Çok Kıymetli Popzingo Sakinleri.

Öncelikle hepinize kucak dolusu güzellik ve esenlikler dilerim. Gülümseyin lütfen çekiyor melekler. J

Değerlendirmesini yapacağım bu eseri bitirdiğim için öncelikle çok mutlu olduğumu belirtmek isterim. Açıkçası ciddi bir kavram kirliliği yaşayan zihnimden ve kalbimden bir kez daha huzurunuzda özür diliyorum. Bu son yazdığım garip gelebilir size; ama böyle bir yaşam düzenine sahip bir toplumda yaşamak istemezdim, istemem de. Modern zamanın geleceğine ayna tutmayı amaç edinen yazarımıza ‘’Bu düzenin neresinde modernlik?’’ demek isterdim açıkçası. Ancak biraz kendi dönemimin gençliğini gözlemleyince yazarın aslında ileri görüşlü biri olduğu kanaatine ulaşmamak mümkün değil ne yazık ki-sözüm meclisten dışarıdır efendim.- L Eserin bir kere dili hiç alışılır tarzda değil. Hatta yer yer çevirisini yapmayı başaran çevirmenleri takdir etmeden geçemedim. Biliyorum; artık esere geçsen diyorsunuz. O halde;

Çayınızı veya Kahvenizi dilerseniz de Suyunuzu alıp buyurun Efendim. J

İngiliz romancı, besteci, eleştirmen. 1959 yılında beyninde ameliyatı kaldırmayan bir tümör teşhisi konulmuş ve yalnızca 1 yıl ömrü kaldığı söylenen bir yazar. Sırf eşinin geçimini sağlamaya karar veren ve öfkeyle masa başına geçip 12 ay da beş buçuk roman yazan bir azim abidesi. Bütün bunların sonunda konulan teşhisin yanlış olduğu anlaşılan ve yazdığı yazılarla çok ünlü bir yazar olan Anthony Burgess.

Evet, çok ses getiren ‘’Otomatik Portakal’’ veya ‘’A Clockwork Orange-orijinal adıdır efendim.-’’ adlı eserin Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan ve İngilizce Çevirisini Dost Körpe’nin üstlendiği ilginç, şaşırtıcı, düşündürücü, duraklatıcı bir eserle yine karşınızdayım efendim.

Yukarıda da kısaca arz etmeye çalıştığım gibi öncelikle yazar bu kitap için yepyeni bir dil keşfetmiş. Keşke keşfetmeseymiş demedim değil. Ancak bu dili keşfetmesinde yazarımızın ileri görüşlülüğü ve de derinlemesine gözlemleme ruhu etkili olduğu çok açık efendim.

Bir toplum düşünün! İyinin iyilik yaparken duyduğu haz kadar; kötünün de kötülük yaparken aynı hazzı duyduğu.

Bir toplum düşünün! Gençlerinin kötülükten başka hiçbir şeyle meşgul olmadığı. Hatta öyle bir gençlik ki kötülüğü sırf zevk için yaptığı.

Bir toplum düşünün! Düzensizliğin düzen olduğu.

Bir toplum düşünün! Kötülüğün hâkim olduğu.

Bir toplum düşünün! Makineleşen, ruhsuzlaşan beyinlerin hüküm sürdüğü.

İşte tam da böyle yozlaşmış bir toplumda dört arkadaş çıkıyor karşımıza. Alex, Pete, Georgie ve Dİm. Bu dört arkadaşın yaptıkları serseriliklerin etrafında başlıyor olay örgümüz. Henüz 14-15 yaşlarında, gündüzleri okula gitmek için giden, geceleri ise hırsızlık yolsuzluk ve aklınıza gelebilecek gelemeyecek kötü işlerin peşinde hayatlarını öldüren dört genç. Çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa doğru ilerlerken yaşam serüvenlerinde oluşan gelişmeleri Alex’ in ağzıyla dinliyoruz. Zaten yazar için seçilmiş olan başkahramanımız, bütün olayların ve verilmek istenen bütün mesajların merkezinde.

Okurken sorgulama melekenizi sürekli açık tutmanızı, aklınızın sınırlarını zorlayan sorular sormanızı sağlamasının yan sıra; yazar yapılanları öyle çıplak arz ediyor ki artık okumasam diye düşünmeye başlıyorsunuz. -En azından okurken yer yer kitabı kapatıp okumasam diye çok gidip geldim ben.- Yazarın hayal gücünün enginliği takdir edilebilir belki de. Ama ya hayal gücünün ötesinde gelecek gerçekliğin bir haykırışıysa yazılanlar, işte bunun karşılığı olabilecek bir cevap ne yazık ki yok benim heybemde.

Yazarın eser için neden Otomatik Portakal adını seçtiğini okurken çok düşündüm. Hatta satırlar arasında cevabını bulmaya çalıştım. Birkaç cevap bulmuş olsam da kendimce hep eksik kaldığını düşündüğüm için size arz etmenin iyi bir fikir olmayacağında karar verdim. Kusurumu maruz görün efendim.

Siyasal otoritenin halk üzerindeki baskısı mıdır ‘’Otomatik Portakal’’

Yoksa insan iradenin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir sistemin adı mı?

Özgürlüğün yanlış yorumlanması mı, yoksa özgürlüğü oluşturan unsurların bir bir şakağından vurulması mı?

İnsanlığın robotlaştığı bir düzen düzensizliğin simgesi mi, yoksa makineleşmeyi tercih eden bir toplumun kaçınılmaz sonu mu?

Feyizli okumalar dileriz efendim.

 

 

68
like
137
love
0
haha
24
wow
8
sad
0
angry
23 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
22 Yorum yazarları
MaydoganhazanIce coldMustafa Yüceyellowred Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
okan88
Yazar

@ziya ya katılıyorum. En az kitap hakkında yazılanlar kadar adı hakkındaki çıkarımlar da değerli. Okumadığım bir kitap, okur muyum bilemem ama, bana kitabın adı için yakın olan seçenek: makineleşmeyi tercih eden bir toplumun kaçınılmaz sonu

Ice cold
Üye

Analizin kitaptan daha iyi anlatılmıs olması 🙂 kitabı yarım bırakmıstım ben

yellowred
Yazar

filmi de çok başarılı..

halidbinvelid
Üye

Çok gerçekçi ve de profesyonel bir analiz oldu. İlk fırsatta okuyacağım.

Aycan
Yazar

Öyle detaylı öyle çok üzerine düşünülmüş çıkarımlar ki bunlar.. Açıkçası benim de kitaptan gözüm korktu biraz ama aynı zamanda meraklandım da. Emeğine sağlık Hayrünnisacım