Aslında bu soruyu cevaplamadan önce asıl sormamız gereken soru şu;

Evren programlandı mı?

Konu gözünüzü korkutmasın. Anlaşılabilir olması için mümkün olduğunca fiziksel terimlerden kaçınacağım.

Genel kabule göre evrenimiz yani evimiz “Büyük Patlama” ile doğdu. İngilizcesi “Big Bang” olan bu patlama aşırı derecede yoğun ve sıcak bir noktanın büyük bir enerji ile patlamasıyla evreni oluşturmuştur. Aslında bir nevi o nokta genişlemeye başlayarak evrenimizi oluşmuştur. Genişlemesi de halen devam etmektir.

Ancak bilim insanları nokta demeyi tercih etmezler. Tekillik derler. Aslında haklılar çünkü o şeye nokta,hücre veya atom diyemezsiniz. Çünkü atomun bile milyarlarca kez derinine inebilirsiniz. Ama tekilliğin içine giremezsiniz. Çünkü adı üzerinde tekillik.

İşin ilginç tarafı ise şu. İçerisinde sadece bir şey olan bu şey aynı zamanda bir çok şeyi içinde barındırıyor. Yani çoğulluk bu tekilliğin içinde. Evet biraz kafa karıştırıcı ama bir düşünün. Bütün gezegenler, yıldızlar, galaksiler , atalarınız,aşık olduğunuz kişi,nefret ettiğiniz kişi, çocuklarınız, çocuklarınızın çocukları, şiirler, kelimeler, zaman,bütün soyutluk ve somutluk ve hatta bütün gerçeklik bu tekilliğin içerisinde. Bu nasıl mümkün olabilir?

Evet biraz komplike bir durum. Bu tekillik geliştikçe zaman kavramı doğdu.  Dünyamız atmosferini oluşturdu ve bu atmosfere uyum sağlayan nesiller evrimleşti. Hücreler ve yaşam formları oluştu.Yıldızlar doğdu, yıldızlar söndü.

Bu durumun komplike olduğunu söylerken abartmadım. Bu örümcek ağı öyle karışık ki büyüdükçe de karmaşıklaşıyor. Küçüldükçe de karmaşıklaşıyor. Uzaya baktığımızda kayboluyoruz. İçimize yani hücrelerin derinine indikçe kayboluyoruz. Kültürlere baktıkça, fikirlere baktıkça, insanlara baktıkça kayboluyoruz. Bu dünya da bir erkek veya kadın cinsiyetinde olmanızın tek nedeni milyonlarca olasılıktan biri olduğunuz için. O spermlerden sadece birisi sayesinde varsınız. Diğeri olsaydı belki de karşı cins olacaktınız. Belki de o rahme düşen sperm başarısız olsaydı hiç var olmayacaktınız bile. Sadece cinsiyetimiz ver varlığımız için bile milyarlarca olasılık var. Peki var olmamız bir şans mı? Bu soruyu da siz cevaplayacaksınız. Ancak karmaşık bir matematiksel gerçeklik içerisinde var olma lütfu bize sunulmuşsa birisi bizi önemsiyor demektir.

Peki hiç düşündünüz mü? Neden gerçeklik kavramı oluştu ki ? Neden bir şeyler oluştu?Bir nedeni olmak zorunda öyle değil mi? Çünkü nedensellik ilkesi böyle söyler.

Evet o tekilliğe bu soruları sorabilirdik ama mümkün değil maalesef kendisi yaklaşık 13,5 milyar yıl önce patladı. Biraz geç kaldık tüh!

Peki sizce o soruyu sormamıza gerek var mı? Evrenin kendisi zaten o tekilliğe bir cevap değil mi?

Evet öyle. Çünkü evren başlı başına biri tarafından kodlanmış bir yapay zeka. Belki size biraz saçma geliyor ama evren ne yapacağını bilen bir şey. Nöronlar bizim beynimizin elemanları öyle değil mi? Biz de evrenin nöronlarıyız. Zaman kavramının varlığı bile aslında bu dediğim şeye bir delil olarak sayılabilir.

O tekillik biri tarafından programlanmış.

Sanki biri ona “OL!” demiş ve olmuş.

2
like
3
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry

8
Kimler Neler Demiş?

8 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
8 Yorum yazarları
Muhammet YiğitfzlmzSevdasevdaThe Qreyonazgulbacanagi Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

”Kûn feyekûn- Ol der ve oluverir.” İnsânın kâİnata bakarak kendine dâir keşfedebileceği çok şey olduğu gibi, kendine bakarak kainâtı okuyacağı çok şey var. Ne kadar az aklediyoruz; oysa bizden en çok istenilen o. Emeğinize sağlık başarılı bir çalışma.

Muhammet Yiğit
Üye

Çok Güzel Bir Yazı Olmuş

fzlmz
Yazar

çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş

dalc
Yazar

O “ol” der ve o şey olur

mustafa

Ol diyence olanı hepimiz biliyoruzdur diye düşünüyorum.