Ne farkeder?

Güzel bir müziktir kulağındaki pası silen hayat, bir gizemdir sürekli anı yaşamaya çalıştığın,  dünyevi sondur aslında tüm yeni başlangıçlar, bilirsin, hiç bilmezsin neyi bildiğini, şaşırırsın nasıl sevdiğine, sevdiğinin seni şaşırtamadığı kadar, seni şaşırtan birini bulana kadardır tek başınalık, ne farkeder peki? Onunla birliktesindir sonuçta…

Hayata hepimiz kurban edilmiş hastalıklılar gibi başlarız aslında, dayanmak ve bize zorla dayatılan enkazı toplayabilmektedir bütün iş. Hangimiz diyebilir dertsiz bir yaşam sürdüğünü, hangimiz söyleyebilir ki enkazı yaratan tüm aksiliklerin aslında bize bahşedilmiş hayatın bir parçası olmadığını, aşkla tüm dertlerimizi paylaştığımız gerçeği yatar çalan hayat denen bu müzikte ve sevmek yeter, yalnızca onu sevmek değil, onunla birlikte hayatı sevebilmekte aslında aşkın bir parçasıdır, ritim seni bulduğunda önüne çıkan iki yoldan birini seçmek zorundasındır, ya geçmişte yaşayıp ritme ayak uydurmazsın, ya da kendini ritmin kollarına bırakırsın, gözünü kapayarak. Seçtiğin yolda karşındakinin seni ne kadar şaşırtığıdır önemli olan, çünkü müziğin sesi karşındakinin seni şaşırtabildiği kadar açık ve nettir yalnızca. Aşkı bildiğini sanırsın, hiçbir zaman bilemeyeceğinden emin olduğun zamana kadar, uzay boşluğunda nasıl nefes alabileceğini öğrenmek gibi, hiçbir zaman…

Hiçbir zamandır aslında zamanın ta kendisi, o hiçbir zamanlarda kulak verebiliriz yalnızca kendimize, o anlam veremediğimiz zamanlardır, kendimizden doğruyu saklayamadığımız zamanlar. Çoğu zaman yalanlarla avuturuz kendimizi, ama o sessiz çığlıklardan ve sessizlikten ibarettir aslında yaşam. Dediğim gibi çalan sevdiğin bir müziktir sessizlik, sesi ne kadar açık olursa olsun, sevdiğin insanın nefesidir, kamp ateşinin çıkardığı çıtırtı, derede akan suyun tuvaletini getirmesidir sessizlik, okyanusa doğru kollarını açtığında sabahın beşinde hissettiğin rüzgarın içini titretmesidir, güneşin doğuşunda tren raylarının üstünde yürürken çantandaki viskiden bir yudum almaktır sessizlik, sessizlik inancındır…

Küçük kız…

Hayatıma hoşgeldin, eşim olduğun ve bana tüm bunları paylaşma şansını tanıdığın için teşekkür ederim…

13
like
2
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
10 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
11 Yorum yazarları
EMRULLAH ACABEYHasan Hüseyin KaradumanmustafayellowredIrmak Kurt Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mustafa
Üye

Her zaman ki gibi okuması zevk veren bir yazı daha olmuş teşekkürler.

yellowred
Yazar

”Hayata hepimiz kurban edilmiş hastalıklılar gibi başlarız aslında”

kesinlikle.

Osman36
Üye
Osman36

Gerçekten harika

Çalı Kuşu
Yazar

Aşkı bildiğini sanırsın, hiçbir zaman bilemeyeceğinden emin olduğun zamana kadar, uzay boşluğunda nasıl nefes alabileceğini öğrenmek gibi, hiçbir zaman…

Nasıl desem yazının tacı cümle ya da bu cümleyle taçlanan yazı mı… Bilemedim

Reha Karakaya
Yazar

”Hayata hepimiz kurban edilmiş hastalıklılar gibi başlarız aslında” çok dikkatimi çekti. Düşününce hak veriyorum..