İç motivasyonu yüksek olan insanlara öteden beri hayranlık duymuşumdur. Başarılı olmalarının garantisi olmasa da yaptıkları işten keyif almaları bile başlı başına bir kazanımdır. İşlerini keyifle ve tutkuyla yaptıkları için çoğunlukla başarılı da olurlar ayrıca. Böyle talihli bir hal içinde olmayanların ömürleri kendilerini motive edecek dış faktörleri beklemekle geçer. Dış faktörler tanımı gereği değişkendir, bireylerin kontrolü dışındadır ve yüksek motivasyonu sağlayacak ideal şartlar çoğunlukla oluşmaz.

Herhangi bir işi başarmak için motivasyona ihtiyaç duyulduğunu çalışma hayatımın ilk aylarında fark etmiştim. Hiç bir zaman tembel ve isteksiz bir tip olmadım, ama iç motivasyonum çok da yüksek sayılmazdı. Motivasyonumu nasıl artırabileceğimi öğrenmek için bir sürü araştırma yaptığımı hatırlıyorum.

Yıllar ilerleyip de yönetici olunca kendi motivasyonumun yanı sıra çalışma arkadaşlarımın motivasyonundan da sorumlu oldum. Kendi adıma gayet motive bir biçimde çalışıyordum, ancak çalışma arkadaşlarımın motivasyonuna herhangi bir katkım olamıyordu. Bu bana özel bir durum değildi, çalışma hayatım boyunca ekip arkadaşlarının motivasyonunu kalıcı biçimde artırabilen tek bir yöneticiye rastlamadım. Yapılan yüzyüze görüşmelerin hiç bir işe yaramadığını söyleyemem, insan ilişkileri konusunda başarılı olan yöneticiler ekip arkadaşlarının motivasyonunu birkaç saatle birkaç gün arasında değişen sürelerde geçerli olacak biçimde artırabiliyordu. Ancak elde edilen bu sonuç elbette tatmin edici olmaktan uzaktı.

Yöneticilerin ekip performansını hiç etkilemediğini ileri sürmüyorum, işini severek yapan ve ekip arkadaşlarına ilham verebilen yöneticilerin ekipleri elbette ortalamada daha motive bir biçimde çalışıyor. Yine de aynı ekipte çalışan bireylerin iç motivasyon seviyeleri birbirinden o kadar farklı oluyor ki ister istemez ortamın etkisinin çok sınırlı olduğunu düşünüyorum.

Yüksek motivasyona sahip olmak sadece iş hayatında gerekli olan bir özellik değil. Sınavlara çalışmak, sigarayı bırakmak, kilo vermek, spor yapmak için yüksek bir motivasyona sahip olmak gerekiyor.

Motivasyon adını verdiğimiz ve herhangi bir işi başarmanın anahtarı gibi görünen bu kutlu duygu kişide nasıl oluşuyor? Bazı şanslı kişiler dünyaya motive olmuş bir biçimde mi geliyor? Motive olabilmek için ne yapmak gerekiyor? Bu soruların yanıtlarını internet üzerinde yaptığım araştırmalar ve kişisel tecrübelerimden yola çıkarak vermeye çalışacağım.

Çalışma hayatımın bir aşamasında motivasyon meselesini açıklayan bir makaleye rastladım ve kişisel deneyimlerimden yola çıkarak makalede anlatılanların doğru olduğuna kanaat getirdim. Makalede bilgiye dayalı işler yapan insanların motivasyonlarının üç temel faktör doğrultusunda belirlendiği ifade ediliyordu.

Sosyal Ortam

İşimizi çoğunlukla bir ekip halinde yürütüyoruz. Çalışma hayatında içinde bulunduğumuz sosyal çevre motivasyonumuzu ciddi ölçüde etkiliyor. Birlikte çalıştığımız insanları seviyor muyuz? Onlara saygı duyuyor muyuz? Onlar bizi seviyor ve saygı duyuyor mu? Ortamda birey olarak kabul görüyor muyuz? Çalışma ortamımızda pozitif hava mı var, yoksa insanlar arasında soğuk rüzgarlar mı esiyor? Bu soruların yanıtları olumlu olduğunda motivasyonumuz pozitif yönde etkileniyor.

Otonomi

Her insanoğlunun içinde iflah olmaz bir anarşist yaşıyor. Birilerinin bizlere neyi nasıl yapmamız gerektiğini söylemesinden hoşlanmıyoruz. Çocuğu olanlar bunu çok iyi anlayacaktır. Yapmalarını istediğimiz şeyleri onlara birden fazla seçenek sunarak ifade ettiğimizde kabul etmeye daha yatkın oluyorlar. Etkinliklerimizin sonucunda verdiğimiz kararların eseri olan bir sonuç elde etmek istiyoruz. Böylesi şartlara sahip olduğumuzda motivasyonumuz artıyor.

Yetkinlik

Başkalarının yapamadığı bir işi başarıyor olmak güzel bir duygu. Bir işte ustalaştıkça bu duyguyu daha yoğun yaşamaya başlıyoruz. Zamanla ilgilendiğimiz konuda otorite konumuna geliyoruz, insanlar bize fikir danışmaya başlıyor, bu durum ister istemez bizi etkiliyor, ustası olduğumuz işi yapmayı daha çok ister duruma geliyoruz.

Bu üç madde çalışma hayatının başlarında vasat bir iç motivasyona sahipken yıllar ilerledikçe motivasyonumun nasıl artabildiğini açıklıyor. Öte yandan, hikaye bununla sınırlı olmasa gerektir. Aynı ekip içinde bulunan, benzer işleri yapan ve yaklaşık aynı kıdeme sahip olan insanlar arasında da motivasyon farkları olabiliyor. Neden?

Kişilik yapıları ve hayata bakış açıları iç motivasyonu etkiliyor. Hayata pozitif bakabilen ve sorumluluk duygusu yüksek olan bireylerin iç motivasyonları yüksek oluyor. Bunların yanı sıra kişinin başarıya ne kadar ihtiyacı olduğu da önemli bir faktör kanımca. Bazı bireylerin maddi ya da psikolojik nedenlerle paraya, takdir edilmeye, öne çıkmaya diğerlerinden daha fazla ihtiyacı oluyor. Böyle olunca daha fazla gayret göstermeye, fedakarlık yapmaya hazır oluyorlar.

Manevi bir anlam yüklediği bir ya da birkaç hedefi olan bireyler o hedefi gerçekleştirmek için yüksek bir motivasyon düzeyini daha uzun bir süre koruyabiliyorlar. Sahip olunan ana hedefe ulaşmak üzere elbette gündelik alt hedeflere sahip olmak gerekiyor. Ana hedefe ulaşmak genellikle çok uzun sürdüğünden ve daha da kötüsü ana hedefin ne zaman gerçekleşeceği çoğunlukla belirsiz olduğundan, gündelik hedeflerin gerçekleştirilmesiyle mutlu olabilmek gerekiyor.

Her ne kadar iç motivasyonun önemini vurgulasam da başkalarından alınan olumlu geri bildirimler motivasyona önemli katkı sağlıyor. Ayrıca, aynı şeyleri uzunca bir süre aynı şekilde yapmamak, öğrenmek ve gelişmek de motivasyonu artıran faktörlerden.

Motivasyonun oluşmasında alışkanlıklar önemini de yadsımamak gerekir, belirli bir işi disiplinli bir biçimde belirli bir süre yaptığınızda o artık bir alışkanlık haline geliyor. Bu durumda o işi yaparken karşılaşılan zorluk her ne ise insan bundan etkilenmemeye başlıyor.

Bu ana kadar paradan ya da motive olunan hedef sonucunda elde edilecek faydadan söz etmedim. Yapılan iş bir insan evladının yapmayı pek tercih etmeyeceği tekdüze ve sıkıcı bir işse para daha önemli oluyor. İş karmaşık ve başarması güç hale geldikçe paranın motivasyon üzerindeki etkisi azalıyor. Burada elbette bireylerin paraya ne ölçüde ihtiyacı olduğu da önemli bir faktör.

Son olarak kişinin işini sevmesinin önemine de vurgu yapmak istiyorum. Yetkinlik her ne kadar zamanla oluşuyor ise de, ulaşılacak maksimum yetkinlik seviyesi kişinin ilgilendiği konu hakkındaki yeteneği ile yakından ilgili. Bir insan bir etkinliği yapmayı seviyorsa o etkinlik konusunda yetenekli olduğunu varsayabiliriz. Yetenekli olunan alanda çok daha hızlı yetkinlik kazanıldığı için kişiler o konuda daha motive bir biçimde faaliyet gösterebiliyor.

SONUÇ

Bu yazıda anlatmaya çalıştıklarımı aşağıdaki gibi özetleyebilirim:

  • Mümkünse sevdiğiniz işi yapın, sevdiğiniz işi yapmanız mümkün değilse yaptığınız işi sevmeye çalışın.
  • Başarmayı istediğiniz büyük bir hedefiniz olsun, o hedefe ulaşmak için istikrarlı bir biçimde çalışın.
  • Başkalarının sizi motive etmesini beklemeyin, kendi kendinizi motive etmenin yollarını arayın.
  • Yolun başındaysanız motive olamamak sizi endişelendirmesin, yetkinlik kazandıkça motivasyonunuz artacaktır.
  • Yöneticiyseniz astlarınızın insiyatif kullanmasına izin verin, çalışansanız insiyatif alıp bir şeyler yaratmaya çalışın.
  • Pozitif duyguların hakim olduğu bir çalışma ortamı oluşturmaya çalışın.
  • Çevrenizdekilere yapıcı ve geliştirici geri bildirimler verin ve onlardan geri bildirim talep edin.
  • Kararlı olun, alışkanlıkların gücünden yararlanın.

Her ne kadar motivasyon konuşmalarının etkisi uzun sürmüyorsa da bu yazıyı çok sevdiğim bir motivasyon konuşması ile bitirmek istedim. Kazanma Hırsı filminde Al Pacino final maçı öncesi antrenörü olduğu Amerikan Futbolu takımına brifing veriyor.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

13
like
1
love
3
haha
0
wow
0
sad
0
angry
21 Yorum konuları
4 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
23 Yorum yazarları
Emrah SOYLUErcanyellowredHüseyin çetinVedat Yılmaz Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Açıkçası hırs çerçevesinde ilerleyen bir iş hayatı psikolojisinin hakîm olduğu bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Ayrıca insân olarak da sevdiğimiz ya da sevmeye çalıştığımız iş olsun, heyecanını yitirdikten sonra hiçbir anlam ifade etmiyor. Sürekli aynı işte çalışmaktansa yer yer farklı işlerde çalışmak daha huzurlu bir yaşamın kilit noktaları arasında olduğu düşüncesindeyim. Saygılar

sila
Yazar

Bence en önemlisi huzurlu, karmaşadan uzak bir çalışma ortamı. Yaptığın işi sevmek de önemli tabi ancak o ortamda huzur yoksa, bir curcuna hakimse, art niyetli insanlar varsa vb. tükeniyorsun.

yusuf çınar
Üye

Anlattıklarınız malesef aşırı profesyonel ve kurumsal işyerlerinde geçerli olabilir. Ama bu tarz yerlerde de profesyonel kişilerle çalışınca anlattıklarınız fiiliyata geçer. Bence 2 nokta var birincisi kişinin tatmin edici maaş alması ikincisi işini severek yapması

Ayys
Üye

Ülkemizdeki iş olanaklarını ve patronların çalışanlara yaptıkları olumsuz davranışları düşünürsek söyledikleriniz gerçekçi gelmiyor maalesef…

mustafa
Üye

İş yerinde beni hiçbir şey motive etmez.