#Bölüm4

Bu kızı daha öncede görmüştüm, bizim eğlenmek için doğaçlama gidip çaldığımız stüdyoda gitar eğitimi veren elektro gitarı öttüren, ismini o zamanda öğrenmek istediğim ama konuşmaya cesaret edemediğim kızdı bu, zaten ilk sorumda ”sen şu falanca stüdyodaki kız değil misin?” oldu, verdiği cevap gayet güzeldi, ”tereddüt etmene şaşırdım, ben seni tanıyorum bile” deyip gülümsemesi bir anda bana herşeyi unutturmuştu, o kadar çektiğim acı, yaşanmaması gereken bir takım olaylar, ailemin üzerimde her ergen gibi baskı kurduğunu düşünmemden mütevellit asi bir erkek çocuğu olarak babamla olan klasik kavgalarım, hayata kurban edileceğim ve artık bu tarz şeyler yaşayamacağım gerçeği bir anda silindi ve sadece o saniye onun gözlerine odaklandım ve ağzımdan bilinçsizce ”bende eğer sorun olmayacaksa size katılabilir miyim?” çıktı. Tabiki olumlu yanıt aldım fakat o kadar rahatsız oldum ki, tanımadığım onca insan arasına bilinçsizce dalmak o kadar da iyi bir fikir değildi, ta ki içlerinden hala görüştüğüm malum arkadaşı o espiriyi yapana kadar, bana dönüp, ”abi sen neymişsin ya kaç haftadır stüdyoda seni konuşuyoruz.” dedi ve güldü. Ben tabi kızardım, sadece kızardım ve yüzümde saçma bir gülümseme vardı yanıt verme mahiyetinde yanıt verememe durumunu tasvir eden…

Günün sonunda masadan kalkmadan tabi yapacağım yaptım ve numarasını aldım, özgüvenimi toplayarak göz kırpıp, kulağına eğilerek bir daha ki görüşmemizde baş başa olmalıyız, baş başa olamasakta şakacı arkadaşlarımızı getirmeyelim deyip hafif bir espriyle günü sonlandırmak istedim ve aldığım tepki tüm bu olanların olması gerektiğinin bir göstergesi gibiydi, böylesine basit bir espiriye bile kahkaha atması ve o güldükçe benim içimin huzurla dolması…

Yaptığım tek hatanın onu en yakın arkadaşımla tanıştırmak olduğunu sonradan anlayacaktım tabi, en yakın arkadaşım dediysemde, gerçekten en yakın arkadaşım. Hani ölümüne 10 kişinin arasına dalmaktan söz ediyorum bazılarının elinde bıçak olduğunu bile bile, veya haksız olduğu halde onu savunmaktan, yediği bir haltı üslenmekten, yaptığı bir hatanın acısını paylaşıp beraber çekmekten, ilk defa evden beraber kaçıp sabahlamaktan, emniyetin bahçesine sıçarken nöbet tutmaktan, veya bir karıncaya çıkma teklifi edip reddedildikten sonra teselli etmekten, paranın en önemsiz şey olduğu, kısacası dostluktan söz ediyorum, çünkü bu saydıklarımın hepsini karşılıklı birbirimiz için mutlaka yapmışızdır. Neyse konumuza dönelim…

Açılmam bu sefer haftalar sürmedi, ilk buluşmamızda açıldım ve tahmin edileceği üzere olumlu bir tepki aldım, siyah beyaz hayatım birden renklendi, inanılmaz huzurluydum ve turkuazı iliklerime kadar hissettim, bir yerlerden tanıdık geldi mi?

Tabi olmadı, ama bu sefer herşey güzel giderken olmadı, ikimizinde müzik zevkleri aynıydı, hayallerimiz ve planlarımızda aynıydı, karakterlerimizde çok benzerdi, yani ben öyle sanıyordum ve birbirimizden hoşlanıyordukta, fakat olmadı… İlk öpüşmemizi hiç unutamam, pardon öpüşemememizi…

Henüz ikinci buluşmamızdı, arkadaşlarımızla toplandığımız (öyle basit bir topluluktan söz etmiyorum, bir toplandığımızda en az 20 kişi toplanırdık ve o kumsalı ağlatırdık. (Sıradadaki bölüm; Kumsal Anıları)) monoton fakat keyifli geçen sıradan akşamlardan biriydi, tabi benim mutluluğum dışında. Herkes elindeki biralarını bizim için kaldırıp bizi tebrik ettikten sonra, beni o turkuaz suya daha bir öncekinin etkisinden çıkamadığım halde onu unutturup atan kadın kolumdan tuttu ve heyecanlı bir ses tonuyla benimle gel dedi, senelerimi geçirmeme ve sürekli önünden geçtiğim bir yer olmasına rağmen hiç görmediğim yamuk bir ağacın altına girdik, tam kör nokta olmasada ilk bakışta insanların göremeyeceği ancak dikkatli bakılarak fark edilebilecek bir yerde saat henüz 12’yi geçmemişti, yani henüz gece yarısı dediğimiz sıkıntının huzur bulduğu döneme girmeden sevgilimden böyle bir atak gelmesi tabi beni ambale etmişti. Sonra üstündeki Guns’N Roses tişörtünü çıkardı, artık üstünde sadece sütyeni vardı ve beni öpmeye başladı ve ben öpüşemedim, evet yanlış okumadınız, öpüşemedim, garip garip birçok şekilde öpmeye yeltendim ama en sonunda yapamıyorum dedim, biraz rezil olduğumuda hissettim fakat içten içede neden öpemediğimi bilmem, ve bu bildiğim şeyin ilişkinin aynı zamanda yediği ilk darbe olacağının ve bu darbeden mütevellit çatırdayacağının, belkide iplerin kopacağının bilince , bu bildiğim şeyi karşımdaki sevgilim dediğim  yarı çıplak kızada söyleme gereği duydum, neden, çünkü ben çok dürüst bir gerizekalıyım! #TeşekkürlerTürkiye

Evet arkadaşlar yine derinlere kulaç atmaya başladım, ona önce ”tişörtünü giy” dedim ve sordum, ”sence aşk bu mu?” diye. Bakışlarında bir donukluk hissettim, hemde sıcak bir yaz akşamı donacak kadar, ”seni seviyorum fakat ağırdan alalım, hayatımın geri kalanında olduğu gibi seninle geçirdiğim zamanlarda da ayağımı gazdan çekmeyip, tereddüt etmeden duvara toslayacak kadar değersiz görmüyorum aramızdaki bu ilişkiyi ve seni.” dedim ona.

Kısacık bir ”tamam” olmasını beklemiyordum cevabım fakat aldırış etmedim ve grubun yanına dönüp, içip dünyadaki tüm sıkıntıları huzura erdirdik. İlk çatırdamadan sonra hareketlerinde ki farklılığın, bana soğuk davranmasını, sanki zorla söylüyormuşçusuna bana ”seni seviyorum” demesini ve iltifatlarımı önemsememesini ben ilişkiye sözde aşırı dürüstlüğümden vurduğum ilk darbeden sandım, ta ki yine stüdyoya gideceğimiz bir günün sabahı erkenden basçı benle buluşmak isteyip herşeyi açıklayana kadar. Basçı dediğime bakmayın, biz dört kişilik bir gruptuk ve dördümüzde can ciğerdik. Ama en başta söz ettiğim ve en yakın arkadaşım diye tasvirlediğim grubun bateristi olan elemanla farklıydık, çünkü o benim en yakın arkadaşımdı, dostumdu, ilk onu tanımıştım buraya seneler önce taşındığımız zaman. Fakat şimdi yalnızca basçıyla görüşüp konuşuruz, dım dım dım basçı derim ona, biraz heceleyerek çalar çünkü ve ben hep laf sokarım ona dım dım dım çalma diye, neyse buluştuk ve bana herşeyi o açıkladı, haftalardır en yakın arkadaşımla, sevgilimin birlikte olduğu gerçeğini, hatta seviştiklerini… Aklımdan ilk geçen şey daha iki gün öncesi oldu ve ben kusmamak için kendimi zor tuttum çünkü daha iki gün öncesine kadar ben, sevgilim, en yakın arkadaşım ve hoşlandığı kız babamların evde olmadığı bir günü fırsat verip parti vermiştik, hala unutamam o günü. 70’lik sek Jack Daniels’ı tek başıma devirdikten sonra karnım acıkmıştı ve yemek hazırlamaya geçmiştim mutfağa, ne hikmetse sofrayı hazırlamaya ve bana yardım etmeye sevgilim değil, en yakın arkadaşımın hoşlandığı kız gelmişti ve bende bunu biraz tuhaf bulup, birazda bozularak, salona geçip sevgilime ”sende bize yardım etmeye gelir misin bebeğim” demeyi düşünmüştüm ki, bir anlığına sanki onları birbirlerine sarılırken gördüğümü sanmıştım, nasıl bu kadar mal olabilir ki bir insan demeyin, o gün içtiğim tek şey 70’lik Jack Daniels değildi çünkü, ortamda kafam gibi çok dumanlıydı ve ona rağmen benim verdiğim tepki onların yerine utanıp adımları yere sertçe basıp ayrılmaları için geldiğimi belli etmek olmuştu. Yemek yerkende zaten boğazıma dizilen lokmalar bir yana, hala emin olamamak ve halüsinasyon olduğunu düşünüp kendini kandırarak aklıma gelen ilk muhabbeti açtım, dostluğun, arkadaşlığın ne kadar önemli olduğu, bir insanın onuru  ve şerefi için yaşaması gerektiği, karakterini asla bozmaması ve sonradan pişman olacağı birşey yapmaması gerektiği, dürüstlüğün herşey olduğu falan gibi saçmalıklar gevelemiştim. Amacımı söylememe gerek yok sanırım sayın okurlar he? Belki pişman olurlar ve kabullenirler diye, hayvanlar gibi sevişip, birbirlerini yalıyor olmasalardı belki bir ihtimal pişman olurlardı ama… Köprüden önce son çıkış geçileli zaten haftalar olmuş…

Dönelim başa, bizim dım dım dım başçı bunu söyledi ve evet ben kusmamak için kendimi zor tutmuştum ama tutmuştum ve ona onu (en yakın arkadaşımı) ara hemen buraya gelsin dedim, bende artık eski olan sevgilimi arayıp aynı yere çağırmıştım. Çağırdığım yerde, önceki sevgilimi, beylikdüzü’nde şu arabasını kaydıran tayfadan olduğunu düşünüğüm, saçları üç numara olan, kirli sakallı, hafif kilolu sıradan bir tiple yakaladığım ve ilk aldatıldığımı öğrendiğim kafe. Tesadüf işte, zaten bizim basçıda beni o kafeye çağırıp anlattığı için herşeyi…

Geldiler!

Sadece bakışıyorduk ve lafa giren ilk kişi en yakın arkadaşım olmuştu, ve sadece ”beni hastanelik etsende haklısın” demişti, ”hatta beni öldürsende hakkın var ama” demişti ve cümlesini yarım kesip ben başlamıştım konuşmaya…

Söylediğim tek şey ”birbirinizi seviyor musunuz?” olmuştu ve aldığım cevap tahmin edilebileceği üzere ikisindende evetti. Herkes ordaymış gibi hissediyordum ve herkes bize bakıyormuş gibi, herkesin herkesi tanıdığı küçük bir yerdeydik sonuçta, ve ben ayağa kalkmıştım ve onlarıda kaldırıp, aylarca muhabbeti bütün sahilde dönen ve herkesin şaşkına döndüğü o şeyi yapmıştım, gerçekten aylarca tanımadığım insanların bile dilindeydi o hareketim, onları el ele tutuşturmuştum…

Ağzımdan çıkan son cümle ; ”Eğer bir seneyi birlikte devirebilirseniz, (en yakın arkadaşımın suratına bakarak) sen benim en yakın arkadaşım kalmaya devam edersin ve en kötü günlerinde her zaman destekçin olurum, (artık eski sevgilimin yüzüne bakarak) sense benim için artık sadece en yakın arkadaşımın sevgilisi olursun ve evlenseniz nikahınıza şahitlik edebilecek kadar bile senin duygularına saygı duyabilirim ama şayet aksi bir durum olursa ve dediğim bir seneyi dolduramazsanız, (tekrar en yakın arkadaşımın suratına bakıp) sana karaktersiz ve şeref yoksunu, haysiyetsiz bir p**, (tekrar artık eski sevgilimin suratına bakarak) sanada sadece or****u der geçerim.” demiştim ve arkama dönüp tam havalı bir şekilde gitmeye yeltenmiştim ki, kafenin tam karşısındaki dondurmacıda işe yeni başlamış birinin gelip bana dondurma verip en iyisini yaptın demesi bütün karizmamı p** etmişti. Şuan gülüyorum tabi ve hala dondurmacıda çalışıp benim karizmamı bozamadığı için evet o zaman çok samimi olmadığımız, sadece simayen tanıştığım o arkadaşla görüşmeye devam ediyoruz. (Ben olsam onay süreceinde özellikle şu yukarıdaki kalın ve siyah olan sansürlerden birkaç tanesini kaldırır ve sansürlemeden yazardım PopzinGo.)

İlk başlarda tam bir pislik olmayı düşünmüştüm, birazcık daha seven değil… *** (TeşekkürlerPopzinGO) kafasına girdim bende kuyruğuna basılmış her ergen gibi, sonra biraz daha düzeldim tabi ve bir kez daha aldatıldım, Teşekkürler Türkiye!

Bu arada;

Artık güzel bir hikayeleri olan romantik aşıklar bir ay bile dayanamamıştı, sonuçta kaybeden yine bendim, iyi bir dostumu, gerçekten sevebileceğimi düşündüğüm bir sevgilimi, ve aklımı kaybetmiştim. Çünkü sonraki hamlemin kazandığım üniversiteye gitmek yerine, askere gitmek olması pek akıllıca değil dimi sayın okurlar?

12
like
1
love
2
haha
0
wow
0
sad
0
angry
11 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
12 Yorum yazarları
ahmet çetinVedat YılmazHüseyin çetinRagıp Çetinerresmiye kar Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mustafa
Üye

Dört gözle beklediğim, bir yazıydı teşekkürler.

turuncumavi
Üye

Tebrikler dersem ayıp olucak Onun için herkesin başına gelebilir deyip yazını çok beğendim diyorum

ahmet çetin
Üye

kitap icin 1000z kaldi

Vedat Yılmaz
Üye

manifesto ne?

Hüseyin Çetin
Üye

İlk başta çok uzun okumam demiştim ama ilk cümleden beni içine aldı