Türkler ve İranlılar tarih boyunca bazen komşu olarak, bazen de aynı topraklar üzerinde birlikte yaşamışlardır. Ya Türk devletlerinin ya da Türk soyuna mensup hanedanların hakimiyeti şeklinde gerçekleşen bu birliktelikten ve aynı medeniyet dairesinde yer almış olmalarından dolayı her iki millet birbirini karşılıklı olarak etkilemiştir. Bu süreçte Türkçe’ye Farsça kelimeler girerken, Farsçaya da bazı Türkçe kelimeler nüfuz etmiştir. Humai, İran diline ilk Türkçe kelimelerin MÖ. 6. asırdan önce girdiğini belirtmiştir. Türk şairler şiirlerinde Farsça kelimelere yer verdikleri gibi İran asıllı şairler de şiirlerinde Türkçe kelime kullanmış, hatta Farsça – Türkçe karışık şiirler yazmışlardır.

Sasaniler’in yıkılmasından sonra aynı medeniyet dairesi içinde bir araya gelen Türklerle Farslar arasındaki münasebetler daha da kuvvetlenmiştir. Özellikle Selçuklu devleti döneminde, Şii Fatımiler’in yönetimindeki Mısır ve Kuzey Afrika hariç, Hicaz, Yemen ve Umman dahil olmak üzere bütün Batı İslam – Arap ülkeleri hemen tamamen Türklerin yönetimine geçmiş; böylece Türkler İslam aleminde büyük bir itibar kazanmışlardır.

Bu devirlerde Arapça ilim dili, Farsça resmi dil olarak kabul ediliyor, Türkçe ise konuşma dili olarak sarayda, orduda ve halk arasında kullanılıyordu. Özellikle yönetimin himayesi altına girmek isteyen alimler, sanatkarlar ve memurlar Türkçe öğrenmeye başlamışlardı. Gerek mezkur sebeple Türkçe öğrenmek isteyenler, gerekse Türk farsça şiir söyleyenler sayesinde Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlar ve İlhanlılar döneminde Farsça şiirlerde kelimeler görülmeye başlandı. Safeviler döneminde de padişahların Türk olması idari ve askeri teşkilatta Türklerin’ bulunması sebebiyle Türkçe kelimelerin girişi hızlanmış, hatta Türkçe eserler yazılmıştır. Bu dönemde padişahların ilgisi sayesinde Türkçe Azerbaycan’ın merkez bölgelerinde en faz-la konuşulan dil haline gelmiştir. Bir şiirinde Türk olmadığını özellikle tasrih eden Karahanlılar dönemi saray şairlerinden Süzeni’nin Türkçe-Farsça birkaç mülemma beyit söylemesi, şiirlerinde bazı Türkçe kelimeler kullanması, meşhur Hayyam’ın Nevrüz-name isimli risalesinin atlarla ilgili bölümünde, Afrasiyab’ın ata dair meşhur “at irke andag kim kökke ay” sözünü zikretmesi, o dönemde hem Türkçe kelimelerin Farsçaya girdiğini hem de Farsların da Türkçe bildiklerini göstermektedir. Şiirlerinde ve nesirlerinde Türkçeyi kullanan bu insanların, Türkçeyi konuştuklarını düşünmek de gerekir kanaatindeyiz. Nitekim Meserret Diriöz bir çalışmasında Ömer Hayyam’ın Türkçe bildiğini ispat etmeye çalışmıştır.

Yüzyıllar boyu süren Türk-İran kavimlerinin karşılıklı münasebetleri sırasında özellikle Timurilerin idaresi İran’ın diline, Türkçeden geçen küçümsenemeyecek miktardaki kelime ve tabirleri Doerfer, dört ciltlik eserinin birinci cildinde işlemiştir. Müellif burada pek çok misallerle na bilgiler vererek, Farsça zannedilen bazı kelimelerin esasında Türkçe olduğunu da ortaya koymuştur. Eski Türkçede umug, umunç, ‘umut’; bahadır (kahraman), Eski Türkçede bagatur, batur gibi.

Türklerle İranlılar arasındaki bu etkileşim sadece kelimeylee sınırlı kalmamış, deyim ve atasözleri de mübadele edilmiştir. Hatta bizzat İran edebiyat tarihlerinde, Farsçaya kelimelerin geçtiği belirtilerek bazıları sayılmıştır. Türkçe kelimeler Lugat-nâme, Ferheng-i Farsi, Ferheng- i Amid, Ferheng-i Ziya, Persian-English Dictionary gibi Farsça sözluklerde de geçmekte, ayrıca Türkçeden Farsçaya geçen bu kelimelerin Farsça şiirlerde kullanıldığı da görülür. Farsçada. Türkçe eklerle yapılmış kelimeler de bulunmaktadır. Mesela -ci ekiyle yapılan meyanci (aracı); – 1 yapılan senglah (taşlık); -taş ekiyle yapılan hacetaş (efendileri bir olanlar) bunlardandır.

Keykavus, Kabüs-name’nin yirmi üçüncü bölümünde, I ere mensup gulam (kul, köle) ve cariyeleri mu-mukayese edip değerlendirirken en üstün yeri, “Kuşkusuz gayet güzel olur… Türk’ten hangi tayfa içinde olursa olsun güzelliğini anlatmaya değer güzeller çıkar’ diyerek Türk güzellerine vermiştir. Gerek bundanşive ve nazlarıyla, özellikle de ilgisizlikleriyle aşıkların sabır ve kararlarını yağmalamaları sebebi ile ilk dönem şiirlerinden itibaren Türk kelimesi, maşuka, güzel” manasında kullanılmıştır. Rahim Afifi, Ferheng-name-i Şiri isimli sözlüğünde ‘Türk’ kelimesinin ‘maşuktan kinaye sevgili manasında kullanıldığını belirtmektedir. Buna bağlı olarak Farsça ‘Türk-i bed-hah, Türk-i bed-hu, Türk-i tannaz, Türk-i cefa-ger gibi çeşitli terkipler meydana getirilmiş ve Fars şiirinde bolca kullanılmıştır.

Fars şiirinde, güzellik vasıflarının yanında, kahramanlık özellikleri etrafında da sık sık Türk’e, çeşitli Türk hanlarına, soylarına, boylarına, Türk şehirlerine ve genel isimlendirmeyle Turan ve Türkistan’a yer verilmiştir. Özellikle yer ve soy adlarının bazılarının bir mecaz veya rumuz şeklinde kullanılması dikkat çekmektedir. Mesela Buhara, Balasagun, Horasan, Herat, Özgend coğrafi yer olarak; Çaç burada yapı-lan yaylarıyla; Çiğil coğrafi yer ve güzelleriyle; Halac, Halluh, Tıraz, Yagma güzelleriyle; Hata/Hıta/Huten coğrafi yer, güzelleri ve miskiyle; Tatar miski ve güzelleriyle; Kaşgar selvi ağacı, miski ve güzelleriyle; İlek yer isminin yanında, Turan hanlarından aşağıda olan İlek şehrinin başkanı manasıyla Fars şiirinde kullanılmıştır.

Gerek Gazneli, gerekse Selçuklu sultanlarının, onların varisleri ve devlet adamlarının övülürken kullanılan hitapların, tavsiflerin ve ifadelerin tamamen Türklerle ve onların kahramanlıklarıyla ilgili olduğu dikkat çekmektedir. Hatta Gazneliler döneminde başlayan, özellikle İran asıllı Unsuri ile Türk asıllı Ferruki ve Menüçehri’nin divanlarında görülen Acem meliklerinin şehnâmelerine ve rivayetlerine, İran’ın mitolojik kahramanlarına; İran örf ve adetlerine saldırı, tariz ve tahkirin Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları döneminde de artarak devam ettiği, hatta Osmanlı dönemine de aynı tarzda yansıdığı görülmektedir.

7
like
2
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
11 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
10 Yorum yazarları
mustafaMuhammet YiğitReha KarakayaÇalı KuşuHüseyin çetin Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mustafa
Üye

Türk hangi dönemde yazılırsa yazılsın ne ile yazılırsa yazılsın hep güzel yazılıyor. Yazınız için teşekkürler.

Muhammet Yiğit
Yazar

Her yerde görüyordum ne olduğunu anlamamıştım.

Reha Karakaya
Yazar

Bu sembolü sosyal medya da ve çıkartma olarak arabalarda sürekli görüyorum. Güzel bir içerik olmuş.

Çalı Kuşu
Yazar

Edebiyat alanında ciddi etkileşim olduğu kesin. Ancak tarihte ”acemler-sasaniler-iranlar” çok ilginç stratejilerin olan bir millet olarak karşımıza çıkıyor. Okuduklarım aklıma geldi de bir an. Neyse. Emeğinize sağlık efendin