İnsan kaybetmekten korktukça davranışları mantıktan uzaklaşır. Korkuyorum… Henüz kazanmamışken seni, kaybetmekten çok korkuyorum. İlk kez yaşadım bu duyguyu.

Bir zaman önceydi…

Her sene olduğu gibi ağustosun son günleri yine panayır kuruldu ilçede. Alışverişle de aram pek yok, insanlarla da… Zaten kaç yıldır uğramadım bile. Ama bu yıl, en azından bir kere gidip görmek istedim panayır yerini. Akşamüstü, iş dönüşü “Bi’ turlayayım da öyle gideyim eve.” dedim.

İlgisiz ve heyecansız dolaştım lunapark kısmını. Gondolda çığlık atanları, atlıkarıncadaki neşeli çocukları, çarpışan arabaların etrafındaki kalabalığı, dondurmacının önündeki kuyruğu… umarsızca seyrettim. Bu hissizliğim, pazaryerindeki sergilerin aralarında dolaşırken de devam etti. İnsanlar yanımdan öbek öbek geçerken ben boş gözlerle etrafımı süzüyordum. Aklımda, işle ilgi birkaç sıkıntı vardı. Son zamanlarda yaşadığım bazı olumsuzluklar da beni dalgın, donuk, hissiz bir hale getirmişti. Ruhum; karlı, soğuk gecelerde duvar diplerinde titreyen evsizler gibi büzülmüştü hayatın kıyıcığına.

Düşünceli bir şekilde dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişim. Hava kararmış, etraf daha da kalabalıklaşmış… Işıklar açılınca panayır yeri gelen kalabalığı daha güzel bir görüntüyle karşılamıştı. İnsan selinin içinde ağır adımlarla çıkışa doğru yöneldim. Birden içimde bir şey koptu. Bir sızı hissettim, bir heyecan sardı bedenimi. İstem dışı geri dönüp baktım. İkinci bir sızı ve heyecan dalgası… Midemin üst tarafında “ağrı” kelimesiyle anlatamayacağım bir şeyler oluyordu.

O… İvedi adımlarla yürüyordu. Acelesi mi vardı? Bir şey mi olmuştu yoksa bir yere mi yetişecekti? Omzuna dökülmüş uzun saçları, ardından savruluyordu.… Kalabalıktı… Ben sadece onu görüyordum. Peşinden istem dışı attığım birkaç adımdan sonra gözden kayboldu. Bir şey olmuştu. Göğüs kafesime bağlı görünmez bir ip beni oraya, onu son gördüğüm noktaya doğru çekiyordu. Ama daha fazla gidemedim. Çakılı bir kazık gibi kalakaldım olduğum yerde. İnsanlar bir sel halinde yanımdan geçmeye devam ediyor; bense görmüyor, duymuyor, anlamıyordum.

Bu ne kadar sürdü bilmiyorum. Yüzümde saf bir gümlümsemeyle çıkışa doğru yöneldim. Oradan nasıl ayrıldım, eve nasıl geldim bilmiyorum. SarHOŞ gibiydim. Tüm dertler, her şey, herkes değerini yitirmişti. Kendimi bulutların üzerine oturmuş, ayaklarımı boşlukta sallıyormuş gibi hissediyordum…

6
like
1
love
0
haha
0
wow
2
sad
0
angry
7 Yorum konuları
2 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
8 Yorum yazarları
Kasim ekimReha KarakayaHüseyin keskinMaydoganSahra Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Devamı gelmeli bir yazı olmalıydı sanki.

Kasim ekim
Üye

devamı gelmelı ıyı bır yazı çunku bıraz kısa olmuş ama elinize sağlık

Reha Karakaya
Yazar

Biraz kısa sürdü ancak güzel olmuş. Elinize sağlık.

Hüseyin keskin
Üye

Çok güzel

Maydogan
Üye

Çok güzel