorsunuz her satırda. Sürgün edildiği Normandiya’ da bulunan köyde, eski gücü, hakîmiyeti ve güzelliğini yakalamaya çaba sarf etmiş olsa da, bunu bir daha asla elde edemedi ve eski günlerini kazanmak adına attığı her adım kaçmak istediği çöküşe onu bir adım daha yaklaştırdı.

Şöhretin, güzelliğin ve belki de en fazla beğenilme duygusunun esaretine düşen bir rûhun dünyâsından, çaresizliği, yalnızlığı ve tükenmişliği yaşlılığın penceresiyle okumayı dileyen herkese tavsiye edebilirim. Son olarak bu eseri kütüphaneme hediye eden kıymetli dostum @dost ’ a şükrânlarımı arz ederim.

Başka bir eserin analizinde buluşmak temennisiyle.

Feyizli okumalar dilerim.

İçinizin kalesi hükmünde olan dışınıza iyi bakın efendim. Zaman gençliğe doğru ilerlerken adımlarımızın yaşlılığa doğru koştuğunu unutmamamız temennisiyle.

 

 

 

 

 

50
like
102
love
2
haha
23
wow
17
sad
0
angry
19 Yorum konuları
3 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
19 Yorum yazarları
Mehtap MehtapCananhazanÇalı KuşuEkin.B Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Ekin.B
Yazar

Stefan Zwein’in eserlerinde hep bir mutlak ahlakiyet, mutlak insanlık ve mutlak toplum oluşturma çabası gördüm. Ütopyanın insanların doğru ahlakıyla ulaşılabilir olduğunu savunan bir yazar. 2. dünya savaşı sırasında hayalindeki dünyanın asla gerçekleşmeyeceğine inandığı ve savunduğu şeylere olan inancını kaybettiği için intihar ediyor. Ama o zaman bahsettiği bir şey bugün var o da Avrupa Birliği. Ben yine de Zweig’i fazla iyimser ve fazla kuralcı buluyorum. Yine de başarılı bir yazar olduğu gerçeği değişmez.

YusufTaho
Üye

Sayende okudumm

HalilCan
Üye

Zweig the lord of writing.

mustafa
Üye

Okumadığım bir eser. Analizleriniz sayesinde epey kabarık bir listemiz oluşmaya başladı ilk analizlerinizden 3-5 kitabı bitirdim. Yetişemiyoruz hızına maşallah.

Melisa Avci
Yazar

S zweig gerçekten muazzam bir yazar