Hayatımda en nefret ettiğim şeylerden birisi televizyon izlemek. Ama ilginç bir şekilde, bu kadar nefret ettiğim bir şeyi her gün yapıyorum. Bazen ise gerçekten karşıma çok ilginç programlar çıkıyor. Bu programların başında izdivaç programları, yarışmalar ve kadın programları(cinsiyetçilik gibi bir amacım yok sadece bu programların literatürdeki adını bilmiyorum.) geliyor.

Bazen oradaki insanların hareketlerini anlamaya çalışıyorum. Rol mü yapıyorlar yoksa gerçekten mi böyleler diye düşünüyorum kendimce. Ve hemen hemen her programda insanlarda ortak bir davranış fark ediyorum. Aşırı derecede dedikodu yapıyorlar. Ve her gün milyonlarca insan dedikodu ve gıybet dolu bu programları izleyerek zevk alıyorlar.

Peki neden?

Dedikodu kötü bir şey ise bu insanlar neden izliyorlar?

Veya aynı insanlar televizyonlarda bir cinayeti veya bir tecavüzü zevkle izliyorlar mı?

Hayır. Çünkü bu insanlar kötülükten hoşlanmıyorlar. Peki neden dedikodudan hoşnut kalıyorlar?

Bu sorunun cevabı ise gerçekten çok acımasız.Çünkü biz insanların diğer canlılardan daha başarılı toplumlar oluşturabilmesinin nedeninde aslında dedikodu yatıyor.

Muhtemelen ilk başta savunduğum bu iddiayı reddebilirsiniz. Reddetmekte de haklısınız. Ancak benim kastettiğim dedikodu kavramı, günümüzdeki “gıybet” kavramı ile eşdeğer değil.

Neyse bu konuya az sonra açıklayacağım bazı şeylerden sonra değineceğim.

Sizce dünya üzerinde mutlak barış olabilir mi?

Veya sizce dünyadaki her insan dost olabilir mi?

Bu soruya “Ne olursa olsun bu dünyada mutlak barış sağlanamaz” şeklinde cevap verebilirsiniz muhtemelen.

Peki soruyu şu şekilde değiştireyim.

Dünya üzerindeki her insan dost olmalı mıdır?

Eğer bu soruya “Kesinlikle olmalıdır.” şeklinde cevap veriyorsanız çok iyimser bir insansınız. Ve bu şekilde cevap verirseniz büyük bir noktayı atlamış olacaksınız.

Eğer dünya üzerinde herkes dost olsaydı “dostluk” kavramının ne olacağını asla bilemeyecektik. Ve bu durumdan mütevellit “dostluk” kavramı hiçbirimizin aklında iyi bir kavram olarak yer olmayacaktı.

Ayrıca insan toplumlar halinde yaşayan bir hayvandır ve başarılı toplumlar kurabilmek için düşmanlarımıza muhtacız.

Ve bu konuda da gruplaşmamız için dedikoduya ihtiyaç duyarız.

Örneğin bir grup insanı aynı çatıda toplamak istiyorsanız ortak bir düşmana ihtiyaç duyarsınız. O düşmanı da betimleyebilmek için dedikodu en etkili araçtır.

Bir grup askeri ölüm korkusuyla burun buruna getirmekten alıkoyan şeylerden biri de düşmana karşı olan nefrettir.

Normal bir insan ölümden korkar belki.

Ancak tarihte askerlerin çoğu belli amaçlar uğruna öldüklerini düşündükleri için korkmadan savaşmışlardır.

Bu arkadaş kurma konusunda da önemli bir etkendir. Örneğin siz bulunduğunuz sınıftan, ofisten veya ortamdan birini arkadaş seçmek istiyorsunuz. Arkadaşınızı seçerken aradığınız şeylerden biri ortak olarak sevdiğiniz şeyler oluyor. Ancak en önemlisi ise ortak olarak sevmediğiniz şeyler oluyor.

Fakat bu durumda karıştırmamamız gereken iki şey var. Benim bahsettiğim “dedikodu” kavramı, başarılı insan ilişkileri açısından çok önemli. Aynı zamanda bu “dedikodu” başarılı toplumlar kurabiliyor. Ancak televizyonlarda gördüğümüz dedikodu ise bambaşka bir şey. Orada gördüğümüz dedikodu ise başarılı toplumları yıkabiliyor.

Dedikodu ile gıybeti karıştırmamak lazım. İkisi de sözlük anlamı açısından birbirine yakın ancak  benim anlatmaya çalıştığım şeyi siz anladınız muhtemelen.

18
like
3
love
0
haha
0
wow
1
sad
0
angry
14 Yorum konuları
3 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
15 Yorum yazarları
RadKoray CömertSamet AkbulutDEHA KARAKAYAReha Karakaya Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Dedikodu ve gıybet arasındaki farkı arz edebilmenizi rica edebilir miyim acaba? Bu yazıda anlatılmak istenenle belki bir ilgisi olmadığını düşünebilirsiniz; ancak benim için önemli bir kıstas. Teşekkürler

Murat tekneci
Yazar

Hükümet kadın filminden bir replik vardı eğer herkes beyaz olsaydı siyahın ne önemi kalırdı veyahut tam tersi herkes siyah olsaydı beyazın ne önemi kalırdı

Dost
Üye

Keşke herkes dost olabilseydi…Ama dediginiz gibi bu sefer de dostluk kavramının önemi anlaşılmadı.Emeginize sağlık.

Melody
Yazar

Bir kişiyi, bir toplumu düşman ilan etmek için dedikodudan çok daha fazlası olması gerektiğini düşünüyorum. Bazen insanlar sadece sağdan soldan duydukları, aslı astarı olmayan şeylerle o kadar büyük nefretler besleyebiliyor ki. Bilemiyorum. Dostluk önemli evet ama düşmanlık da bu kadar kolay mı?

Rad
Üye

emeğinize sağlık