Sizce evrenimiz dışarıdan bakıldığında neye benziyor?

Pardon dışarıdan mı dedim? Hangi dışarıdan?

Bu şekilde bir soru bile bize binlerce anlaşılmazlığı sunuyor. Kafa karışıklığı yaratmamak için evrenimizin hiçliğin ortasında genişleyen bir yapı olduğunu varsayalım. Ve bir şekilde o kadar çok büyüyorsunuz ki evren avucunuzun içerisinde var olan bir boyuta geliyor. Felsefi paradokslara takılmayan. Avucunuzun içindeki evrene baktığınız zaman sizce hangi şekli görürdünüz? Yani evrenimiz geometrik olarak hangi şekle benziyor?

Küreye mi benziyor sizce?

Genellikle evrenin şeklini küreymiş gibi hayal ederiz. Bunun sebebi ise gezegenler,yıldızlar ve uydu gibi yapıların küresel şekilde olmasıdır. Ancak evrenimiz küre gibi bir şey de olmayabilir. Kırışık bir çarşaf şeklinde de olabilir ya da üçgen şeklinde. Ancak evrene dışarıdan bakmamız mümkün olmadığı için bu şekilde bir yorum yapamıyoruz. Fakat dışarıdan göremesek bile bir şeyin şekli hakkında yorum yapmamız imkansız mı?

Elbette değil. Sonuçta Galileo Galilei dünyanın küresel yapıda olduğunu söylerken uzaya çıkmamıştı. Belli başlı sabitler ve hesaplamalar sayesinde dünyanın küresel bir yapıda olduğunu söyledi.

Günümüz biliminde de evrenin şekli hakkında yorum yapmak için belli başlı hesaplamalar gerekiyor.

Bu hesaplamaların en önemlisi ise evrenin yoğunluğu. Bir de kritik yoğunluk isimli bir sabit de var. Kritik yoğunluğa ufak bir şekilde değinecek olursak;

“Büyük Patlama modeline göre, yer çekimi kuvveti evrenin genişleme hızını yavaşlatır. Evren’de yeteri kadar madde varsa, yer çekimi evrenin genişlemesini yavaşlatabilir, durdurabilir ve evrenin gelecekte çökmesini sağlayabilir. Genişlemeyi durdurmak için gerekli olan madde yoğunluğuna “kritik yoğunluk” adı verilir. “*

Bu kısım biraz kafa karıştırıcı biliyorum. Ancak evrenin şekli hakkında yorum yapabilmek için maalesef fiziksel kavramları  kullanmam gerekiyor.

Günümüz fizik denklemlerine göre eğer evrenin yoğunluğu kritik yoğunluktan küçük olursa evrenin genişlemesini durdurmak mümkün olmaz ve bundan dolayı “at eyeri” şeklinde bir şekil ortaya çıkar. Eğer evrenin yoğunluğu kritik yoğunluktan fazla olursa sonlu bir küre modeli oluşur. Yani tam da bizim hayal ettiğimiz gibi. Şayet evrenin yoğunluğu kritik yoğunluğuna eşit olursa kağıt şeklinde bir model ortaya çıkar. Anlaşılabilir olması için aşağıdaki görseli inceleyebilirsiniz.

Günümüz fiziği bu üç modellemeden üçüncüsünü yani “düz kağıt” modellemesini kabul etmektedir. Elbette fizikçilerin hiçbiri bu %100 kağıt şeklinde olduğunu iddia etmemektedir. Sadece günümüzdeki ölçümler en mantıklı olarak bu modeli göstermektedir.

Fakat düz bir kağıt sizi yanıltmasın. Bu bizim bildiğimiz bir düzlük değil. Hatta çoğu fizikçinin bile anlamlandıramadığı bir düzlük. Bu düzlüğe literatürde boyutlandırılmış düzlük deniliyor. Yani üst üste konulmuş kağıtların her biri bir boyutu temsil ediyor şeklinde düşünebilirsiniz.

Ayrıca evrenin geometrik şekli konusunda hala cevaplandıramadığımız bir sürü soru var. Bunu da unutmamak gerekir. Elbette çok sayıda var olan evren teorilerini de işin içerisine katarsak iş daha da çıkmaz bir hale geliyor. Çoklu evren teorisi, simülasyon teorisi(kavanozdaki beyin), hologram evren teorisi vs.

Peki bu bilgi ne işimize yarayacak?

Bu soruyu birçok kişinin sorduğunu tahmin ediyorum. “Evrenin şeklinin ne olduğunun bana ne faydası var?” gibi bir soru. Aslında bu soru binlerce fiziksel argümanla cevaplandırılabilir. Ama ben daha sade bir yol seçeceğim. Bu bilginin ne faydası var?

Çünkü bir şeyler öğrenmek eğlenceli. Bir müzisyen de olsan bir çoban da olsan evrenin şeklinin ne olduğunu öğrenmek, izafiyet teorisinin ne olduğunu kavrayabilmek gayet zevkli. Genel kültür düzeyinde bile olsa her insanın örneğin “büyük patlama” ile ilgili bir fikrinin olması gerektiğini savunuyorum. “Kendisi büyük bir patlamadır.” gibi bir fikir bile olsa yeterli aslında.

Fizik ve matematik gibi disiplinler hakkında biraz fikir sahibi olabilmek için öyle çok ta bilgin bir insan olmanıza gerek yok.

Hatta bir ara ben 50 yaşında okuma yazma öğrenen babaanneme bölme ve çarpma işlemlerini öğretmiştim.

Evet şaka değil. Sadece toplama ve çıkarma işlemlerini bilen 70 yaşında bir kadın aklına iki adet daha işlem eklemişti. Dolayısıyla ona bir şeyler öğretmiştim.

O da bana pilav yapmayı öğretti. Biraz komik ancak bu benim çok hoşuma gitti. İkimiz de yeni bir şey öğrendik. Öğrenmenin şekli veya yaşı yok yani : )

*https://www.bilim.org/kritik-yogunluk/

11
like
3
love
0
haha
1
wow
0
sad
0
angry
17 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
18 Yorum yazarları
Temel UçakCan canEmre EryiğitÇalı KuşuSERDAR ÖZDEMİR Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Her söylenenin yeni bir söyleme ihtiyaç duyarak ilerlemesi ne de karmaşık geliyor insâna. Olasılıklar dünyâsında mutlâk gerçekliğe ulaşabilecek miyiz acaba? Felsefi olarak yaklaştığım düşünülüyor çoğu zaman; ancak ben gerçekçi yaklaştığım inanıyorum. Evren hakkında her bilinen, bir bilinmeze kapı aralıyor. Herkes nokta koymak için uğraşsa da sonuna hep virgül bırakılıyor. Son paragraf yine tebessüm vesilesi oldu.
🙂 Öğrenmek, keşfetmektir. bu kimi zaman insânın yapabileceğini, keşfetmesiyle tezahür eder. Son bölüm de babaannenizin bölme ve çarpma işlemlerini yapabileceğini ve sizin de pilav yapabileceğinizi keşfettiğiniz gibi. Bu nedenledir ki, heyecanı anlatılamaz kimi zaman…

Temel Uçak
Üye

Bence küre yaa en mantıklısı 😂👍

Can can
Üye

düzeyinde bile olsa her insanın örneğin “büyük patlama” ile ilgili bir fikrinin olması gerektiğini savunuyorum. “Kendisi büyük bir patlamadır.” gibi bir fikir bile olsa yeterli aslında.

Emre Eryiğit
Üye

Her söylenenin yeni bir söyleme ihtiyaç duyarak ilerlemesi ne de karmaşık geliyor insâna. Olasılıklar dünyâsında mutlâk gerçekliğe ulaşabilecek miyiz acaba? Felsefi olarak yaklaştığım düşünülüyor çoğu zaman; ancak ben gerçekçi yaklaştığım inanıyorum. Evren hakkında her bilinen, bir bilinmeze kapı aralıyor. Herkes nokta koymak için uğraşsa da sonuna hep virgül bırakılıyor. Son paragraf yine tebessüm vesilesi oldu.
🙂 Öğrenmek, keşfetmektir. bu kimi zaman insânın yapabileceğini, keşfetmesiyle tezahür eder. Son bölüm de babaannenizin bölme ve çarpma işlemlerini yapabileceğini ve sizin de pilav yapabileceğinizi keşfettiğiniz gibi. Bu nedenledir ki, heyecanı anlatılamaz kimi zaman…

Murat Siyli
Yazar

Bir tek evren yoktur . Sadece bizim içinde yaşayıp algılayabildiğimiz evrenin haricinde bir çok evren bulunmaktadır. Şu anki teknoloji evrenler arası geçişte istenilen düzeyde değildir yada o düzeydedir vr geçiş yapılıyor bu insanlardan gizleniyordur .