E Z İ K

T A N I Ş M A

 

 

AY’IN GÖZÜNDEN

İLKOKUL

‘Ay, hadi kalk kızım! Bak ama geç kalacaksın. Sonra öğretmenin beni arıyor. Ay! Hadi kızım kalkar mısın artık?”Annemim bu uzun süreli konuşmasına gerçekten kulaklarım daha fazla dayanmıyordu. Dayansalar bile kulak zarı denilen mekanizmam yırtılacağı için hem kendi sağlığımı düşünerek hemde annemin tiz ses çıkarmasını sağlayan ses tellerini düşünerek bir çırpıda yataktan kalktım.

Aslında okula gitmek gibi bir niyetim de yoktu. Koskoca İstanbul da o kadar öğrenci zaten okula gidiyordu birde neden ben gitmeliydim ki? Evde mutluydum. Okula gittiğim zaman kendimi kötü hissediyor ve rahatsız oluyordum. Ne kadar gitmek istemesem de üzerimde bir anne baskısı olduğu için sıkıla sıkıla gitmek zorundaydım.

Kendi iç sesimle konuşmaya devam ederken annemin sabahları evde giyindiği topuklu terlikleriyle merdivenlerden yukarı çıktığını duydum. Ayaklarını çok sert yere basıyordu. Muhtemelen bana sinirlenmiş ve beni giydirmeye geliyordu. Sesler gittikçe yaklaştı. Az kaldı diye mırıldandım kendi kendime. Kapı kulpunun aşağıya doğru indiğini gördüm. Saniyeler içerisinde kapı açıldı. Annem artık odadaydı.

Ellerini beline koymuş ve bir ayağını öne atmış şekildeydi. Öndeki ayağını sinirlendiğini belli edercesine aşağı yukarı vurarak sesler çıkartıyordu. “Kızım sana kaç kere bağırmam gerekiyor?” “Neden böyle yapıyorsun?” Annem dakikalar içerisinde aklınızın alamayacağı kadar soru sorabiliyordu ama ben sadece sabahın getirdiği bir aptallıkla boş boş anneme bakmaya devam ediyordum “Of, Ay! Nedir senden bu çektiğim? Hadi seni giydirelim de okuluna git artık.

Muhtemelen düzenli olarak her sabah sorduğum soruyu tekrar soracaktım. Ben sormak istemesem bile bir yıldır aynı soruyu sorduğum için artık dilim beynimden bağımsız şekilde bu soruyu soruyordu. “Anne bu-gün okula gitmesem? ”İşte yine aynı bakışmalar ve muhtemelen annemin her sabah bu sorudan sonra büründüğü aynı tavır. “kızım! Neden okula gitmek istemediğini okuldan geldikten sonra konuşacağız.” Neden hiç “gitmesen de olur kızım.” demiyordu.

Sadece benim anneme özgü bir şey miydi yoksa bütün annelerde var mıydı bu kötü özellik. Annem beni aynanın karşısına geçirdi. Muhtemelen tekrar moralim bozulacaktı. Aynanın karşısına geçtim ifadesiz şekilde, annem saçlarımı toplamaya çalışırken ben ise kendime bakıyordum. Kıvırcık saçlarım her sabah moralimi bozmayı başaran tek yerimdi benim. Kıvırcık saçlı olmayı sevmiyordum.

Saçlarımı her sabah annem düzeltirken canım acıyordu ama üzülmesin diye anneme söyleyemiyordum. Muhtemelen annemde bu durumun farkındaydı o yüzden de nazik davranıyordu. Gözlerimi vücudumun alt taraflarına doğru götürmeden önce burnuma ve dişlerime takıldım. Burnum gereğinden fazla küçüktü, dişlerimde tel vardı ve dudaklarım aşırı derecede inceydi. Boyumdan bahsetmek bile istemiyorum.

Dünyanın en kısa boylu insanı olabilirdim. Kalın bacaklarım, benden önce görünen göbeğim…Ben muhtemelen dünyanın en çirkin insanı olabilirdim. Neden dünyaya bu şekilde geldiğimi sorguladım hayatım boyunca. Acaba neden bu şekilde dünyaya gelmiştim gerçekten?”İşte bitti kızım !” Kendi iç sesimle konuşurken annemin bana seslenişiyle kendime geldim. Sanki diğerleri yetmiyormuş gibi bir de ismim çok garipti. AY diye isim mi verilir bir kıza yaa! Her şeyimle tam bir alay konusuydum.

Tamam, anne dercesine kafamı ileri geri hareket ettirdikten sonra annemi takip ederek arkasından mutfağa doğru indim.”Ödevlerini yaptın değil mi kızım? Bugün derslerini güzelce dinle! Sakın hocanın söylediklerini kaçırma. Tamam, mı kızım?”Annem her sabah sorduğu klişe soruları tekrar sormaya başladı. Göz bebeklerimle annemi odaklamaya çalışırken annem elindeki sütlü gevreği masama koydu ve konuşmama fırsat vermeden tekrar sorularına başladı. “Kahvaltını güzel yap! Beslenmene tost koyuyorum bunu bitir tamam mı? Ben dolaba bakayım bekle… Hım işte! Bir tanede çilekli süt koydum.

Beslenme çantanı akşam boş görmek istiyorum… Annem acaba kilolu olduğumun farkında değil miydi? Zaten büyük bir göbeğim vardı ama annem ısrarla bana yemek yedirmeye devam ediyordu. Kendi kendime konuşmaya devam ederken on dakika sonra servisimin geleceğini hatırladım ve daha hızlı hareket etmeye başladım.”Kızım hadi hızlı ye ben hazırlanmaya gidiyorum. Dedi ve hızlı adımlarla merdivenlerden yukarıya çıktı. Çantam kapının arkasındaydı. Bütün bu yaşadıklarımın üstüne derslerim iyiydi bu yüzden inek ismi ile okulda anılıyordum. Tekrar o okul denilen cehennem ortamına gitmemek için elimden gelen bütün çabayı gösteriyordum ama her zaman olduğu gibi hep annem galip geliyordu. Gevreğimi bitirdikten sonra Sandalyeden zıplayarak yere indim ve çantamı sırtlanarak evden çıktım. Servisi bekleyecektim. “Anne ben çıkıyorum!” Diye bağırdıktan sonra kapıyı kapattım ve artık korunmasızdım, dışarıda tek başınaydım. İnmem gereken ve canımı inanılmaz derecede sıkan 4 kat merdiven vardı. Asansörde bulunuyordu ama çok garip bir şekilde asansörlerden korkuyordum.

Bunun nedeni bence küçükken asansörde kalmış olamam olabilirdi. Birinci merdiven, ikinci merdiven, üçüncü merdiven, dördüncü ve beşinci işte altıncı… Merdivenleri saya saya sonunda çıkış kapısındaydım. Kapıyı açmaya büyük bir çaba harcadıktan sonra bulunmaktan en çok korktuğum yer olan sokak ile başlaşaydım. Çekingen ve utangaç bir kız olduğum için pek fazla rahat edemiyordum. Güneş tam tepedeydi, ağaçların yaprakları hafif esen rüzgârla sanki dans eder edasıyla bir sağa bir sola sallanıyordu.

Kediler her sabah olduğu gibi bu sabahta Habibe ana denilen yaşlı teyzenin kapısının önünde toplanmışlardı. Habibe ana birazdan çıkacak ve kedilere mamasını verecekti. Gözlerimle çevreyi taramaya devam ettim. Beni rahatsız eden bir durum daha vardı, insanlar garip gözlerle bana bakıyor ve gülüyorlardı. Neden bu şekilde davrandıklarını bilmiyordum. Çok çirkin olduğum için de bakıyor olabilirlerdi. Yada kısa olduğum için. Kısa bir bekleyişin ardından köşeden dönen 112 plakalı servisimi gördüm. İşte sonunda geldi diye mırıldandım kendi kendime. Servis kapının önüne geldi ve durdu. Yavaş yavaş açılan kapıdan içeriye kafamı geçirdim daha sonra bedenimde artık servisin içerisindeydi.

İnsanlar bana bakarak gülüyorlardı. İşte zulüm tekrar başlamıştı. Bu zulüm artık bütün gün devam edecekti, bana gülecekler, bana vuracaklar, beni aşağılayacaklar, eşyalarımı fırlatacaklar… Bu olacakları düşündükten sonra bütün yaşam enerjim tekrardan dibe vurdu.

birinci bölüm sonu

(13)

 

1
like
0
love
1
haha
1
wow
0
sad
0
angry

4
Kimler Neler Demiş?

4 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
4 Yorum yazarları
turuncumaviMuhammet YiğitThe Qreyomustafa Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
The Qreyo
Yazar

yazın güzel olmuş ama kapak fotoğrafı amatörce hazırlanmış eğer bu işi daha profesyonel yapmak istiyorsan güzel bir kapak fotoğrafı ayarlayıp tekrar yayınlayabilirsin 🙂

turuncumavi
Üye

Çok beğendim Ara vermeden devam edersen sevinirim

Muhammet Yiğit
Üye

Güzel Bir Yazı Olmuş Eline Sağlık

mustafa

Hayırlı olsun bizleri görünüşe göre güzel bir yazı dizisi bekliyor.