Merhabalar Efendim

Size beyninizi ciddi manada zorlayabilecek bir eserle geldim. Bu kitabı okumak beyinsel sancılara sebep olabilir ki, eserimizin adı da sancılı bir eser olduğunu yansıtıyor.

Yine mi felsefe türü bir kitap demeyin lütfen. Kabul ediyorum öyle bir solukta biten, sizi sayfaları arasında rahat rahat ilerleyin diye anlaşılır cümleler sunmuyor bu türün eserleri. Daha çok zihninizin lâbirentlerine doğru sizi iten, rûhunuzun aklını soru üstüne soru yağmuruna tutan zor bir yönleri var.

Lâkin efendim, sizin de bildiğiniz üzere zihinsel olgunluğu geliştirme ve bir bakıma inancımız oturduğu temellerin sağlamlığını ara da bir yoklamak adına olmazsa olmaz bir türdür felsefe kitapları.

Varolmanın Acısı -Arthur SCHOPENHAUER Felsefesine Giriş adlı eserimiz, adından da anlaşılacağı üzere Arthur Schopenhauer’ in dünyasında yolculuk yapmayı size sunan bir kitap.

Öncelikle kitabın, yazar hakkında bilgi elde etme noktasında gerekli donanıma sahip olduğunu söyleyebilirim. Schopenhauer’ in çocukluğuyla başlayan bir hayat hikâyesiyle karşılıyor sizi kitap. Başlıklar altında çeşitli kavramların dünyasında var olmanın hakikati ve özü irdeleniyor sonraki bölümler boyunca. Bununla beraber aile yaşantısı, yaşadığı dönemin siyasi ve tarihi durumu, inanç sistemi vs. birçok nokta da ‘’Neden böyle düşünüyor?’’ sorusuyla ilgili ciddi ipuçları sunuyor size. Hâsılı kelâm, yazarın düşünce dünyasından dönemi okuyur; dönemin tarihinden yazarın dünyasını anlıyosunuz.

Felsefi yani düşünce üzerine kaleme alınan eserlerde yazarın, düşünce dünyasında en azından yargıç konumuna bürünmeden önce tüm bunların bilinmesi şarttır. Zîrâ, her yazar yaşadığı dönemin koşullarından etkilenir. Bu etkileşim yazarı olumlu yönde geliştirebildiği gibi çeşitli olumsuzluklar sebebiyle de yazarın gelişmesine engel olabiliyor pek tâbî olarak.

Genel anlamda analizini yapma gayreti sarf ettiğim eserlerin çoğunu, okumayı tavsiye ettiğimi siz değerli okuyucular da doğal olarak fark etmişsinizdir. Ancak bunu yapıyor olmam her kitabın okumayı hak ettiği; ancak anlaşılma ve istifade etme noktasında kişinin kendi donanımıyla ilgili olduğu hakikatine inanıyor olmamdan ileri geldiğini belirtmek isterim. Netice de okuduğum kitapları baştan sona tasdîk ettiğim söylenemez; ancak bana kattığı olumlu bir yön dâhi olsa o eser benim için kıymetlidir.

Ayrıca temel anlamda her türün kendine has kuralları vardır. Bir öykü ya da bir roman da bu kurallar belki daha esnektir; ancak biraz daha teknik eserlerde alt yapı şart olduğunu da söylemeden geçmek istemem.

Shopenhauer’ in felsefesini merak eden ve onu yargılamadan dinlemeyi isteyenler için tavsiye edebilirim. Önyargılarını gönül ve düşünce dünyasında kırabilen her insân için olumlu-olumsuz çok şey vâ’d ettiğini okuyan herkes rahatlıkla fark edebilecektir.

Son olarak çevirisini üstlenip derleyen Veysel ATAYMAN’ a edebiyatımıza yapmış olduğu bu hizmetten ötürü şükrânlarımı arz eder ederim.

‘’İstemek ‘irâdi’’ olduğu kadar istememeyi istemek de bir o kadar iradidir.’’

Feyizli okumalar dilerim efendim.

154
like
164
love
2
haha
26
wow
0
sad
6
angry
29 Yorum konuları
7 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
29 Yorum yazarları
OlupapatyaDEHA KARAKAYAtalhasarıkayaEnes CanCanan Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
PINAR GÜL
Üye

anlatımı gayet açıklayıcı iyi bir çalışma olmş

ziya
Üye

Üniversite yıllarından hatırlıyorum. Analiz gayet başarılı. Arthur Shopenhauer hayatı hakkında kapsamlı bir kitap. Ben düşüncelerinde çok fazla tutarsızlık görmüştüm. Yahudiliğin hüküm sürdüğü bir coğrafyadan hareketle Tanrının bilinebilirliğiyle ilgili düşünceleri çok sakat. İrâdeye bakış açısı da sığ. Siz ana başlıkları verip, kararı okura bırakmayı uygun gördünüz. Tebrikler orta yol her zaman iyidir.

Sevdasevda
Üye

Gelecek yıllarımda okumak üzere listeme ekledim. Ben de yeni tanıştım felsefeyle. Bu noktada felsefe hocama ne kadar teşekkür etsem azdır. Analizleriniz kitaplara karşı bakış açımı değiştiriyor. Okuduğum her kitabın bana ne kattığını sorguluyorum. Bunun için ayrıca teşekkür ederim.

Hüseyin Çetin
Üye

Özlediğimiz yazı geldi.Yine mi felsefe türü bir kitap demeyin lütfen. Kabul ediyorum öyle bir solukta biten, sizi sayfaları arasında rahat rahat ilerleyin diye anlaşılır cümleler sunmuyor bu türün eserleri.Siz öyle diyorsanız ilk fırsatta alnır okunur.

mustafa
Üye

En sevdiğim dersti lise yıllarımda felsefe hocamla uzun süreli felsefi tartışmalarımız olurdu. O dönemde felsefe kitaplarına acayip takmıştım. Uzun süreli okumuşluğum vardı felsefe kitaplarını bir baktım ki, kafamda deli sorular oluşmaya başlamıştı belli bir zaman sonra okumayı bıraktım. O yüzden felsefi kitabı okumaya cesaret edemiyorum.