Hiç hayatında bilgisayar kullanmamış olan var mı?

Bilgisayar dediysem bu şeyi masaüstü bilgisayar anlamında demedim. Bilgisayar görevi gören herhangi bir şey.

Bir şeye bilgisayar diyebilmemiz için üç ana elemanı olmak zorundadır.

1. Girdi(Input)                          2. Derleyici(Compiler)                   3. Çıktı(Output)

Bu bir telefon da olabilir, kol saati de, hesap makinesi de olabilir.

Ve işin en ilginç tarafı bilgisayar olarak nitelendirilen bu şeyler arasına kendimizi de ekleyebiliriz.

Bu bilgileri verdikten sonra ana konumuza dönebiliriz. Son zamanlarda görüyoruz ki yapay zeka teknolojisi hayatımıza büyük bir hızla giriş yapıyor. Bilgisayar bilimciler her gün yeni bir teknik ile yeni bir zeka geliştirmeye çalışıyorlar. Bu bilimciler arasında ben de varım aslında. Gerçi mezun olmama daha 2 sene var ama bu konu hakkında hatrı sayılır bir bilgiye sahibim diyebilirim. İşin içine girdiğiniz zaman aslında yapay zeka teknolojisinde temel bir esas olduğunu görürsünüz. O esas ise şu.

“Bire bir insan gibi bir zeka geliştirebiliriz. Kim bilir belki insandan daha iyisini.”

Bu düşünceye sahip olan programcılar arasında ben de vardım bir zamanlar. Ancak fark ettim ki biz insanlar bu meydan okumayı asla kazanamayacağız.

Bu düşünceye sahip olmaya başlamam ise biyoloji ile ilgilenmeye başladığımda gerçekleşti.

Devam etmeden önce biraz da makineler ve programlama ile alakalı temel birkaç ifadeyi sizlere açıklamam gerekiyor.

Elektronik devreler içeren her cihazın temelinde iki karakterli bir alfabe yatar. Bu sisteme biz ikili(binary) sistem diyoruz. 1 ve 0.

1 doğru(true), 0 ise yanlış(false) anlamına gelir.

Ve bu sistem bir makinenin anlayabileceği tek sistemdir.

Bilgisayar bilimciler makineleri icat ettikleri zaman, makinelere bu iki rakamın çeşitli kombinasyonlarla bir araya geldiğinde belli emirleri yerine getirmesi gerektiğini öğretmiştir.

Örneğin:01100010=a           01100010=b;

Ve bu kod blokları sayesinde mükemmel derecede faydalı ve pratik yeni fonksiyonlar üretebildik.

Ayrıca bu imkanlar sayesinde Internet gibi harika olanaklar yarattık. Internet bize ağa bağlı her cihaza erişim imkanı verdi.

Son zamanlarda ise daha popüler olan şey ise yazımın en başında bahsettiğim yapay zeka geliştirmeleri oldu. Artık insan gibi konuşabilen cihazlar yapabilmeye başladık. İnsan gibi yürüyebilen makineler üretmeye başladık.

Ama burada cidden bir sorun var. Bu makineler fazlasıyla kusursuz.

Örneğin bir robot asla terlemez. Ve dolayısıyla kötü kokmaz. Acıkmaz. Susamaz. Korkmaz. Acı çekmez. Tuvalet ihtiyacı gibi bir ihtiyacı da yoktur. Öldüğünde bir insan gibi çürüyüp kokmaz.

Peki bir robotun bunlara sahip olamaması kötü bir şey mi?

Aslına bakarsanız evet. Çünkü biz kusurlu olup hata yapabildiğimiz için insanız. Emin olabilirsiniz ki şu anda hata yapabilme yeteneğine sahip olabildiğimiz için biz insanlar aya çıktık ve atomu parçaladık.

Ayrıca bir makine ne kadar zeki olursa olsun yeni bir izafiyet teorisi geliştirmek istemez. Çünkü o makine bir şeyi merak etmez ve bir şeyi istemez. Çünkü duyguları yoktur. Makinelerin beyni sadece bulanık mantıktan ibarettir.

Ancak zamanında acıkan, susayan, korkan ve terleyen  yapıya sahip olan bir insan izafiyet teorisini geliştirmiştir. Bunun nedeni ne sizce?

Ve ayrıca biz insanlar olarak bu denli bir meydan okumaya karşı çıkmamızın mantıksız bir tarafı da var.

Biz bir yapay zeka yazılımı geliştirirken bize gereken şeyler devreler, elektrik, kod blokları, yapay sinir ağları, silikon ve plastik ana kartlar.

Ancak bize meydan okuyan varlığın kullandığı materyaller çok daha basit;

Et, kan ve kemik.

Ayrıca vücudumuzda var olan kod blokları bir yazılım kadar detay da istemiyor.

Bir insanın kodlarına bakarsanız sadece beş şey göreceksiniz;

Adenin, Guanin, Timin (Yalnızca DNA’da), Sitozin, Urasıl(Yalnızca RNA’da)

Bu nasıl mümkün olabilir hiç düşündünüz mü?

Açıkçası ben çok düşündüm. Çünkü ben bir zeka tasarlamak için binlerce farklı materyale ihtiyaç duyarken bizim beynimizi tasarlayan varlığın tek ihtiyaç duyduğu şey su, et ve yağ.

Çünkü beynimizin hangi maddelerden oluştuğuna bakacak olursak göreceğimiz şeyler 1 litre sudan, 160 gram yağdan, 110 gram proteinden, 15 gram şekerden ve 10 gram sudan ibaret olacaktır.

Ve bu şeye bir programcı gözüyle baktığımız zaman işler daha da karışacaktır.

Bir yazılıma merhaba dedirtmek için yapacağınz şey şudur (Python 3 dili için):

print(“Merhaba Dünya”)

Peki ya et su ve yağdan oluşan bir şeye nasıl merhaba dedirteceğiz?

Bu konuda bazı felsefeci ve bilgisayar bilimcilerin savunduğu bir iddia vardır:

“Eğer insanın bire bir aynı düşünebileceği bir beyin tasarlanırsa Tanrıyla insan arasındaki çizgi kalkar.”

Bu iddia insanla bire bir aynı düşünebilecek bir beynin tasarlanıp tasarlanamayacağını tartışmaz. Sadece eğer böyle bir şey tasarlanırsa olacak durumdan bahseder.

Ancak diğer felsefeciler ve ben aşağıdaki iddiayı savunuyorum;

“Dünyadaki tek gerçek şey ve hiç bir zaman çözülemeyecek en büyük gizem bilinçtir. Beyin evrenden daha büyüktür. İkisini de koysan yan yana biri diğerini kapladığı gibi seni de alır içine rahat rahat.”

20
like
4
love
0
haha
2
wow
0
sad
0
angry
21 Yorum konuları
3 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
21 Yorum yazarları
Kevser akarsuRadKoray CömertKrcelfSamet Akbulut Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Dost
Üye

“Dünyadaki tek gerçek şey ve hiç bir zaman çözülemeyecek en büyük gizem bilinçtir. ” Kesinlikle katılıyorum.Gerçekten çok begendim emeğinize sağlık.

Çalı Kuşu
Yazar

Sizinle aynı görüşü paylaşan biri olarak masanızda boş bir sandalye varsa talibim bir câhil mutasavvıf olarak 🙂 Morgan filmindeki bir sahneyi hatırladım nedense, o sahne o filmi unutmamamdaki en önemli etken. Şimdi izafiyet, kuantum da konuşulur bu yazı üzerine, ama neyse lâfazanlık yapmamak en iyisi.

Ayys
Üye

Yazı çok iyiydi. Yapay zeka ilgi alanlarımdan olmasına rağmen bazı bilgilerle ilk kez bu yazıda karşılaştım. Teşekkürler…

Triskacocu
Yazar

Güzel bir yazı elinize sağlık..

Kevser akarsu
Üye

Güzel yazı olmuş.