İnsanın aklı kendine düşman olur mu? Benim aklım bana düşman.

Yol

Benim doğduğum yıldan 3 sene önce, 1991’de bütün parti başkanları yuvarlak bir masa etrafında buluşmuş, Türkiye’nin geleceği ve ekonomisi hakkında açık oturum yapmışlar. Konuşmuşlar, hangi partiden ve ideolojiden olurlarsa olsun o masaya oturma erdemini göstermiş ve medeni insanlar gibi konuşmuşlar. Şimdi bunu neden yapamıyorlar? Kirli çamaşırlarının mı ortaya çıkmasını istemiyorlar? Konuşmaktan mı acizler?

Hayır bu vatandaşa da yansıdı, millet futbol takımı tutar gibi parti tutmaya başladı. En azından baştaki bizi yönetecek başkanlarımızın bu fanatikliği körüklemek yerine birlikte daha iyi geçinmeleri, birbirlerine laf sokmak yerine dostane mesajlar vermeleri, aynı 91 seçimlerinde olduğu gibi açık oturum yapmaları gerekmez mi?

Onların gerginliği vatandaşa, vatandaşın gerginliği çocuklara, çocukların gerginliği hayvanlara yansıyor ve bu zincir ülkede genel bir huzursuzluk yaratıyor. Benim tek arzum, baştakilerin kendi ceplerini düşünmekten ziyade artık vatandaşın cebini düşünmesi. Günümüzde açlık ve yoksulluk sınırı 4.960 TL iken asgari ücretin 1.600 TL olması çok saçma değil mi?

Soruları çok uzatmadan kalben söylüyorum, bu yazıyı bir şahsa değil sisteme yazıyorum. A partisi, B partisi, C partisi umurumda değil, beni ilgilendiren şuan ki sistemin bok gibi olduğu ve düzelmesi gerektiği. Olabildiğince objektif yaklaşmaya çalışıyorum ve objektif yaklaşmaya çalıştıkça gerçeği görüp soruyorum kendime, Yok mu bir Babayiğit?

Özellikle bu insanları ayrıştırmak ve birbirine düşürmek, halkı birbirine cephe etmek konusunda, Yok mu bir Babayiğit? Şöyle çıksın birleştirici, ötekileştirmeden, yapıcı konuşsun. Bu fanatiklik konusundan çıkamadım çünkü daha yeni yaşlı bir adam bindiğim otobüste Suriyelilere laf söylediği için 4 Türk genci tarafından öldüresiye linç edildi gözümün önünde.

Zar zor, ite kaka o her şeyden önce millete güven vermeleri gereken gençleri otobüsün dışına attık, burnundan çeşmeden su akarcasına kan akan adamada peçete verdik ama adamın kanayan burnu umurunda değildi sanki, yani ben bakışlarından onu anladım. ”Bu gençlik, bu gençlik.” dedi iki durak sonrada sendeleyerek o indi zaten. Atatürk’ün kemikleri sızlıyordur he?

Tüm bu yaşananlara rağmen sesini çıkarmayan havuz medyaya da teşekkür eder, yağcılığa devam ettikleri müddetçe kendi sularında boğulmalarını temenni ederim.

 

Babayiğide mektup ;

Pek saygıdeğer, muhterem, vatansever adam. Hayatını sorularla çürüt doğru yoldasın. Anı yaşamak için geç kaldığını farkettiğin zaman pişmanlığını asla sorduğun sorulara veyahut aldığın kararlara bağlama. Teşekkür etmeyi de unutma! Seni bu soruları sormak ve sorgulamak mecburiyetinde bırakan bu ülkeye teşekkür etmeyi sakın ha sakın unutma! (Bu da benim son lafım olsun madem)

Teşekkürler Türkiye!

1
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
2 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
2 Yorum yazarları
Çalı KuşuRad Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Asrımızın Aziz Nesin’İ olma yolunda ilerleyen kaleminiz toplumsal sorunları içleme de ve bunu yaparken objektifliğini kaybetmeme de istikrar diliyorum. Emeğinize sağlık efendim.

Rad
Üye

Güzeldi