Uyarı: Bu röportaj yapılırken hiçbir bitki ve hayvana zarar verilmemiştir.

Sitemizin kıymetli sakinleri, cümleye apartman yöneticisi gibi girsem de korkmayın aidat falan istemeyeceğim. Baktım site yazarları tek tek röportajları patlatıyea. Bir röportaj da ben patlatayım dedim. Böylece röportaj patladı gitti. 😀 Sizleri Fatih Güleç’le tanıştırmak istiyorum. Kendisi Farmobile adlı projeyi uygulayan tarım mühendisi. Başlık havalı olsun diye domateslere fısıldadığını ben uydurdum. Samimi ve bilgi dolu bir röportaj yaptık. Lafı uzatmadan sizleri Fatih Güleç’le ve engin bilgileriyle baş başa bırakıyorum. İyi okuyun, ortamlarda tarım hakkında konuşurken Fatih Bey’in cümlelerini araklayın havanız olur. 😉

1- Her röportajın ilk sorusu: Bize kendinizden bahseder misiniz Fatih Bey? Sizi biraz tanıyalım.

1967 Yılında Tokat’ta doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Tokat’ta okudum. 1984 yılında ODTÜ Makine Mühendisliğini kazanıp Ankara’ya gittim. 1987 yılında 2. sınıfta okulumdan ayrılmak zorunda kaldım. Memleketime döndüm ve Tokat Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünü bitirdim. 1996 yılında evlendim, bu evliliğimden Barış ve Öykü isimli pırlanta gibi 2 tane evlat kazandım, ertesi yıl Sınıf Öğretmeni olarak kamuda işe başladım. 5 yıl boyunca Tokatta köy öğretmenliği yaptım. 2002 yılında Tarım Bakanlığına geçtim. 2014 yılına kadar Bakanlık bünyesinde Kayseri ve Sivas illerinin çeşitli ilçelerinde çalıştım. Gıda Kontrolörlüğü, Organik Tarım sertifikalarım var. Bu alanlarda eğitimlere katıldım. Çiftçi eğitimlerinde muhtelif kurslar verdim. 2012 yılından itibaren kendi ekilişlerimi yapmaya başladım. 2014 te kamudan ayrıldım. Çocukluğum bahçeli evlerde ve mahallelerde geçti, doğaya her zaman yakın oldum. Hala da iflah olmaz bir doğasever olarak yaşamımı devam ettiriyorum.

2- Şu anda neler yapmaktasınız? Projenizi bize tanıtır mısınız?

2015 yılında tohumluk patates yetiştiriciliğim sırasında ekonomik sıkıntılar yaşadım. Sivas’tan Eskişehir’e taşındım. Burada bir inşaat firmasının şantiyelerinden birinde idareci olarak çalışıyorum. Yaşadığım yerin yakınlarında 150 metrekarelik bir bahçem var. Hazırladığım projemin pilot parsellerini buraya kurdum ve projemi gerçekleştirebilmek için çabalıyorum. 2 yıldır aklımda olan bir projeydi Farmobile. Uygun bahçeyi bulunca neden hayata geçirmeyeyim dedim kendi kendime ve başladım. Zaten projemin tüm yazımı ve finansal tabloları hazırdı. Yatırımcılarla görüşmelere başladım. Bir yandan da sosyal medya üzerinden sesimi duyurmaya gayret ettim. Sağlıklı beslenmek isteyen geniş bir kitle var ülkemizde. Sağ olsunlar teveccüh gösterdiler, gittikçe büyüyen bir aile olduk.

Farmobile; uygun yeri ve fazla zamanı olmayan insanlar için, diledikleri tarımsal ürünü organik olarak, kameralarla izlemelerine olanak sağlayarak onlar adına yetiştirmeye dayalı bir mobil sistem. 9 metrekarelik bir parsel kiralıyorsunuz bizden, yetiştirmemizi istediğiniz ürünleri seçiyorsunuz, neler yapılmasını istediğinizi söylüyorsunuz, biz de sizin istekleriniz doğrultusunda o ürünleri yetiştirip, çıkan ürünü size teslim ediyoruz. Tüm bu olayları 7/24 canlı parselinizde kurulu olan kamera ve mobil aygıtınıza yükleyeceğiniz uygulama ile dilediğiniz an canlı izleyebiliyorsunuz.

3- Domateslerin özel hayatı kalmamış desenize. Projeyi nasıl ve ne zaman geliştirdiniz, bu işe atılmaya nasıl karar verdiniz?

Kamuda çalışırken pek mutlu değildim. Ziraatçı olmak, tarlada bahçede olmayı gerektirir. Ayakkabınız, elleriniz çamur olmadan ziraatçı olamazsınız. O nedenle hep hayalimde kendi ekilişlerimi yapabilmek, bir şeyler üretebilmek vardı. Bunu gerçekleştirdim kısmen. Son yıllarda insanların aldıkları sebzeye meyveye güvenmediklerini fark ettim. Basında yurtdışına satılan ürünlerin sağlıklı olmadığından geri döndüğüne ilişkin haberler oldukça sık çıkmaya başladı. İnsanlara sağlıklı ürünler yetiştirip, onları bu ürünlerle nasıl buluştururum diye düşünürken bu sistemi geliştirdim. 2 yıl boyunca adım adım ördüm kafamda ve kâğıda döktüm. Dünyanın tüm ülkelerinde uygulanabilecek, sağlıklı tarımsal ürün isteyen insanlarımızın gereksinimlerini karşılayacak bir sistem yarattığıma inanıyorum. Diğer taraftan küçük araziler üzerinde sağlıklı üretim yaparak arazi kullanımını da değerli bir hale getiriyoruz. Bu tarımla uğraşan insanlarımız için örnek olacak bir projedir. Ürettiğiniz ürüne değer kazandırmak, gelirinizi ve refahınızı artıracak bir unsurdur.

4- Çiftlikbank ile karıştıranlar olmuş. Çiftlikbank nedir, Farmobile nedir?

İnsanımız dar bakıyor bazen olaylara. Tarımsal proje diyorsunuz, aaa Çiftlikbank mı diyor? Yahu her sakallı nasıl dedeniz değilse, her tarımsal proje de Çiftlikbank değil. Kısa zamanda çok para kazanma hırsıyla para yatıranlar şimdi her düzgün projeye aynı lafı söylemekte beis görmüyorlar. Çiftlikbank üretime dayalı olmayan bir saadet zinciri. Farmobile projemizde bir kere para toplama diye bir şey yok. Arazi kiralıyorsunuz ve hizmet bedelini ödüyorsunuz. Bunun karşılığında insanlara kiraladıkları parselde yetişen üründen başka bir şey vadetmiyoruz. Ne yetiştiyse onu parsel sahiplerine teslim ediyoruz. Dolayısı ile şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, Farmobile bir reel üretim projesidir. İnsanlara ulaşımımız sanal olabilir, ancak ekilen dikilen yetişen her şey reeldir, elle tutulur, sağlıkla yenilir. Bu açıdan Çiftlikbank’la kıyaslayanlara projeye bir göz atmalarını tavsiye ediyorum. Okuduklarında, işleyişi kavradıklarında zaten farkı fark ediyorlar.

5- Tosuncuk Arjantinlerde gününü gün ediyor siz burada otun çöpün başını bekliyorsunuz hiç akıl kârı değil. J Hayata geçirdiğiniz veya geçirmeyi planladığınız başka projeleriniz var mı?

Çok önem verdiğim 2 projem daha var. Yurtdışına sattığımız kekik ve naneyi organik olarak yetiştirip, kurutup, paketlemek üzerine bir projem hazır bekliyor. Diğeri de Farmobile’in hayvansal üretim safhası… Bunlara da ömrümüz yeterse bakacağız artık…

6- Hayvanseverlik de var galiba. Yeni arkadaşa isim bulabildiniz mi?

Evde bir erkek tekir kedimiz var. Kızım Öykü adını Kea koydu. Şantiyede de bekçi köpeğimiz var Zilli diye. Hayvan sevmeden doğa sevilmez zaten. Küçük arkadaşa henüz isim konusunda karar veremedik, işçi arkadaşlarımızın fikirlerini de alıyoruz. Bir ortak karara varıp isim bulacağız umarım. (Röportajı yaptığımız günlerde isim henüz konulmamıştı, artık yavrunun bir adı var.)

7- Kea Fenerli topçunun ismiydi sanırsam. Bu arada çayın ve balkonun hayatınızda yeri büyük desek yanlış olmaz.

Akşama kadar sahada, arazideyim. Yazın güneş ve sıcak, kışın çamur ve soğuk. Akşamları dinlenebilmek adına çok fazla dışarı çıkmıyorum. Yaz akşamları balkon serinliğinde çok severim çayı… Çay vazgeçilmezimdir. Sabah gözümü açtığımda çaydanlığın altı yanar, ta ki uyuyana kadar.

8- Türkiye’de ve dünyada tarımın geldiği nokta hakkında ne düşünüyorsunuz? Ülkemizde ve dünyada yapılan doğrular ve yanlışlar neler? Tarımın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Dünya devletlerinin tarım politikalarını nasıl görüyorsunuz? Tarımda önemli adımlar atan ülkeler var mı?

İnsanoğlu yaşadıkça şu gerçeğin farkına varıyor, sağlık önemli. Dünya üzerinde hala düzgün beslenemeyen insanlar var, gıdaya ulaşamayan açlıkla mücadele eden insanlar var. Üretimin artırılıp insanların gıdaya kolay ve ücretsiz ulaşması konusunda çalışmalar yapılıyor ama oldukça yetersiz. Beni ilgilendiren kısmı tarımın budur. Büyük ülkelerde büyük şirketlerin belirlediği tohum, ilaç ve üretim modellerini uygulayan bir tarım sisteminin içindeyiz. Bu büyük çarka kafa tutamazsınız. Sadece küçük girişimlerle sağlıklı üretim amaçlı küçük gayretler gösterebiliyoruz. Böyle girişimlerin çoğalması tek beklentim.

Tarım konusunda dünyada büyük ilerlemelerin yaşandığı bir gerçek. Topraksız tarım, dikey tarım, sera alanlarındaki artış, teknolojinin tarıma adaptasyonu, bilgi aktarımının hızlanması gibi çok büyük ilerlemeler kaydedildi son yıllarda. Ülkemiz olarak tüm bu gelişmelerin çok çok azının yansıdığı bir sektör tarım. Girdi maliyetlerinin yüksek olması, aracıların üreticiden daha fazla kazanması gibi majör sorunlar nedeniyle gittikçe kan kaybeden bir sektör. Avrupa, Hindistan ve Çin tarımsal anlamda çıkış yapan ülkeler arasında. Gelişmeleri daha yakından göreceğiz önümüzdeki yıllarda. Çünkü tarımsal üretim trendi hiç sona ermeyecek yaşamsal bir öneme sahip.

9- Tarım ilacı kullanmadan tarım yapmak zor mu?

İlaçsız tarım yapmak mümkündür. Ama zordur. Esasen ilaç kullanmanın dozu ve uygulama zamanları doğru belirlense bu kadar zarar vermeyeceği de bir gerçektir. Çok uygulanıyor, hasada yakın atılıyor ilaçlar ve kalıntılar oluşuyor. Çok uygulama kaynaklı toprak ve su kaynakları kirleniyor. Organik tarım ekolojik sistem içerisinde yer alan, doğaya zarar vermeyen bir üretim sistemidir. Biz bu ekolojik üretim sisteminin yaygınlaştırılması için mücadele veriyoruz.

10- Dünya ve Türkiye çiftçisi ne yapmalı, ne yapmamalı?

Tarım insanı bilgiye önem vermeli. Data analiz sistemleri var artık, iklim, toprak, nem, su gibi tarımı ilgilendiren ana unsurlarda geçmiş yıllara dayanan durum analizleri ve teknolojiyi kullanarak mevcut durum analizleri yapılabiliyor. Uydulardan her an her veri gözlemlenip uygulamaya dönüştürülebiliyor. Çiftçi bu sistemlerden yararlanmalı bence. İyi bir üretim planlaması yapmalı, Pazar hâkimiyetini güçlendirip söz sahibi olabilmek adına mutlaka güç birliği yapıp kooperatifleşmeli. Büyük alanlarda büyük üretimlerle piyasaya yön veren aktörler konumuna dönüşmenin tek yolu kooperatifleşmekten geçiyor.

11- Tohum, gübre, tarım ilaçları, sulama gibi konular hakkında çiftçiye ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Mümkün olduğunca kendi tohumluklarını kendileri üretsinler, ilacı evladına verir gibi dikkatli versinler, çok mecbur kalmadıkça ilaçtan uzak dursunlar. Gübre konusunda ise, alışılagelmiş gübrelemeden vazgeçip toprak tahliline göre eksik olan besini tamamlamayı tercih etmeliler. Yanlış gübreleme nedeniyle bugün ülkemizin birçok yöresinde besin elementi dengesi bozuk topraklar mevcut. Fazla gübre taban suları yoluyla, su kaynaklarımızı kirletiyor. Her konuda olduğu gibi gübre ve ilaç konusunda, ölçülü ve zamanında uygulama şarttır. Yağmurlama ve damlama sulama sistemleriyle suyun gereksiz kullanımı önlenebilir. Vahşi sulama metotlarından derhal vazgeçilmelidir. Tarla nem oranlarının takip edildiği veri analizleriyle gerektiği kadar ve gerektiği zaman sulama yapmak hem su kaynaklarımızın korunması, hem de ekonomik tasarruf olarak lehimize olacaktır.

12- Son olarak tüketiciye vermek istediğiniz tavsiyelerinizi alalım. Ardından İstiklal Marşı, kapanış.

Gıda güvenliğine dikkat etmelerini öneririm. Sebze meyveyi güvenilir yerlerden temin etmeli, ilaç kalıntılarına karşı yıkama ve temizliğe önem vermeleri gerekmektedir. Güçleri yetiyorsa organik sertifikalı tarımsal ürünleri kullansınlar. Ama ne olursa olsun, yıkama ve temizlik en önemli unsurdur. Mevsiminde yetişen ürünleri mevsiminde tüketmek gerekir. Hepinize sağlıklı günler diliyorum…

Bu güzel sohbet ve verdiği değerli bilgiler için Fatih Güleç’e teşekkür ediyor, sağlıklı sebze ve meyveler yetiştirdiği projesinde başarılar diliyoruz. Fatih Bey’i ve yetiştirdiği meyve-sebzeleri Twitter hesabından takip edebilirsiniz. Ben de dedemin küçük bahçesinde yetiştirdiği salatalığı kabağı biberi çekip Fatih Bey’e menşınlayacağım. Tüyoları kaptığınıza göre yoruma abanmayı ihmal etmeyiniz sevgili okur. Fatih Bey’in sürekli toprakla iç içe olması ve yavrunun renginin de toprak rengi olması sebebiyle yavru köpeğe Toprak ismini önerecektim fakat röportajımız yayınlanana kadar isim bulunmuş. Mahkeme kararıyla isim değiştirme şansınız hala var haberiniz olsun. 🙂

26
like
11
love
0
haha
1
wow
0
sad
0
angry
20 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
20 Yorum yazarları
Firuze HaktanCan canMurat SiyliAhmet BoztürkReha Karakaya Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Endymion
Üye
Endymion

Çiftlikbank olayını unutturabilecek derecede güzel bir röportaj olmuş (:

Zeynep Ece
Yazar

çok güzel bir içerik olmuş. teşekkürler

Mustafa
Üye

bu güzel röportaj için teşekkürler

Aycan
Yazar

Emeğine sağlık, ne kadar samimi bir röportaj olmuş. Soruların sorulma şekli bile gayet hoş 🙂 Röportaj konusunda gayet yetenekli olduğunu düşünüyorum Nazgul. Samimi cevapları için Fatih beye teşekkür ederiz 🙂

mustafa
Üye

Türkiye’mizin,bu tip insanlara ihtiyacı var.Çiftlik bank gibi dolandırıcılara değil…