Gözümü yavaşça açtığımda kendimi bir göl kenarında buldum,hava sıcak ama tatlı bir rüzgar esiyor.Tam bir ağaç gölgesinde uzanmış gökyüzüne bakarken bir çığlık duyuyorum.Küçük bir kızın çığlığı bu,koşa koşa çevreyi arıyorum.Bir yere mi düştü acaba yada köpek mi kovaladı?Ne olduğunu anlamaya çalışarak etrafa bakarken o simsiyah boncuk gözleriyle bana bakan,boyu ancak dizlerime kadar gelen minik kızı görüyorum.Gözleri dolu dolu,yanakları kızarmış ve o kadar çok korkmuş ki bir fidan kadar narin bedeni baştan ayağa titriyor.Gözlerini gözlerimden asla ayırmıyor.O kadar da güzel bir çocuk ki.Bir başına ne yapıyor ki ormanda? Tam yanına yaklaştığım sırada kız bir çığlık daha atıyor.Kızın attığı çığlığın sesi bana oldukça tanıdık gelen bir sese karışıyor.Alarm sesime..

    Yeni bir güne bir kez daha merhaba falan deyip neşe pıtırcığı olamayacağım.Zira oldukça sıkıntılı günler geçiriyorum.Hiç uyanmak istemememe rağmen geçen günler beni ölüme yakınlaştırıyor diye elimden geldiğince yaşamaya çalışıyorum.Ne kadar başarılı olduğum tartışılır tabi.Rüyam geliyor aklıma.O küçük kız..Acaba neydi onu o kadar korkutan? Ve neden ben ona yaklaştığımda çığlık atmıştı?Hayır yani uyumadan önce film falan da izlememiştim ki etkilenmişimdir diyeyim.Ben tam rüya hakkında düşüncelere dalmışken o beklenen ses duyuldu:

-Deniz,hazırlan da gel hadi.Hazırlıyorum bak kahvaltıyı.Annem bu enerjiyi nereden buluyordu hiç anlamıyordum.

-Geliyorummm.. Yataktan sürünerek çıktıktan sonra hazırlanıp salona geçtim.Azra sultan yine döktürmüştü.Yaşasın yemekler,gelsin kilolar !! Hayatımda beni tek mutlu eden şey yemekler olabilir.Herkes depresyonda iştahtan kesilirken ben mutluluğu yemeklerde bulur oldum.Durum kötüye gidiyor kabul ediyorum.Ama şimdilik yapacak bir şey yok.

    Azra sultana kocaman bir öpücük kondurduktan sonra okul yollarına düştüm yine.Bir gün okul yollarında can vereceğim diyorum kimse inanmıyor.Sabahın köründe metroda uyuklayan insanlar arasında,kulağımda Nomy-I love you Diane dinleyerek kendime gelmeye çalışıyordum.Nomy’nin ne kadar psikopat bir insan olduğunu düşünüp dışarıyı izlerken metrodaki insanların arasında oldukça tanıdık gelen bir sima ile karşılaştım.Kim bu diye düşünüp dururken o da beni tanımış olacak ki yanıma geldi.

-Selam uğur böceği,nasılsın? dedi gayet sevecen bir tavırla.Bu ne samimiyet diyip bozabilirdim onu,ama ne gerek vardı ki.

-İyiyim sağolun,siz nasılsınız?

-İyiyim ben de.Azra hanım nasıl? diye devam etti konuşma.Ben bir türlü tanıyamıyordum bu kadını.Ama o kadar tanıdıktı ki..Belki de annemin eski arkadaşlarından biriydi ve ben onu evde toplandıkları zaman falan görmüş sonrasındaysa unutmuştum.Olamaz mı?Olabilir.Sonuç olarak tanıyamadığımı belli etmeden tamamlayabildim konuşmayı.Vedalaştık ve gitti.Birkaç durak sonra da ben inip kafamda  onlarca soruyla okulun yolunu tuttum..

6
like
3
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
7 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
7 Yorum yazarları
Murat SiyliÇalı KuşuHüseyin çetinPINAR GÜLThe Qreyo Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
onur.tskn
Üye
onur.tskn

Falan, felan, filan gibi kelimeler hikayelere ya da romanlara yakışmıyor. Hikaye güzel ama çok keskin geçişler olmuş. ?

ilhn_dmrcn06
Üye

gayet iyi bence

Murat Siyli
Yazar

Etkileyici hoş bir hikâye

Çalı Kuşu
Yazar

Üzerinde çeşitli düzenlemeler yaparak daha iyi hale getirebilirsiniz. Emeğinize sağlık efendim.

Hüseyin Çetin
Üye

Ellerine sağlık