İbrahim, Namıq, Cesur ve Chingiz (Cengiz) adında dört arkadaş, dağılmaya yüz tutmuş Sovyetler Birliğine bağlı, Azerbeycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Sumqayit (Sumgayıt) kentinde 1988 yılında bir araya geldiler. Amaçları, tutkuyla bağlandıkları müziklerini icra etmekti. Dağılmaya yüz tutan bir ülkede, üstelik Karabağ savaşı henüz verilmişken işleri pek de kolay olmadı.

Hayallerini gerçekleştirmek için çıktıkları bu yola, Yuxu ismiyle devam etme kararı almışlardı. Yani hayal… Bir süre bulabildikleri her yerde sahne aldıktan sonra, ülkelerinde tanınmaya başlamaları geç olmadı. Rock müziğin altın çağıydı ne de olsa.

Nereden duyduğu bilinmez, -belki de kader böyle bir şeydi- Fransa’da bir stüdyo Yuxu ile çalışmak istedi. Amacı, Azeri Rock grubunu dünyaya tanıtmaktı. Bu haber dört arkadaşa ulaştığında mutluluktan havalara uçtular. Hayalleri gerçekleşmeye daha da yaklaşmıştı.

Sene 1990’a geldiğinde, daha 2 senelik grup olmalarına rağmen dünyaya açılacak olmanın heyecanıyla bindiler uçağa. Uçakları İstanbul aktarmalı Paris seferiydi. Hayatlarını değiştirecek olan olayın bu aktarmada gerçekleşebileceğini nereden bileceklerdi?

İstanbul, Atatürk Havaalanına indiler, yanlarında bavullarıyla.

O sıralarda, havaalanında yeni hedefini arayan hırsız, şaşkınlık ve heyecanla etrafını seyreden, birbiriyle sohbet eden dört arkadaşı gözüne kestirdi. Yanlarında taşıdıkları bavullarda değerli şeyler olacağı umudu vardı . Uygun zamanını bulduğunda artık bu bavullar hırsıza ait olmuştu. Bavullardan çıkan şeyler, onun için ne kadar değerliydi bilinmez ancak Yuxu grubu üyeleri böylelikle her şeylerini kaybetmiş oldular.

Dört kafadarın artık yapacak hiçbir şeyleri kalmamıştı. Daha biraz önce dünyanın en mutlu dört insanı iken şimdi kara kara ne yapacaklarını, nereye gideceklerini düşünüyorlardı. Zira uçak biletleri dahil her şeyleri bavullarıyla birlikte yok olmuştu. Çare yok, İstanbul’da bir iş bulup Fransa’ya en azından Azerbaycan’a dönebilecek kadar para biriktirmeliydiler. Bu sebeple sordular soruşturdular ve Beyoğlu’na gitmeye karar verdiler.

Taksim’de küçük bir bar, Yuxu’nun yaptığı müziği sevmesi ve çaresiz durumdaki bu arkadaşların, diğerlerinden daha ucuza çalışabilecek olması gerçeğini gördüğünden onları işe aldı. Başlarda kalacak yer ve karınlarını doyuracak kadar para alıyorlardı. Ancak kaset çıkarmak için yılmadan usanmadan para biriktirmeye devam ettiler. Bu böylece üç sene kadar sürdü.

1993 yılında, hayatlarının ikinci dönüm noktasına gelmişlerdi. Uzelli Kaset adlı şirket, onlardaki gelecek vaadini görmüş, albüm çıkarmayı kabul etmişti. İlk Yuxu albümü olan Xezerin Sahilinde (Hazar’ın Sahilinde) çıktıktan sonra, artık İstanbullular tarafından tanınan bir grup haline geldiler.

İlk albümün hemen peşine ikinci albümleri olan Sumqayit albümünü 1994 çıkardılar. Bu albümde en az ilki kadar sevilmişti. Artık onlar için Fransa hayallerinin yerini Türkiye almıştı. Bir çok festivale davet edildildikten ve bir dizi konserler verdikten sonra grup uzun bir sessizlik dönemine girdi. 2001 senesine gelindiğinde Yuxu, olgunluk dönemi albümü olan Ölüme Çare Yok ile sevenleri karşısına çıktı. Bu son albümleri olmuştu.

Yuxu, Paris hayaliyle çıktığı yolda Türkiye’de hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi edinmişti. Türk Rock Müzik tarihine ise, gerek albümleri gerekse kaderin onlara oynadığı oyunlar hasebiyle isimlerini altın harflerle yazdırdı. Bugün unutulmaya yüz tutmuş bu grubun her bir şarkısı, hem Azerbaycan hem Türkiye için önemli bir değerdir.

20
like
4
love
0
haha
3
wow
0
sad
0
angry
25 Yorum konuları
3 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
25 Yorum yazarları
EMRULLAH ACABEYMünevver Buse kılıçMelisa AvciDEHA KARAKAYAahmet batar Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mehmet uğur
Üye

güzelmiş ya

EMRULLAH ACABEY
Üye

dınlemek lazım bu grubu

Münevver Buse kılıç
Üye

Çok severim bu grubu daha öncede duymuştum

Melisa Avci
Yazar

Daha once duymamistim

DEHA KARAKAYA
Üye

harika.