İçimin iyisini kaybetmiş birinin gibisindeyim…

Koşmak isteyip de adım atacak tâkâti kalmamış bir rûh…

Az kalmış belli…

Gözyaşlarımda boğulan gözlerim…

Görmemek için ışığa sığınıyor…

Ne tuhaf…

Kaçarken , kaçtıklarına yakalanması insânın…

Yakınlaşarak uzaklaşması…

Umut’suzluğun içine derç edilmiş umudu bulamaması…

Ne alışılası geldi bize alışılası olmaz dediklerimiz…

Dayanılmaz bildiklerimiz…

Bir bir gidenlerde gördüğümüz gitmeye takılan gözlerimiz…

Gelen onlarcaya âmâ oluşumuz…

Hâlbuki…

Çaba sarf etmeden kazanmak en büyük arzumuzdur…

Kaybetmek mi?.”Asla” der demez kapı tokmağımızda elleri…

Kusur aynasına bakıp, kendi dışında herkesi orada görebilme taklidi muhâl kabiliyetimiz…

Sayıları bile geride bırakacak meziyetlerimiz…

“Elbette bitti” deyip de yeniden başladığımız ilklerimiz…

Evet azîzîm…

Dünyamız…

Bizim olmadığını bildiğimiz halde deliler gibi sahiplendiğimiz en boş servetimiz..

109
like
136
love
0
haha
2
wow
3
sad
0
angry
30 Yorum konuları
3 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
29 Yorum yazarları
Hamza AslanMustafa UcamustafaFiruze HaktanŞükran Aydın Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Şükran Aydın
Üye

Ummadığın anda ummadığın yerde gönlüme hitap eden sözcükleri gördüm belkide… Eline gönlüne sağlık…

Melisa Avci
Yazar

Siz de ki nostaljik havayı çok seviyorum. Eskilerin , eski sözcüklerin, davranislarin daima yaşattığı duygular naif ve zarif oluyor . Bu yazinizda tek kelimeyle muhteşem olmuş ❤

İlkay Bozkuş
Yazar

Yüreğinize sağlık.

Ice cold
Üye

Cok etkileyici olmus

Krcelf
Üye

Her kelimesi özenle seçilmiş etkileyici bir yazı teşekkürler