Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin büyük lideri Josef Stalin’e dönülük asılsız eleştiriler yeni değil. Emperyalist sistem, 1917 Devrimine karşı Rus devrim düşmanı sınıfların yürüttükleri iç savaşı her yönden destekledi. İkinci Dünya Savaşı boyunca, Almanya’ya karşı SSCB ile birlikte savaşan ABD ve İngiltere, savaş boyunca Hitler’in Sovyet rejimini yıkacağı beklentisi içinde oldu. O nedenle, emperyalist müttefikler Kızıl Ordu’ yu rahatlatacak, kayıplarını azaltacak İkinci Cephe’ yi açmak için neredeyse savaşın sonuna dek beklediler; Stalin’in müttefiklerden istediği silah ve malzeme hep yetersiz kaldı ve geç ulaştı.

Tüm olumsuz koşullara ve an az 25 milyon Sovyet insanının kaybedilmesine karşın SSCB’nin Hitler faşizmini yenmesiyle birlikte Avrupa’da yükselen komünizm “tehlikesi” karşısında telaşa kapılan ABD liderliğindeki sermaye sınıfları, Almanya’yı ve Avrupa’yı askeri ve mali açıdan desteklediler ve sistemin en güçlü askeri kuruluşunu, NATO’yu kurdular.

Emperyalizm açısından, askeri ve mali çabaların yetersiz kalacağı, ideolojik alandaki girişimlerle desteklenmesi gerektiği ortadaydı. Savaş sonrasında Sovyet sosyalizmine ve liderine dair büyük karalama kampanyaları hızla başladı ve sürdü. ABD’de Mc Carthy dönemiyle başlayan uygulamalarla SSCB dostu aydınlar ve sanatçılar susturuldu, işlerinden edildi, açlıkla terbiye edilmeye çalışıldılar; öte yandan,  CIA denetimindeki “kültür” kuruluşlarının çabalarıyla sosyalist ülkelerden ABD’ye getirilen ve prestij ve para yoluyla satın alınarak taraf değiştiren aydınlar, sanatçılar, yazarlar anti Sovyetizm- anti komünizm için tepe tepe kullanıldılar.

SSCB dağıldığı halde bu girişimlerin sona ermemesinin anlaşılır bir yanı vardır. Emeğin gelecekteki yeni bir başkaldırısıyla kendi varlığına son verilebileceği gerçeğini hiçbir zaman gözardı etmeyen burjuvazi deyim yerindeyse gardını indirmedi.

 Her şeye rağmen, bu büyük devrimci, Sovyet toplumunu 1920’lerden 53’e kadar bütün önemli dönemeçlerden başarıyla çıkaran bir partinin lideridir.  1953’te öldüğünde, Sovyetler Birliği 36 yıllık muzaffer mirası arkasına alan, uluslararası devrimci hareketin en önemli kazanımı olarak yeni görevlere açılmayı bekleyen büyük bir ülkeydi. Ve Stalin’li Sovyetler Birliği, kaderi yıkılmak olan bir ülke değildi!

  Bu nedenle Yosif Visaryanoviç, hâlâ “son kadehlerin şerefine kalktığı bir lider” olmayı beceriyor…

3
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
1 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
1 Yorum yazarları
salla gitsin Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
salla gitsin
Üye

vay be