Ölülerin bedenlerini mezarlara gömerek koruma altına almayı insanlar bir değer olarak görüyor. Jason Goldman makalesinde hayvanların da benzer yöntemlere ihtiyaç duyduğunu nasıl keşfettiğimizi açıklıyor.

Bir Yahudi öldüğünde, gelenekler gereği, “chevra kadisha” adı verilen bir grup insan, Zebur’dan pasajları devamlı surette okuyarak gömülmesine kadar ölünün başında bekler. Katolikler ise ölünün huzurunda “uyandırma” adını verdikleri törende bir araya gelirler. Benzer şekilde Roma döneminde ölünün etrafında akrabalar toplanarak yas tutardı. Tören başlayana kadar evin avlusunda tutulan cenazeye yakın durulurdu.

Bu davranışlar kültürel sınırları aşıyor. Detaylar her toplumda farklılık gösterse de cenaze töreni kalıbı değişmiyor. Ölen kişinin bedenini muhafaza altına almaya ve onu izlemeye insanlar bir değer atfediyor. Ancak yeni keşiflerin ışığında bu davranışların yalnızca insanlara ait olmadığını görmeye başlıyoruz.

10 Ekim 2003 tarihinde bir araştırmacı Eleanor adlı dişi bir fili çökmüş halde gördü. Koca gövdesiyle yerde sürünüyordu. Kulakları ve bacakları yakın zamanda yıkıcı bir olay yaşadığını gösteriyordu. Dişlerinden biri kırıktı. Farklı bir grubun üyesi olan Grace adlı fil Eleanor’a doğru koşuyordu. Eleanor’u iri dişleriyle kaldırmaya çalıştı, ancak Eleanor’un arka bacakları çok zayıftı. Grace’in grubu oradan ayrılmıştı. Grace en az bir saat daha Eleanor ile kaldı. Güneş ufkun altında kaybolmuş ve Kenya’da gece olmuştu. Ertesi sabah 11’de Eleanor öldü.

Eleanor’un etrafındaki filler manevi bir saygı gösterisi yapmak için toplanan insanlardan farksızdı. Takip eden günlerde filin cesedini beş farklı fil grubu ziyaret etti. Filler Eleanor’un bedenini kokluyor, ayaklarıyla ve hortumlarıyla yokluyorlardı. Eleanor’un bedenine çakallar, sırtlanlar, akbabalar üşüşüyordu. Dördüncü gün aslanlar da gelmişti. Yine de fil grubu gündüzleri Eleanor’un cesedinden birkaç yüz metreden fazla uzaklaşmıyordu.

Hayvanların ölü akrabalarına olan ilgisi yalnızca Eleanor’la sınırlı olmadığı için gözlemci bilim insanları şimdilik fillerin bu tepkisinin genel bir tutum olduğuna kanaat getirdiler. Başka çalışmalarda da sonucu destekleyen gözlemsel ve deneysel kanıtlar var. Hayvanların gözlemlenen davranışları insanların ölü ritüellerinden açıkça farklı olsa da devam ettiği sürece bu törenler çok değerli.

Sualtı Ritüelleri

Ölenlerin cesetlerini ziyaret etmek filler ve insanlara özgü değil. 6 Mayıs 2000 tarihinde Japonya yakınlarında Mikura Adası’nın doğu kıyısına 50 metre uzaklıkta sahilde ölmüş dişi bir yunus tespit edildi.  İki yetişkin erkek yunus sürekli cesedin yanındaydı. Yüzeye çıkıp nefes almak dışında ölü yunusu terk etmiyorlardı. Ölüm nedeni bilinmediğinden dalgıçlar cesedi almaya çalıştılar. Ancak ölünün başında bekleyen yunuslar dalgıçların ölü dişiyi almasına engel oldu. Sonraki gün yeniden cesedi almak için oraya giden dalgıçlar yine erkek yunuslar tarafından engellendi. Üçüncü gün ceset kaybolmuştu. Araştırmacılar cesedin daha derinlere sürüklendiğini tahmin ediyor.

Yunusların belgelenmiş cenaze törenleri bu örnekle sınırlı değil. 20 Temmuz 2001’de sahilin yakınlarında iki büyük kayanın arasına sıkışmış ölü bir genç erkek yunus görüldü. Etrafında 20 yunus bekliyordu. Dalgıçlar ölü yunusu almak için yaklaştıklarında bazen bir, bazen üç erkek yunus agresifleşerek dalgıçlara engel oluyordu. Yunusların agresif tavırları dalgıçları engellemekle sınırlıydı, daha fazlasını yapmıyorlardı. Tıpkı Afrika’daki filler gibi ölü bedeni gergin ve tedirgin vaziyette kafalarıyla ve ağızlarıyla yokluyorlardı. Dalgıçlar cesedi alıp tekneye taşıdılar. Yunusların çoğu tekne limana ulaşana kadar onları takip etti.

Bir başka bilim insanı grubu, 2001 Nisan ayında Kanarya Adaları yakınlarında ölmüş bir yavru yunus gördü. Yavrunun etrafı yunuslarla çevriliydi. Muhtemelen içlerinden biri annesiydi. Üçüncü gün yavru yunusun ölü bedeni su yüzeyinde duruyordu. Dördüncü gün ise çürüme belirtileri başlamıştı. Artık yunuslar ölü yavrunun bedenini yoklamıyorlardı. Araştırmacıların kayıtlarına göre bir deniz kuşu bile ölüye yaklaşsa yunuslar onu uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Bu yunus grubu sürekli olarak insan gözlemi altına bulunduklarından, normalden farklı davranmaları makul karşılanabilir. Yunuslar daha yavaş hareket ediyorlardı. Gözlemlerden alınan sonuçlara göre yunuslar ölülerine yaklaşan canlılara karşı beraber hareket ediyor, bazen agresif hareketler sergiliyorlardı. Ancak gözlemlenen her bir cenaze töreninde yunuslar tipik hareketlerinden sapıyorlardı.

Şempanzelerin de kendilerine ait alışkanlıkları var. Bir bebek şempanze öldüğünde, annesi onun cansız bedenini bazen haftalarca kucağında taşıyor. Cesedin bozulmasını yavaşlatmak için yavrusuyla ilgilenmeye devam ediyor. Ceset artık tanınamaz hale geldiğinde anne yavrusunun cesedini bırakıyor. Los Angeles Hayvanat Bahçesinde üç aylık bir dişi şempanze öldürüldüğünde, bakıcılar anne Gracie’nin yavrusunu günlerce taşımasına müdahale etmediler. Böylece anne şempanze yasını tutabilmişti. Ölü ritüellerini gözlemleyebilmek için benzer çalışmalar goriller, babunlar, makaklar, lemurlar ve gelada maymunları üzerinde de yapılıyor.

Filler, yunuslar ve şempanzeler çok karmaşık sosyal davranışlara sahipler ve biz bu davranışları kısmen anlayabiliyoruz. İnsanların doğada normal bir ölümü gözlemlemesi çok zor olduğundan eldeki bilgilerin çoğu, hızlı hareket ederek olayları kaçırmayan araştırmacılar sayesinde gözlemlenen deney dışı örnek olaylardan geliyor. Eldeki veriler insanların ölüme tepki gösteren yegane canlılar olmadığını gösteriyor. Ölüme karşı reaksiyon veren canlıların listesi gözlemlerle daha da genişleyecek gibi görünüyor. Zürafaların ve Kaliforniya çalı kargalarının da kendi adetleri çerçevesinde yas tuttuğunu son zamanlarda gelen raporlardan öğreniyoruz.

Biz insanlar hayvanlar alemine göre özel bir konumda ve eşsiz olduğumuza dair kendimizi ikna etmeyi seviyoruz. Bazı yönlerden eşsiz olduğumuz doğrudur. Fakat hayatın birçok yönünden sahip olduğumuz özellikler yalnızca bize özgü değil.

8
like
1
love
0
haha
2
wow
1
sad
0
angry
22 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
20 Yorum yazarları
Bunyamin tograpHatice KARATemel UçakErdi metinyellowred Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Hayret etmemek elde değil, düşünmemek de hakeza. Emeğinize sağlık

dalc
Yazar

onlarda birbirlerine yürekten bağlı demekki.

Bir Başak Kadını
Üye

Hayvanlar, insan türünden her zaman daha değerli olacaklar benim gözümde.

mustafa
Üye

Hayvan;deyip geçiyoruz bir çoğumuz ama onlarında bir canı ve duyguları olduğunu unutuyoruz çoğu zaman.

Sinan
Yazar

Yazı çok ilginç değil mi sizce de? Okurken şaşırdım ben, böyle şaşırtıcı yazılar çoğalır inşallah. Emeğine sağlık Nazgül