İnsanları yargılamak en iyi yaptığımız şey, ön yargı. 

Tek derdim bir farkındalık yaratmaya çalışmak, süslü cümleler kurmaya çalışıp sıçan ergenlerden veya yeni çıkan iPhone için sıraya girip kuyruk oluşturmuş sadece tüketmeyi bilen insanlardan biri değilim.

Uzun zamandır kendi yarattığım problemin içinde özenle kaybolmayı başarıyorum. Artık yetmemeye ve zarar vermeye başladı. Belkide düşündüklerimin aksine kabullenmeliyim. Problemler ve şikayetler ile dolu bu yazımı başlamadan bitirip, bencilce bişeyler karalayabilirim. Bu yazı için aldığım tüm notlar hoş birer anı olarak kalır. Baktıkça hatırlarım gizemini kendimin bile çözemediği içinde bulunduğum bu lanet günleri. Yıllar sonra kendim hakkında çelişkiye düşmekten çok fikrimin değişmemesinden korkuyorum.

”İç benliği yansıtmak, bir arkadaş gibi.” – Çaresizliğimi özetleyen cümle.

Belirli saatler, belirli mekanlar, belirli bir iş, belirli insanlar, belirli bakışlar, belirli beklentiler, belirli ilişkiler ve bunların tümünden kaynaklı mecburiyetler. İnsanlar yaşam uğruna monotonluktan şikayet ederken normalin bu oluşu ve bir kalıba girmek istememeleri dahi olabilir bütün mesele. Belirli replikleri, belirli zamanlarda ve belirli mekanlarda aynı kişilerden duymaktan bıktı bu ülkenin yurttaşları. Öngörmediğim bir sabah uyandığımda tanımadığım yoldan geçen diğer insanlarla selamlaşmak istiyorum. Çevremdeki insanların belirledikleri amaca ters yönde gidip asıl istediklerini, arzularını gerçekleştirmek için çaba sarf ettiklerini görmek istiyorum. Bu ülkenin yediden yetmişe her ferdinin otobüslerde kaşlarını çatması neden? Neden bu insanlar mutsuz? Bu insanların mutsuz olduğunu bizi yöneten büyük adamlar bilmiyor mu? Geçim derdine düşen bu ülkenin alt tabakası hayal kurmayı unutalı yıllar oldu. Hayal kuran, düşünen, yadırgayan, eleştiren, hakkını arayan, eğitimli insan neden istemiyoruz ki biz! Neden cevabını bildiğimiz halde bu soruları soruyor cevaplarını direk yazamıyoruz? 

”Kiminin yalanları kimi kişiler için lütuftur.  O kimilerinin derdi her ne kadar kendilerine odaklı olsa dahi, durumu bir paranoyadan ibaret şeklinde kendilerine söyledikleri yalanlara kendilerini inandırıp vicdanlarını rahatlatabiliyorlar.”

Bir yalanın arkasına saklanamam ben, mutsuz bir gülümse ile bu milleti kandıramam ve sanattan yoksun, eleştirmeyen mizahın altına da imzamı atamam. Bu sebeple hain ilan edilsem  dahi yapamam.

Şuan içinde bulunduğum durumu özetleyen ve ülkemin gidişatı hakkında ki düşüncelerime tercüman olan Esther Granek’in şiiri (Orjinali ve Türkçe çevirisi) ile yazımı sonlandırmak istiyorum.

BRUYANT SILENCES   

C’est le grand silences de la vie    

Qui me tinte aux oreilles            

C’est vilain silence qui glapit                 

Rien qu’â lui-même pareil.         

C’est bruyant silence de la foule               

Coquetant tout son saoul.   

C’est partfait silence de parlotes                        

Oû chacun radote                                                          

Et dans ce guignol                                                  

Qui ricane                                                                        

Qui rigole                                                             

Qu me suit                                                                        

Me poursuit                                                                       

Et encore mieux m’isole,                                       

C’est le dur silence de la vie

Qui me tinte aux oreilles.

GÜRÜLTÜLÜ SESSİZLİKLER

Kulaklarımda çınlayan

Yaşamın büyük sessizliği

 Aynen kendisine benzercesine

Ciyaklayan sonsuz sessizlik.

Bu sarhoşçasına gıdıklayan

Ahalinin patırtılı sessizliğidir.

Bu sırıtkan

Bu alaycı

Bu kovalayan

Ve hatta beni izole eden ( ayıran, ötekileştiren)

Herkesin saçmaladığı

Kukla oyunudur.

Bu yaşamın sert (haşin) sessizliğidir.

Kulaklarımda çınlayan.

Esther Granek, Ballades et rêflexions â ma façon 1978

3
like
0
love
1
haha
0
wow
0
sad
0
angry
10 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
6 Yorum yazarları
salla gitsinSinanÇalıkuşuycdhat thatbusragullu Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Bence her şeye ve herkese inat gülümseyebilmeli, selam verebilmeli, ilk adımı atabilmeli. İlk başlarda belki çok farklı tepkiler alınabilir; ama zamanla bu durum bambaşka tecrübeler yaşamanıza vesile olacak. Yazdıklarımı gelişi güzel düşünmeyin bizzat hayat tecrübem diyebilirim. Emeğinize sağlık efendim,

Sinan
Yazar

“Bu sarhoşçasına gıdıklayan…” Bazı insanlara söylemek istediğim şey tam da bu işte :DD

busragullu
Yazar

@safakozcan Bey, ‘Balık baştan kokar’ diye çok sevdiğim bir atasözümüz vardır. İş ailede başlıyor. Ebeveynler, çocuklarını düzgün yetiştirmediği sürece bu toplum iyi bir yere varamayacak. Düzgün yetişmiş bir çocuk düzgün bir öğretmen olur. Düzgün bir öğretmen, düzgün bir Milli Eğitim Bakanı olur ama en önemlisi düzgün bir ebeveyn ve düzgün bir vatandaş olur. Bu kişinin çocukları da düzgün bir vatandaş olur. Her şeyden önce ebeveynlere nasıl çocuk yetiştirmeleri gerektiğini öğretmek lazım yoksan ne yazık ki bu dedikleriniz bir hayalden öteye gidemez.

busragullu
Yazar

Bir toplumu şekillendirebilecek en güçlü şey eğitimdir@safakozcan Bey. Günümüzde çoğu aile çocuğuna doğru düzgün toplum kurallarını öğretmiyor. Müfredatımız korkunç. Belki bir kaç öğretmen bu yönde çabalıyor olsa da çoğu öğretmen bir şey yapmıyor, yapamıyor. Ne yazık ki bir kaç öğretmen bu gidişatı durdurmaya yetmiyor ve ne yazık ki elimizde umut etmekten başka bir çare kalmıyor.