Merhabalar Efendim…

İnsân olmak… El-âlem ne der demekten ziyâde içimin içi ne der diyerek bahşedilen solukları alıp vermek çok zor olduğunu okuyarak geçiriyorum ömrümün taşları hükmündeki saatlerimi. Gözlemleme ve akıl-mantık yönüme, duygularımın sürekli yenildiğini görmek zor, yorucu çoğu zaman ama hamd olsun ki âşılması imkânsız değil. Bu durumun bana has olmadığının, hayatıma yer yer konuk güzel yürekli konukların olmasının rahatlığı belki de böyle hissetmeme sebeptir.

Bilemiyorum. Bildiğim ve gücümü aldığım tek şey yalnız olmadığımı biliyor oluşum sanırım. Neyse efendim ben yine biraz ben olan sizin; biraz siz olan benim satırları buraya iliştirerek lafâzanlığa meylettim. Affınıza ilticâ eder, bana bu satırları yazdırmaya mahkûm eden eserin analizine geçmek isterim sizlerin de yüksek müsaadesiyle…

Aslında çok yönlü kaleme alınabilecek yoğunlukta bir eser. Birçok çıkarımda bulunabileceğiniz 19 bölümden oluşturulmuş süsten olabildiğince uzak, akıcılığı ve gerçekliği ön planda bir öykü daha doğru ifadeyle yaşam öyküsü diyebilirim.

Karakterlerin her biri başlı başına analiz edilmesi eseri doğru anlamada ya da eserdeki çok yönlülüğü görebilmede oldukça ehemmiyet arz ettiğini belirtmek isterim. Ancak uzun uzun detaylandırma yapmak gibi de bir niyetim yok. Eseri okumuş olup da tek tek karakter analizleri üzerinde fikir alış verişi arzu eden arkadaşlar varsa şayet her zaman buralarda olacağım şüphesiz.

Olay örgüsünün şekillendiği ana karakterimiz Arturo Bandini. İçimizden, belki de her birimizin duygu ve düşünce dünyasına dâir birçok şeyin üzerinden işlendiği karakterimiz, yirmili yaşlarda, yazar olma yolunda mücadele veren biri olarak çıkıyor karşımıza. Aslında kendisine verilen misyonun hiçbir öneminin olduğunu düşünmüyorum. Yazar olmaya çabalamasının ya da âşık olmasının ya da yirmi yaşında olmasının…

Aslında temelde verilen ve yazarın ısrarla üzerinde durmaya çalıştığı ana temanın birey olma yolunda ve insânın kendini karakterini oluşturma noktasında karşılaşabileceği içsel ve dışsal bütün faktörleri göz önüne sermek. Ahlâki normlar, inanç sistemi, toplumsal kabul, bireysel ispat, gibi gibi… En azından benim baktığım zaviyeden en dikkate değer noktanın bu olduğunu söyleyebilirim.

Toza Sor, John Fante’ nin kalemiyle tanışmama vesile olan ilk eseri. Şayet karşılaşırsam diğer eserlerini de okuyabileceğimi düşünüyorum. Kendine has üslubu kadar insânı işlemedeki samimiyeti takdîri gerekli kılıyor.

Başka bir eserin analizinde buluşmak temennisiyle, feyizli okumalar dilerim…

Mutluluklarımız kadar, acılarımız; yaşadıklarımız kadar yaşamadıklarımız; yaşamak istediklerimiz kadar yaşayamadığımız, kısacası her yönümüzle insânız, en azından insân olmak için var olduğumuzu hatırlamak zorunda kalmayacağımız bir rûha sahip olmak temennisiyle, kendinize diğer bir ifadeyle içinizin içine iyi bakın…

 

17
like
104
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
13 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
13 Yorum yazarları
HopeMehtap MehtapOlupapatyaZekeriyyaCanan Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Hope
Üye

Bir analizden çok daha fazlası insanın kendisi olabilmesinin önemi noktasında cümlelerinizin her birine sonuna kadar katılıyorum

Mehtap Mehtap
Üye

Analizden çok daha fazlası diyerek özetlemek istiyorum. Sizin elinizde kalem çok mutlu

Olupapatya
Yazar

Okurken içinde kaybolduğum bir analiz olduğunu belirtmek isterim. Çıkarımlarınız gerçekten de çok profesyonel tebrik ederim iyi bir okuyucu olduğunuzu bir kez daha gördüm.

Zekeriyya
Üye

Kitaplara yaklaşımınız çok farklı teknik bilgilerle boğmayan bir çalışma sisteminiz var severek takip ediyorum, başarılar

Canan
Üye

Akıcı ve içinde çok şey bulabileceğim izlenimi uyandırdı analiziniz mutlaka bakacağım.