Hayvanat bahçeleri, görmeye gelenlere doğa filmi çekilen film setleri gibi hissettiriyor. İzleyiciler timsahlara şaşkın şaşkın bakar, sırtlanlara güler, develerin hörgüçlerine dikkat kesilirler. Fakat bu eğlence ve seyir zevkinin altında ahlaki bir çöküntü yatıyor. Hayvanat bahçeleri korumayı teşvik edip tehlike altındaki türlere sığınak olurken diğer yandan ev sahipliği yaptığı canlılara zarar veriyor. Sürekli hapis hayatı sürmek hayvanların ruh sağlığında ağır tahribata yol açıyor; etrafı duvarlarla, çitlerle çevrilmiş küçük alanlarda yaşayan hayvanlar kendilerini aciz ve mutsuz hissediyor. Kısaca hayvanat bahçeleri çoğu zaman sığınak görünümündeki tımarhaneler halini alıyor.

İnsan ürünü çılgınlıklar burada bitmiyor. Hayvanat bahçelerine ziyarete giden bazı insanlar hayal edebileceğiniz en aptal, en iğrenç şeyleri yapıyorlar. Bazen de hayvanat bahçesi yetkilileri saçma sapan fikirlerle hayvanlara hayatı zindan ediyor. Hayvanat bahçeleri doğal ortamlar değildir; aksine hayvanların düzenini bozan temsili doğal ortamlardır. Yazımızın devamında da göreceğiniz üzere, vahşi yaşam hayvanlar için tüm bu deliliklerden uzak ve güvenli.

Kaynak

Eşeklerin Aşk Hayatı Politik Soruna Dönüştü

İnsanlar cinselliği gizli bir eylem olarak kabul eder. Bu işi kamera önünde yapmanız için birileri size para vermediyse bu konuda kendinize özel bir mahremiyetiniz olmak zorunda. Öğrendiğimiz toplumsal normlar nasıl, nerede ve kiminle ne yapacağımız konusunda bize rehberlik eder. Aksine hayvanat bahçesi hayvanları adeta insansız bir Truman Show’da yaşarlar; tüm özel hayatları onlara bakıp kıkır kıkır gülen kalabalık insan topluluklarının önünde geçer. Beslenirken, uyurken, çiftleşirken tüm gözler üzerlerindedir. Daha da fenası siyasetçiler bile hayvan ilişkilerine burnunu sokabiliyor.

Napoleon ve Antosia adlı iki eşek, Polonya’nın Poznan şehrinde bir hayvanat bahçesinde yaşamakta. Associated Press’e göre eşeklerin uzun yıllara dayanan bir ilişkisi var ve birbirini seven çiftlerin sık sık yaptığı şeyleri onlar da sık sık yapıyor. 2014 yılında bir grup öfkeli anne, çocukları onları seyrederken hayvansal içgüdüleri gereği oynadıkları sevgi dolu oyunları bırakmadıkları için eşeklere müdahale etti. Kadınlar eşeklerden oynaşmayı kısa bir süreliğine kesmelerini rica etmeyip politikacı Lydia Dudziak’tan yardım istedi. Dudziak hayvanat bahçesinin yöneticilerini uyararak eşekleri farklı bölümlere koymalarını istedi. Sonuç olarak eşeklerin aşkına gölge düştü.

Antosia ve Napoleon’un ayrılığının ulusal medyada manşet olmasından sonra insanlar duruma üzüldü. Hayvanları yeniden bir araya getirmek için hazırlanan dilekçeye neredeyse 7.000 imza atıldı. Facebook sayfalarında konuyla ilgili paylaşımlar yapıldı. Uzmanlar hayvanları birbirinden ayırmanın psikolojilerini bozacağını açıkladı. Polonya kamuoyu eşeklere büyük ölçüde destek verdi. Tüm bunlardan sonra hayvanat bahçesi yetkilileri insafa gelerek eşeklerin özel hayatına yaptıkları müdahaleyi geri çekti.

Kaynak

Hayvanat Bahçesinde Esrar Yetiştiren Hayvan Bakıcısı

Ot satmak cüzdanınızı doldurmak için cazip bir yoldur. Ancak bu ticareti yaparsanız kanunla ters düşersiniz. Kârlı bir bitki yetiştiriciliği işine girmek istiyorsanız, çitlerin öbür tarafında, fark edilmeyecek yerlerde zararlı otlar yetiştirmelisiniz. Bu şeytani plan cin fikirli bir hayvan bakıcısı için çok işe yaradı.

Der Sipegel’in haberine göre, Avusturya Salzburg Hayvanat Bahçesi’nde çalışan 59 yaşındaki hayvan bakıcısı, gergedanların bölgesini gizlice esrar çiftliğine dönüştürdü. Bakıcının esrar ektiği saksılarda para basan bitkiler yıllarca fark edilmeden büyüdü. Tank kadar büyük, inatçı ve huysuz hayvanlarla, insanı uyuşturup kuzuya çeviren bu maddelerin aynı yerde bulunacağı kimin aklına gelir? Daha da önemlisi, bu hayvanları keşfetmek için kim onlara yaklaşmaya cesaret edebilir? Dolayısıyla bakıcının çevirdiği dolap bir hayli sağlam.

2010 yılında bir uyuşturucu kullanıcısının güvenlik kuvvetlerine ihbar etmesiyle bakıcı kendini ele verdi. Polis yaptığı operasyonla 33 saksı esrar ele geçirdi. Gergedanlar saksılara pek ilgi göstermiyor olacak ki, hiçbir gergedanın kafası dumanlı değildi. Dehşete kapılan hayvanat bahçesi yetkilileri esrarları konserve kutularına doldurdular ve bakıcının yaptığı işi korkunç olarak nitelendirdiler. Bakıcı yalnızca yasaları ihlal etmekle kalmamış, aynı zamanda hayvanat bahçesinin atmosferini bu zehirli bitkilerle mahvetmişti. Bu olayın gerçek mağduru gergedanlardı. Gergedanlar farkında olmadan esrarlara korumalık yapmışlardı ve neyse ki onların tadına bakmamışlardı.

Kaynak

Aslanları Hıristiyan Yapan Everest Ruhlu (Kafalı) Adam

İncil’in Daniel kitabına göre, uzun zaman önce Darius adında cani bir kral Daniel’i inancından ötürü aslanlara yem olmaya mahkum etti. Neyse ki Tanrı bir mağara dolusu aslanı durdurarak Daniel’i korumaya almıştı. Üstelik Daniel’in merhametsiz düşmanları tüm aileleriyle birlikte aslanlara yem olmuştu. İncil’de anlatılan bu hikayenin öğrettiği şey, inancın bizi koruyacağıydı. Chen adında çılgın bir adam, aslanlara dini telkin yaparak bu hikayeyi tekrar gerçekleştirmeyi denedi.

Daniel’in hikayesini tekrarlama denemesi 2004 yılında Tayvan’ın Taipei şehrindeki hayvanat bahçesinde gerçekleşti. Yapılan denemede, senaryo orijinalinden büyük ölçüde farklıydı. Aslanların yaşadığı mağaraya atılma cezasından ziyade, Chen aslanların bölümüne onları Hıristiyan yapmak için gizlice girdi. Telegraph’ın haberine göre, Chen ağacın altında gölgelenen iki aslana “İsa sizi korusun” diye haykırdı. Aslanların dikkatini çektikten sonra Chen, aslanlara kendisini ısırmalarını emretti. Şaşırtıcı şekilde aslanlar talimata uydu (aslanların böyle bir talimata uyması çok da şaşırtıcı sayılmaz aslında). Yine de aslanlar Hz. İsa’ya adanmış gibi gözükmüyorlardı.

Aslanların saldırganlığı karşısında Chen’in bir müdahaleye ya da mucizeye ihtiyacı vardı. Chen çok fazla uyuşturucu ve alkol kullanıyordu ve aslanlara yaklaşırken kafası Everest olmuş haldeydi. Neyse ki hayvanat bahçesi çalışanları hızlı hareket ederek aslanları Chen’i kutsal bir hayalete çevirmekten alıkoydu. Chen daha sonra uyuşturucu alışkanlığından vazgeçti.

Kaynak

Anamı Kesen Ben, Babamı Doğrayan Ben

Yukarıdaki fotoğraf tamamen gerçek. Elindeki bıçakla görüntülenen bu goril gerçekten korkutucu. Fotoğraf hakkında güzel düşüncelere sahip olmaya imkan yok. Bu garabete ev sahipliği yapan yer Kanada. Kanada’nın The Globe And Mail gazetesi orada neler döndüğünü anlatmış.

2009 yılında bir hayvan bakıcısı aptalca bir hata yaptı. Bazı gorilleri temizlik için hazırladıktan sonra soyma bıçağını bırakarak maymunların bölümünden ayrıldı. Üzerini aradıktan sonra bıçağını cebinden düşürdüğünü fark etti. Bıçağı Barika adlı dişi bir goril bulmuştu. Bıçak koca maymunun çok ilgisini çekmişti, maymun bıçağı dikkatle inceledi. Diğer goril Zuri bıçağa bakmaya çalıştı ancak Barika izin vermedi. Barika bir anda bıçağı Norman Bates (Psycho filmindeki katil) gibi savurdu.

Hayvanat bahçesini ziyarete gelen Joe Scheffler ve Heike Scheffler (fotoğrafı çeken çift) adlı karı-koca bu rahatsız edici sahneye şahit oldu. CBC News’le yaptıkları görüşmede Joe, Zuri’nin Barika’dan bıçağı istediğini ve Barika’nın isteği geri çevirdiğini iddia etti. Barika göğsünü yumruklayıp Zuri’nin geri çekilmesini istemişti. Zuri çekildikten sonra rahatlayan Barika bıçağı indirdi. Kısa süre sonra bir bakıcı bıçağı geri aldı. Kimse zarar görmemişti ancak bu olay kalıcı, rahatsız edici izlere ve görüntülere sebep oldu. Gorillerde yara olup olmadığını kontrol eden görevliler, gorillerin bir aleti silah olarak düşünemeyeceklerini iddia ettiler. Ancak bazı bilimsel bulgular aksini söylüyor.

Kaynak

Artık Bu Mevzoo Kapatılsın

Hayvana eziyette bu seferki adresimiz İstanbul. Mevzoo adında yeni açılan bir nargile kafenin sahipleri, kafeye getirdiği çeşitli hayvanları müşterilerine sergiliyor. İnstagram’da kafe adına açılan sayfada yapılan paylaşımlarda bir aslan, bir at ve papağanlar görülüyor. Ticari kaygılarla hayvanların hem doğal ortamlarından koparılması hem de kafeslere kapatılması, insanoğlunun ne kadar acımasız, bencil olabileceği konusunda bizleri korkutuyor.

Doğal ortamında olmayan bir hayvan varsa, orada hayvanseverlik yoktur. Korumaya muhtaç olmayan bir hayvanın doğasından koparılması, ona iyi davranılsa bile, aslında bir kötülüktür. Siz değerli okuyucularımızın bir hayvanı arkadaş edinirken bu hassasiyeti göz önünde bulundurduğunuzdan emin olduğumuz için içimiz bir nebze rahat. Ancak çevremizde bu kadar hassas olamayan insanlar varsa onları da bilinçlendirmek hepimizin görevi. Tüm insanlığın hayvana, çocuğa, kadına, yeşile, kendimizden zayıf olana zarar vermeden yaşamayı öğrenmesi dileğiyle.

8
like
1
love
0
haha
1
wow
5
sad
0
angry
19 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
19 Yorum yazarları
Osman toptaşyellowredHüseyin çetinVedat YılmazGizemm Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Aycan
Yazar

İnsanın canlı olan her varlığa olan bu zararı neden? Ormanları yakıyorlar, hayvanlara işkence yapıyorlar, insanlara iğrenç şeyler yapıyor, öldürüyorlar. Derdi ne bu insanoğlunun? Mis gibi dünya şurada 70 yıl ömrün var. Ne olur yani gününü üretmekle, ekip biçmekle, çevrendekileri mutlu etmeye çalışmakla, yeşili ve maviyi koruyarak zarar vermeden geçirsen? Ne olur yahu “insan” sıfatını unutmayıp canlılara saygı göstersen, zarar vermesen de “insan” olabilsen… Emeğine sağlık çok güzel bir yazı olmuş

Çalı Kuşu
Yazar

Okurken insan daha kötüsünün ne olabileceğini düşünüyor. Sonra biraz zihni yolculuk neticesinde daha kötülerinin de olduğunu hatırlıyor. Umarım farkındalık uyandırmak için kaleme alınmış bu yazınız tüm insanlığa bir ders verir.Emeğinize sağlık efendim.

mehmetcan
Üye

Birde utanmazca hayvanlara işkence edenler ve daha daha neler olduğunu bilmediğimiz olaylar. HAYVANLARA ŞİDDETE SON!

Sahra
Üye

Gerçekten okurken yüz kızartan bir yazı. Ne inşalar var ya. Güzel yazı oldu gerçekten de.

hilal
Üye

Hepsini dikkatli dikkatli okudum insanların hayvanların özgür yaşamını nasıl ihlal etmeleri, onları dikkatsizlikleri ile baskıları ile nasıl rahatsız ettikleri. Gerçekten en ilginç varlık insan. Güzel yazı tebrikler.