Hiç güneşin uzayda oksijensiz bir ortamda nasıl yandığını merak ettiniz mi?

Açıkçası ben hiç merak etmedim. “Güneş işte yanar veya yanmaz banane” dedim. Şaka yaptım öyle bir şey demedim.

Aslında sorduğum soruda bir kavram hatası var. Güneşimiz yanmıyor. Sadece bize sağladığı ısı ve enerji bizi “yanıyor” yanılgısına itiyor.

Güneşimizin işleyişi ve enerji kaynağı diğer yıldızlarla hemen hemen aynı.

Güneşimiz kimyasal bir tepkime sonucu bize enerji vermiyor. Güneş çekirdeğindeki Hidrojen atomunu Helyum atomuna dönüştürerek dışarıya çıkan enerjiyi çevresinde barındırıyor. Haliyle sistemindeki gezegenler de bu enerjiden faydalanıyor. Hidrojen atomunun helyum atomuna dönüşmesi size bir şey çağrıştırıyor mu?

Bu bir füzyon reaksiyonu ya da daha anlaşılabilir bir ifadeyle nükleer bir tepkime. Yani güneşimiz devasa bir nükleer bomba. Elbette dünyadaki nükleer güçle kıyaslanamayacak bir devasalıktan bahsediyorum bunu da unutmayın.

Yani güneşin üzerine güneşle eşit kütlede su döksek bile sönmez. Aksine suda var olan hidrojen atomları onun için harika bir yakıt olacaktır.

Fakat bu noktada bilmemiz gereken bir şey var. Güneşimiz bu enerjiyi yoktan var etmiyor. Keyfinden dolayı değil, istese de edemez zaten.

Çünkü termodinamikte “seven üzülür, zahmetsiz rahmet olmaz” misali bir kural vardır;

“Enerji yoktan var edilemez, vardan yok edilemez. Enerji yalnızca dönüşür.”

Güneşimiz de haliyle bu kurala uyarak bir şeylerden feragat ediyor. Yani kütlesinden.

Evrendeki her şeyin bir çeşit enerji olduğunu bildiğimizden bu durumda da güneşin kütlesi başka bir enerjiye dönüşüyor. Güneşimizin yaşadığı kütle kaybı aynı zamanda ölüm tarihini de bize az çok gösterebiliyor. E=mc2 formülüne göre ise güneşin geriye kalan yaklaşık ömrü 5 milyar yıldır.

Ancak korkmanıza gerek yok. Dünyamızın ömrü güneşten daha kısa. Bilimciler normal şartlardaki gezegen ömrü hesaplamalarına göre dünyanın da 2 milyar yıllık bir ömrü kaldığını söylüyor.

Buradaki “normal şartlar” kısmına dikkat edin. Biz muhtemelen bu normal şartlar dışında ya yamyamlık yaparak ya da savaşarak kendi sonumuzu getiririz.

Aslında ben bu tarz bilgileri duyunca insanlığın aslında hiçbir şeyi icat etmediği düşüncesine varıyorum. Sadece keşfedebiliyoruz. Einstein atomu parçalamayı bulmadı keşfetti. Henry Ford arabayı icat etmedi momentum ve tork kuvvetleri sayesinde arabayı keşfetti. Marconi radyoyu icat etmedi, evrende var olan frekansları kullanmayı öğrendi. Wright kardeşler uçağı icat etmedi zaten dünyada var olan uçabilen canlıları taklit ettiler.

13
like
3
love
0
haha
2
wow
0
sad
0
angry
18 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
18 Yorum yazarları
EMRULLAH ACABEYHasan Hüseyin KaradumanBerat GÜLTEKİNHasan Ertokahmet çetin Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
sila
Yazar

Çok hoş bir yazı olmuş. Yani çekirdek tepkimeleri sonucu bir atom başka bir atoma dönüşüyor. Oluşan ürünlerin kütlesi başlangıçta tepkimeye giren atomlardan daha az. Bu kayıp kütle meşhur formülümüze göre enerjiye dönüşüyor. Son paragrafına da tamamen katılıyorum. Biz aslında yalnızca keşfediyoruz. Hatta çoğu zaman bazı alanlarda keşfedilen şeyleri keşfettiğimizi düşünüyorum. Eski uygarlıkları incelediğimde oluşuyor bu fikir genellikle. :))

EMRULLAH ACABEY
Üye

Harika bro

Hasan Hüseyin Karaduman
Üye

Ben bunu cok sordum ve cevabinida aldım eyw

Berat GÜLTEKİN
Üye

faydalı bir bilgi olmuş

Çalı Kuşu
Yazar

İşte insânoğlu belki de en çok bu noktada kavramları ve dahi kelimeleri büyük bir hassasiyetle kullanmalıdır, kullanmaya çaba göstermelidir. Normal şartların yerle bir edildiği asrımızda galiba bu ürkütücü sona içten içe seviniyorum. Emeğinize sağlık efendim.