Klasik Türk müziği denilince akla gelen ilk isimlerden biridir Hammamızade İsmail Dede Efendi. Kendisi Klasik Türk müziğine gönülden bağlı, “Musiki öyle derin bir deniz ki ben ancak paçalarımı sıvadım, hâlâ giremedim” diyecek kadar mütevazı bir kişiliktir. Beş yüz’den fazla eseri olduğu tahmin edilmesine rağmen, o zamanlar nota yazımının pek yaygın olmaması sonucu günümüze iki yüz altmış yedi eseri ulaşmıştır.

Peki, başlığımızda belirttiğimiz hikaye nedir?

Dede Efendi, III.Selim, II. Mahmud ve Sultan Abdülmecit han zamanlarını görmüştür.

Özellikle Abdülmecit, II. Mahmud gibi yenilikçi ve batı kültürünü yakından takip eden bir padişahtır. Sadece devlet idaresinde değil,  müzikte de batılılaşmanın önemli olduğunu düşünür. Bir gün, sarayda ağırlayacağı Fransız konukların beraberinde getirdikleri Fransız müzisyenlerin konserinden çok etkilenir. Ertesi gün ise sarayda Türk müziği konseri olacaktır. Abdülmecit, Türk müziğinin konuklarını sıkacağını düşünür  ve Dede Efendi’ye  “bugün yapılan konseri gördün, yarın için ne düşünüyorsun?” diye sorar. Dede Efendi, “siz hiç tasalanmayınız hünkarım” diyerek padişahı biraz olsun rahatlatsa da, Abdülmecit’in içinde kuşkular vardır.

Ertesi gün konser başladığında Türk sazları vals ritimleri ile giriş yaparlar . Dede Efendi’nin sadece bir gecede bestelediği “Yine bir Gülnihal, aldı bu gönlümü” adlı eseri çalınırken bütün davetliler dans etmeye başlar. Konserden pek umudu olmayan  Abdülmecit’in keyfi yerine gelmiş, Dede Efendi verdiği sözü tutmuştur.

Dede Efendi, besteyi yapmadan kısa bir süre önce rahatsızlanmıştır. Bir bakıcıya ihtiyaç duyar. Kendisine Gülnihal kalfayı bulurlar. Kimse bilmez ama hastalığı zamanında Gülnihal kalfa ile bir yakınlaşma yaşamıştır. Esere ilhamı veren, bakıcısı Gülnihal kalfadır.

Eser çok beğenilir  ve Dede Efendi, Abdülmecit tarafından altınla ödüllendirildir. Bu durum Klasik Türk müziğine aşık Dede Efendi’nin aslında hiç hoşuna gitmez; hatta padişahın daha çok Batı müziğine benzer eserler yazması için kendisine baskı yapmasından bunalır. Arkadaşlarına ve öğrencilerine zaman zaman bunu belirtir.

Baskılardan bunalan Dede Efendi, Sultan’dan izin alıp Hacca gitmek ister. Yakın arkadaşı Zekai Mehmet Ağa ve iki öğrencisiyle yolculuğa çıkar. Hac’da yakalandığı kolera hastalığına yenik düşüp 1846’da vefat eder. Mekke’ye defnedilir.

Günümüz Türkçe’sine çevirip Yine bir Gülnihal’in sözlerini yazarsak:

Yine bir gül fidanı (aslında sevdiği kadının adıdır) beni kendine aşık etti.

Gümüş tenli, gonca dudaklı ve bedelsizdir o güzel.

Ateş gibi yanakları bu gönlümü yaktı.

Eda dolu, cefa dolu, pek küçük ve pek güzel

Kimsede böyle bir gönül alıcılık görmedim.

Böyle kaş, böyle göz, böyle el böyle yüz.

Aşıkının kalbini üzmek için göz süzer

Aman, pek yaman , her zaman güzeldir o güzel.

Dede Efendi aslında “Yine bir Gülnihal aldı bu gönlümü” eserini Vals değil , yine Klasik Türk müziğinde kullanılan Semai usulünde yazmıştır. Batı müziğinde Semai usulünün karşılığı olmadığı için vuruş benzerlikleri nedeniyle genelde Vals ile karıştırılması normaldir. Bu özel durum , bestekarımızın ne denli bir müzikal deha olduğunu önümüze bir kere daha getirir. Dede Efendi, Sultan’ın yüzünü kara çıkarmasa da, aslında bildiği yoldan şaşmamıştır. Padişah fermanı da olsa, ilkelerinden vazgeçmemiştir.

11
like
5
love
1
haha
2
wow
0
sad
0
angry
14 Yorum konuları
4 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
15 Yorum yazarları
EnesKasim ekimMurat SiyliyellowredHadiOrdan Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
demir.demirgil
Üye

Popzinden öğrendiğim bilgilerle bu gidişle “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasını kazanacağım.

Ayse Teyze
Yönetici

Amerika da senelerdir tanıdığım değerli müzisyen dostum harika, değişik bir yorum olmuş. Iyiki varsın yazılarını bekliyoruz

nazgulbacanagi
Yazar

ben de 9. senfoniyle türk marşına mehter sözleri yazmak istemişimdir 😀

Çalı Kuşu
Yazar

Kelimeler, anlamlarını çeviri yapıldığında kaybeder.”Roundpuffs” yazarın dediği gibi

Olupapatya
Yazar

Güzel bir çalışma