Eski saatin tik-tak sesleri koridor boyunca yankılanıyordu. Perdelerin arasından süzülen ay ışığı huzmeleri tam da bu saatin üstüne gelmekteydi. Gecenin bir yarısında hala ayakta olmak ve eski bir saatin sesleriyle baş başa kalmak son birkaç yıldır mahkum olduğu bir durumdu. Uyuyamıyordu, günlerdir, haftalardır hatta belki de aylardır düzgün bir uyku çekmemişti. Göz kapakları yorgunluktan ağrıyor ve gözlerinin içi yanıyordu, buna rağmen uykuya dalabilmek imkansızdı. Gözlerini açıp tavana bakmaya başladı, bunu hakkedecek ne yaptım diye soruyordu kendisine, her gece ve her gece. Uyuyamamak adeta bir lanetti, hatta lanetlerin en beteri bile olabilirdi. Aldığı her nefes bir işkence gibi geliyor, gözünü her kırpışını sayıyordu. Düşünecek şeyler bittiğinde çevresinde çıkan en ufak sesler birer orkestraya dönüyordu. Sırt üstü uzanmaktan beli ağrımıştı, sol tarafına döndü. Aradan birkaç dakika bile geçmeden sağa döndü sonra bir kez daha sola. Bunu birkaç kez daha tekrarladı, üstünde yatmakta olduğu yatak adeta çiviliydi, ne yaparsa yapsın bir yeri ağrıyordu. Yumuşak kumaş alev alıyor ve bedenini yakıyordu. Buna daha fazla dayanamayacaktı.

Yattığı yerden yavaşça ve bıkkın bir şekilde kalktı. Gözleri karanlığa iyice alışmıştı, ışığı açmaya gerek duymadı. Banyoya doğru yöneldi, sıcak bir duş almanın iyi geleceğini düşünüyordu. Kapıyı yavaşça açtı, kapı eklem romatizması olan bir ihtiyar gibi inledi. Derin sessizlikte bu ses, kulaklarını tırmalayacak kadar şiddetli geliyordu. Işığı açtı, parlak aydınlıkla birlikte gözleri yandı ve kamaştı. Bir süre kapının eşiğine dayanıp bekledi, gözlerini birkaç santim bile aralayamıyordu. Bir türlü şiddetli ışığa alışamayan gözleri, açmaya çalıştığı anda acıyordu ve istemsiz bir şekilde sımsıkı kapatıyordu göz kapaklarını. Aradan neredeyse bir dakika geçmişti ve ışığa yeni yeni alışan gözlerini sonunda açabilirdi. Banyonun içerisine girip duşa kabini araladı. Tek eliyle uzanıp sıcak suyu açtı, suyun ısınmasını beklerken soyunmaya koyuldu. Akan suyun sesi metrelerce yüksekten çağlayan bir şelaleninki kadar kuvvetli geliyordu. Banyonun kapısını kapayıp, duşa girdi. Sıcak suyu doğrudan yüzüne tutuyordu, su yüzünden akarak tüm bedenini ıslatıyordu. Birkaç dakika boyunca hiçbir şey yapmadan bu vaziyette kaldı. Sonra sabunlanmak için suyu kapadı.

Etraf yine derin bir sessizliğe bürünmüştü, neredeyse havada uçuşan tozların süzülüşlerini bile duyabilecekti. Tam o anda uzaklardan gelen bir fısıltı ve ufak ayakların yere basma sesi kulaklarına erişti. Pür dikkat kesilip gelen sesi dinlemeye başlamıştı, sesin nereden geldiğini ve tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sesi daha iyi duyabilmek için yavaşça duşa kabini araladı. Sonra sesin geldiğini düşündüğü yere odaklanarak birkaç saniye boyunca dinledi. Ayak sesleri gitgide büyüyor ve fısıltı soğuk bir rüzgar gibi kuvvetleniyordu. Ses tam olarak banyo kapısının dışından, merdivenlerin aşağısından geliyordu. Ses çıkarmaktan çekinir adımlarla dışarı çıktı ve yine yavaş hamlelerle üstüne bir bornoz geçirdi. Yalnız yaşıyordu, evde kimse yoktu. Zaten gelen ses bir insanın sesine hiç benzemiyordu. Sadece duyulan ayak sesleri bir insanı çağrıştırıyordu. Fısıltı ise bilinmedik bir diyardan gelen gezgin hikayelerinden çıkmaydı. Bir süre boyunca hiç hareket etmeden sesi dinledi. Ses ne azalıyordu ne de artıyordu. Uykusuzluktan hayal mi görüyorum diye kendine sordu. Ama duyduğu ses o kadar gerçekçiydi ki bunun bir hayal olmasını mümkün görmüyordu. Bu yüzden bir miktar korkmaya başlamıştı. Tamamen savunmasız bir durumdaydı, ne yapması gerektiğinden emin değildi. Telefonu yakınında değildi ve banyonun kapısını açınca çıkacak gürültüden, yerini belli edeceğini biliyordu. Birkaç dakika boyunca sesin esareti altında banyoda bekledi, ne yapabileceğini düşünüyordu. Bulduğu tek şey banyodan çıkmak ve sesin kaynağı her ne ise onunla yüzleşmekti.

Banyonun kapısına yaklaşıp kapı kolunu kavradı. Çok narince ve hafifçe kolu aşağı çekmeye başladı. Çıkan gıcırtı aslında duyulamayacak kadar azdı ama sessizlik deryasında çıkan her ses kulaklara dolmaya mecburdu. Kapıyı yavaşça araladı. Fısıltıyı ve ayak seslerini artık çok daha net bir şekilde duyabiliyordu. Koridordaki saatin tik-tak sesi fısıltıya eşlik ediyordu. Kapının aralığından koridora doğru baktı, banyodan süzülen ışık sadece belirli bir bölgeyi aydınlatıyordu, kalan her yer karanlıktı. Gözleri artık aydınlığa alışmış olduğu için karanlık yerleri göremiyordu. Banyonun ışığını kapatmaya ve karanlıkta gizlenmeye karar verdi. Kapı aralığından sol elini uzatıp ışık anahtarını aradı. Eli soğuk duvarın üstünde geziniyor, duvarın üstündeki pürüzleri hissediyordu. Tam anahtarı bulduğu anda eliyle başka bir şey daha hissetti. Bu soğuk his bir duvara ait değildi, hissettiği soğuk bir tendi. Elini korkuyla geri çekti, ışıklar aniden kapandı. Kalbi deli gibi atıyordu, korkudan neredeyse bayılacaktı. Hissettiği soğuk ten tamamen gerçekti ve kapının hemen ardındaydı. Kapıyı hızlı bir hamleyle kapatmış ve kilitlemişti ama kendini kesinlikle güvende hissetmiyordu. Sırtını kapıya yaslamış bir şekilde yere oturmuştu. Adrenalin şokunun geçmesini ve düşünecek sakinliğe ulaşmayı bekliyordu. İçerisi karanlıktı, tek ışık kaynağı banyo penceresinden dolan ay ışığıydı.

Ayak sesleri kapının önünde dolaşmaya devam ediyor, fısıltı ise adeta merdiveni inip çıkıyordu. Merdivenin tahta basamakları bir mesaj vermek istercesine gıcırdıyordu. Kapana kısılmıştı, banyo penceresinden dışarı çıkmayı düşünmüştü ama pencerenin sığamayacağı kadar küçük olduğunu fark etmişti. Dakikalar geçerken kendini fısıltının büyüsüne kaptırmaya başlıyordu. Duyabildiği tek net ses olan bu fısıltıda farklı bir şeyler vardı. Sese odaklandıkça rahatlamaya başlıyordu, korkusu azalıyor ve dışarı çıkmak için hevesleniyordu. Kapıdan dışarı çıkmaya karar vermişti ki pencereden içeri dolan güçlü ve soğuk bir esinti onu kendine getirdi. Bunu gerçekten yapmalı mıydı, iyice düşünmeliydi.

Saatin kaç olduğunu, ne kadar süredir banyoda kapalı kaldığını bilmiyordu. İyiden iyiye üşümeye başlamıştı. Soğuk ters bir etki yaratıp uykusunu getirmeye başlamıştı. Buna anlam veremiyordu, haftalardır her şeyi denemişti ve buna rağmen uyuyamamıştı ama şimdi uyumak istiyordu. Ve yatağa uzandığı anda uykuya dalabileceğini hissediyordu. Bu şansı kaçırmak istemiyordu, bir saatlik de olsa güzel bir uyku çekebilmek için yapamayacağı şey yoktu. Gözünü karartıp dışarı çıkmaya karar verdi, yüzleşecekti. Hızlı ve net bir şekilde hareket etmeliydi. Tereddüt ederse korkabileceğini ve pes edebileceğini biliyordu. Ayağa kalktı, kendini hazırladı. Kapıyı hızlıca açtı ve gözünü kırpmadan dışarı adım attı. Attığı adımla birlikte adeta bir girdabın içine düşmüştü. Döne döne aşağı doğru süzülüyor, etrafında altından yıldızlar kayıyordu. Rengarenk ışıklar çevresini sarmıştı ve pembe bulutlar fısıltı eşliğinde dans ediyordu. Ayak sesleri ritim tutuyor, akrep ve yel kovan hızla dönerek bu ritme eşlik ediyordu. Soğuk rüzgarlar üstünde bir girdaptan diğerine savruluyor ama hiç üşümüyordu. Hatta tam tersine her şey mükemmeldi, ortam ılık ve konforluydu. Kendini bir beşikte sallanıyormuş gibi hissediyordu. Pembe bulutlar altına yatak oldu ve fısıltı ninni söyleyemeye başladı. Göz kapakları yavaş yavaş kapandı, yüzyıl boyunca uyumak istiyordu. Kendini bıraktı ve etrafındaki tuhaflıkların onu ele geçirmesine izin verdi. Artık uyuyabilirdi.

19
like
8
love
2
haha
0
wow
0
sad
0
angry
15 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
16 Yorum yazarları
SERDAR ÖZDEMİRHüseyin ÇetinSinan ParlakÇalı Kuşuahmet çetin Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
SERDAR ÖZDEMİR
Üye

Anlatımız gayet güzel..Daha fazla kısa hikaye yazmanızı umuyorum

Hüseyin Çetin
Üye

Betimlemelerine bayıldım dostum adeta oradaymışım gibi hissettim sanki yaşıyormuşum gibi o anı

Sinan Parlak
Üye

Metnin akıcı ve betimleyici özelliği dikkatimi çekti.Yazar olayları yaşamışçasına anlatmış ve okuyucu için de da aynısını amaçlamış.

Çalı Kuşu
Yazar

Son kısım zayıf kaldı, daha güçlü bir son bekliyordum açıkçası. Devamı olacağına dâir de bir not göremeyince yorumum bu yönde gelişti. Emeğinize sağlık efendim. Bu arada benzer yazan yazar arkadaşlar günden güne artıyor galiba:)

ahmet çetin
Üye

KISA VE ÖZ.