Etrafınızdaki sesleri gördüğünüz ya da gördüğünüz şeyleri duyduğunuz oldu mu? Veya sizin için her harfin veya sayının bir rengi mi var? Yada.. Nesnelerin tadını alabiliyormusunuz?

Eğer cevaplarınız evetse siz bir SİNESTEZİKSİNİZ.

Endileşenme aslında fazla zekadan 🙂 Açıklaması ile şöyle : Sinestezi, doğum sırasında beynimizde bize bir yaşam boyunca yeteceğinden çok daha fazla sayıda bulunan nöron arası bağlantıların, normal insanlarda zamanla yok olurken, sinesteziklerde bu bağlantıların yok olmamasından kaynaklanır.

İnsanların yalnızca bir kısmı, günlük olağan durumda bu deneyimi yaşar. Hatta Perception dergisinde yayımlanan bir makaleye göre her 23 bireyden sadece 1’inde bir tür sinestezi bulunur.

Sinestezi, bazı araştırmacılarca dil dışı düşünmenin özel bir belirtisi olarak kabul edilirken, bazılarınca tam bir “hastalık”, “anormallik” ve mistik bir insan yeteneği, mucize olarak kabul edilir.

Fakat sinestezi kesinlikle algılama bozukluğu ya da hastalık değildir. Algıda gelişmişlik demek daha doğru bir tanım olacaktır aslında. Sinestezik kişiler genelde hassas yapılı, hayal dünyası çok yoğun, ruhsal durumu, kendisinin bile anlayamadığı kadar karışık olan kişilerdir. Çok az sayıda kişi sinesteziktir ve olanlar da genelde sanatla uğraşmaktadır.

Kısacası sinesteziyi bir hastalık olarak değil, bir “duyusal algılama hediyesi” olarak görebiliriz.

Peki ya sinestezikler nasıl farkedilir? İnsanın kendisi farkedebilir mi? Şöyle ki bu hastalığa sahip bireylerin çoğu belirili bir yaşa gelene kadar bunun farkında olmazlar nedeni ise diğer tüm insanların kendileri gibi olduğunu düşünmeleridir..

Konu hakkında daha fazla bilgi edinmek için Adam Faver’in Empati , Jeffrey Moore’un Sinestezya kitaplarına göz atabilirsiniz, tavsiye ederim 🙂

5
like
3
love
0
haha
3
wow
0
sad
0
angry