Öncelikle bu yazıyı “Aşka inanmayın, batsın bu dünya!” tarzı bir yazı zannediyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bugün size Kanser’in bahsedeceği şey daha farklı. Size “Gerçekten aşık oluyor musunuz?” sorusunu sorarken edebi  bir yaklaşımda bulunmuyorum. İşe biraz bilimsel yaklaşalım. Bir insana aşık olurken ona ruhunuz mu aşık oluyor beyniniz mi yoksa cinsel dürtüleriniz mi? Belki anlatacaklarıma inanmayabilirsiniz ancak bilimin en güzel tarafı insansanız da inanmasanız da gerçek olmasıdır.

Belki acımasız gelebilir ama bir insana aşık olmanıza neden olan tek şey cinsel dürtüleriniz ve eşeysel hormonlarınız. Bizim doğamız bu çünkü. Ayrıca bütün cinsel yönelimlerde ancak cinsel anlamda yaklaştığınız kişilere aşık olursunuz. Sonuçta hiç birimiz babamızı çok sevdiğimiz için ona aşık olmuyoruz öyle değil mi? Çünkü sevgi ayrı aşk apayrı bir şey. İçgüdülerimiz bize emreder biz de yaparız.

Peki aşk adına yazılmış binlerce şiir,kitap boşuna mı? Onlarca aşk destanları boşuna mı yazılmış?

Elbette hayır.

Ancak aşk diye bahsettiğimiz şey aslında biyolojide üreme olarak geçiyor ve insan hariç diğer varlıkların üremeleri aşk olarak nitelendirilmiyor.

Hatta primatlar bize ne kadar benzese bile onların üremelerine de aşk demiyoruz.

Bu satırın altına geçmeden önce düşünmenizi istiyorum bu soruyu; Neden bizimkine aşk deniliyor da onlarınkine üreme deniliyor?

Hayvanlarla hemen hemen aynı mantıkla hücrelerimiz ve hormonlarımız çalışıyor ama neden biz aşk diyoruz?

Çünkü bizim bir avantajımız var -bazen dezavantaja bile dönüşebiliyor- o avantaj ise düşünmek.

Düşünebilme yeteneği insanın en büyük yeteneğidir. Çünkü bu yetenek sayesinde o basit ve küçük üreme dürtülerimizi şiirlere,destanlara,aşkından dağları delen Ferhat’a dönüştürüyoruz. Ve o yetenek sayesinde yıllarca “aşk acısı” çekiyoruz. Tabi burada dezavantaja dönüşüyor.

Ancak emin olun sadece düşünmek için tasarlanmış tek canlı insandır. Bu söylediğimi harika bir örnekle anlamanızı sağlayacağım. Fiziksel olarak bir aslan insandan daha güçlüdür değil mi? Peki neden aslanlar şu anda dünyada hakim ırk değil? Halbuki onlara bizzat savaşabilmek için keskin dişler 4.76 MPa basıncı uygulayabilecek bir çeneye ve bıçak gibi keskin pençelere sahipler. Bu organların hepsine kendini korumak için sahiptir bir aslan.

Peki ya insan?

Kavga edebilmek için tasarlanmış hiçbir organı yoktur. Lütfen yumruklar var demeyin onlar kavrayabilmek için tasarlanmıştır. Ee? Nasıl oluyor da insanlar aslanlardan kurtulup dünyanın hakimi olmuştur?

Çünkü insan ırkı kainatın en güçlü silahına sahiptir. Düşünebilme silahına. Bu silahımız sayesinde kendimize barınabilecek güçlü kaleler hayvanlardan korunabilecek ok ve kılıçlar yapabildik. Tabi dediğim gibi düşünebilmenin dezavantajlarından kurtulamadık. O pis egomuz bu yeteneğimizi öldürmeye zorladı. Avlanabilmek için kullandığımız silahlarla birbirimizi öldürdük. Hatta bazı zamanlar masum insanları ve çocukları katletmekten zevk aldık.

İşte bu bizim sorunumuz. Bu yetenekle aşk gibi güzel bir kavram yaratabilmek varken birbirimizi öldürmeyi tercih ettik.

Unutmayın insanoğlu kavga etmeyi bilmez. İnsanoğlu temelde düşünebilmek için vardır.

“Üzülme be kadınım

Bakarsın terk ederiz bu yer küreyi,

başka bir gezegene kaçarız bir gün!

Belki de canlılar,topraktan daha kıymetlidir oralarda.

ve toprak herkesin ortak mülküdür.”

4
like
1
love
1
haha
1
wow
0
sad
0
angry
7 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
7 Yorum yazarları
TriskacocuEndymionMikail FatihmustafaAycan Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Triskacocu
Yazar

Aşk cinsel bir dürtü ise evlenince aşkların bitmesi doğaldır..

Endymion
Yazar

Bu konuda “High Tension” fransız yapımı bir aşk filmini izlemenizi tavsiye ederim.

Mikail Fatih

Aşk bir mecburiyettir. İnsan zamanı geldiğinde aşık olur. Nasıl mı? Onu da aşık olduğunuzda anlarsınız. Üç aşamalıdır. 1-hoşlanmak 2-Sevmek 3-Aşk

Biz insanların yaşadığı yazar arkadaşın da anlattığı gibi maddi bir kavram olan cinsel dürtürlerimizle ve düşünceleremizle meydana gelen kısmı.

Manevi anlamda Mevlana ve Şemsi Tebrizinin aşkıdır.

Ferhat ile Şirin olayındaki maddi aşktan manevi aşka dönüşmesi olayıdır.

Emeğin için teşekkürler kardeşim.

mustafa

Çok ilgi çekici bir yazı olmuş sonuna kadar pür dikkat okudum.Aşka bu acıdan bakmamıştım hiç benim gibi aşka inanmayan biri olarak sağ ol.

Aycan
Yazar

Aşka böyle bir açıdan bakmak.. Gerçekten ilginç bir fanzin. Emeğine sağlık 🙂