Karamsarlıktan öteye gidemeyen, başka insanların aştığı problemleri aşamayan, geçmişinden kurtulamayan ben… Eğer söylediklerimi aranızda yaşayan varsa halimi anlayacaktır.

Peşimi hiç bırakmayan bir suçluluk duygusu var. Ancak bir suçum var mı bilmiyorum. Bir öz güven eksikliğim yok ancak aynadan kendime baktığımda kendimden iğrenme duygusunu da atamıyorum içimden. 

Fakat benim tek özelliğim karamsar olmak değil. Yeri geldiğinde iyimser olmak. Sorunum bu. Hiç bir sabit fikrim yok. Bazen kendimin doktoru oluyorum bazen ise kendimin celladı oluyorum. Sürekli zihnimi kemiren bu belirsizlik ve karanlıkta kaybolmuşluk hissi. Sorunlarımı kendime bile anlatamıyorum. Hiç kimseye anlatamıyorum. Çünkü artık “Seninki de dert mi sanki.”,”Üzülme geçer.”,”Ben de senin yaşındayken yaşadım.” veya “Saçma şeyleri kafana takıyorsun.” nasihatlerinden sıkıldım. 

Elbette dışarıdan bakıldığında büyük sorunlar yaşayan bir insan değilim. Ancak anlamıyorsun. Bir bebek altına yaptığında ve ağladığında ona “Seninki de dert mi?” diyebilir misin. Hayır o sorun, bebek için büyük bir sorundur. Tek yakındığım nokta bu. İnsanların bana karşı bu kadar yüzeysel olmasından bıktım. 

Belki bu saçmalıkları size neden anlattığımı merak ediyor olabilirsiniz. Bu yazıyı okuyan beni hiç tanımadığı için özgürce konuşabilirim aslında.

Sorunlarım liseye dayanıyordu. En büyük hatamı yaptım. Kendime olan saygımı kaybettim. Ama iki insan kazandım. Ailemden çok sevdiğim iki insan. Birisi en yakın dostumdu diğeri sevgilim. Ancak ikisini de kaybettim. Dostum beni arkamdan vurdu (çok klişe biliyorum) ,sevgilimi ise istediği kişilikte biri olamadığım için kaybettim. Dünya görüşlerimiz uymuyordu. Bu insanları kaybetmemin  bende yarattığı bu üzüntünün nedeni “unutamama” saçmalığı değil. En azından tam olarak o değil. En büyük neden biraz daha farklıydı.

Küçükken acaba içimdeki insanı keşfedebilecek biri çıkar mı diye merak ederdim hep.  Bir insanın vazgeçilmezi olabilecek miyim diye merak ederdim. Veya bana aşık olacak biri çıkacak mı diye düşünürdüm. Bu iki kişi bunu başardı. Beni fark ettiler. Onlar için bir anlam ifade ediyordum. İşte o yüzden yoklukları bende büyük iz bıraktı. 

Sonrasında ise güzel arkadaşlıklarım oldu yine tabi ki. Veya hiç bir zaman sürekli suratı asık biri olmadım. Hatta çevremdekiler neşeli biri olduğumu ve  zekice espri yaptığımı düşünürler. Ama bir kere ruhumu o karanlık deliğe ittiğim için geri dönüşüm olmadı. “Benim için hiç bir zaman güneş doğmuyordu veya baharda asla çiçekler açmıyordu. ” 

İnsanlar bana samimiyetsiz gelmeye başladı. İşte bu yüzden onca insanın içerisinde olsam da yalnız ve terk edilmiş hissediyorum.  Ve ilginçtir dengesiz ve sürekli ruh hali değişik olan insanlar bana samimi ve cana yakın gelmeye başladı.  Kanser’in kanseri de bu olsa gerek.

9
like
1
love
0
haha
0
wow
1
sad
0
angry
12 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
12 Yorum yazarları
Sinan ParlakyellowredMurat SiyliÇalı KuşuHadiOrdan Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Bu durumu yazarak atlattığınıza inanıyorum ki, yazmak insânın kendini iyi edebilme noktasında okumak kadar etkilidir. Adınızı değiştirmeniz temennisiyle. Emeğinize sağlık efendim

Sinan
Yazar

“Karamsarlıktan öteye gidemeyen, başka insanların aştığı problemleri aşamayan, geçmişinden kurtulamayan ben… Eğer söylediklerimi aranızda yaşayan varsa halimi anlayacaktır.” Anlıyorum, seni çok iyi anlıyorum.

Sinan Parlak
Üye

tercihinizse dunyanin en guzel seyi
zorunlulukla intihar nedeni olabilecek duruma verilen ad

yellowred
Yazar

Yalnız doğduk yalnız öleceğiz

Murat Siyli
Yazar

Aslında hepimiz kalabalık içinde Yalnızız