Merhabalar Efendim…

İnsânın en değerli kutsalı sayılabilecek özgürlüğün, en yakın yoldaşının tutsaklık olması ne garip!

 Her şey zıddıyla bilinir hakikatine binâen anlamlandırmaya çalıştığımız ve belki de en başarısız olduğumuz kavramımız özgürlük…

Esârete bir başkaldırış ve insânın, insân olduğunu hissetme noktasında en değerli mihenk taşı kabul edeceğimiz bu kavramla ilgili tarihte sayılması imkân dâhilinde olmayan mücâhadeler duymuş, okumuş ve belki de dar anlamda tanık olmuşuzdur.

 Evet, özgürlük baştan sona insânın –ego-ene-benlik diye vasıflandırdığı, irâde edebilme mekanizmasının derinliğine ve en üstün yaratılışa neden sahip olduğuna doğru nazar edilebilmesi, doğru görülebilmesi, doğru okunabilmesi ve doğru anlamlandırılabilmesi noktasında en değerli kavramdır.

Son zamanlarda yaptığım eser analizlerinde oldukça karamsar bir bakış açısı sergilemiş olmam muhtemeldir. Bu durumun izâhı hususunda değerli yazarımız Sabahattin Ali’ nin Bahtiyar Köpek adlı öyküsündeki bir alıntıdan istifâde etsem çok isabetli olur sanırım, pek tabiî olarak yüksek müsaadenizle.

’’Ah, ben hayvanları çok severim. Bütün canlı mahlûkları, hayatı, güzelliği, saadeti severim. Bahtiyar bir köpek bile benim içimi sevinçle dolduruyor. Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor. Hele cümle âlem bu köpeğin onda biri kadar rahata kavuşsun,  bakın ben bir daha acı şeylerden söz açar mıyım?’’

Analizler noktasındaki şu sıralar ki tutumumu da bu yönde değerlendirme inceliğini güzel yüreğinizden istirham ediyorum haddim olmasa da. Yine çenemin düştüğünün ve lafazanlığa meylettiğimin farkındayım ve sizlerin de ‘’Etme!’’ dediğinizi duyuyorum.

Tamam, başlayalım o vakit ufaktan ufaktan…

1940 yıllarına diğer bir değişle Nazi Ordularının zulmünün doruğa ulaştığı yıllara uzanacaksınız hiç kuşkusuz bu eserle. Aslında bu yıllar bizim tarihimiz açısından da pek iç açıcı verilerin kaydedildiği yıllar değil ya, neyse…

 

 Sıradan bir fabrika işçisi olarak karşımıza sunulan ve yoksulluğun, çaresizliğin, mecburiyetin her rengini görebileceğiniz bir karakter Mitka. Öyle güçlü bir yüreği var ki, insân kendini sorguluyor, insân cesaretinin erişebileceği noktaların sınırlarını görebiliyor başta Mitka olmak üzere onunla aynı kaderi paylaşan her bir karakterde. Yazarımızın kendi hayatını, yine kendini de bir karakter olarak belirlediği bu romanda, bir devletin çökmesine sebep olan her şeyi görebiliyorsunuz. Tabi en başta insânların, özellikle taşrada yetişmiş ve yoksulluğa mahkûm edilen insânların, insânlıktan çıkmış yığınlara karşı verdikleri savaşı, daha doğrusu hayatta kalabilme çabası…

Gerçekliği, dünyânın düzeni ve hakimiyeti, daha genel anlamda insânları kendi istedikleri doğrultuda yönetme arzusuna yenik düşmüş yığınların, hiçbir kural tanımadan ideolojileri yolunda kendileri gibi olmayan insânlara yaptıkları dayatma, zulüm ya da işkence…

Küçük damlaların büyük bir okyanusa dönüştüğü ve bu insân okyanusunun faşizme karşı tüm ruhûyla vermiş olduğu mücadele satır satır Seni Halk Adına Ölüme Mahkûm Ediyorum adlı bu eser.

En az okumaya yeterli sebep kadar anlamaya da yeterli bir isim vermiş yazarımız Mitka Gribçeva bu kitabına. Bulgaristanlı kadın bir partizanın dayatma ve zorla kabul etme politikasına karşı verdiği soluksuz bir mücâhade rûhu ve bu yolda göze aldıklarının ve alabileceklerinin gücü olarak da özetlenebilir. Düşünebilen dimağların adâleti, yaşamak ve yaşatmak adına göze alabilecekleri ve gözden çıkarabilecekleri her şey var bu kitapta.

 Yoksulluk ve buna bağlı olarak gelişen tazyik ve dayatmaların insân üzerinde oluşturduğu olumlu olumsuz neticelerine dâir birçok örnek bulacağınız bu uzun romanı okumanızı tavsiye ederim. Ondan da öte böyle eserlerin gerçekliğinin ütopya olarak dâhi düşünülmeyecek bir dünyâ dilerim, sizin için değil belki ama en azından geleceğiniz/miz için.

 

Başka bir eserin analizinde buluşmak temennisiyle efendim…

Son olarak da bu değerli ve duygu yüklü eseri sitemizin kıymetli okumaya sevdalı üyelerinden Firuze Haktan hanımefendiye ithaf eder, feyizli okumalar dilerim efendim.

 

 

6
like
94
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
11 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
11 Yorum yazarları
hazanHopeTemel UçakZekeriyyarana yildiz Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
rana yildiz
Üye

Özgürlük ne zaman biter. Esarette mi ? Hayir hayir… Özgürluk inancin umudun hayalin ve inandigin degerlerin kaybolmaya yüz tutunca biter zannimca…

Firuze Haktan
Üye

Bizi aydınlattığınızdan ve ruhunuzun bu kadar güzel ve ince olmasından dolayı çoook teşekkür ederim.. iyi ki varsınız.. kitabı en kısa zamanda okumak istiyorum.

mustafa
Üye

Teşekkürler yeni bir kitap analizi için.

hazan
Üye

Adı çok dikkatimi çekti

Hope
Üye

Dikkat çekici ve güzel bir kitap okuyacağım.