Özellikle Türklerin İslam’a geçişi ile birlikte dilimize çok sayıda yabancı kelime girmiştir. Osmanlı zamanında bu kelime alımları fazlası ile artmış ve artık günlük yaşamda bile bir takım yabancı kelimeler -özellikle Arapça ve Farsça kelimeler- kullanılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet döneminde bu kelimelerin bir çoğu dilden çıkartılmak istenmiş ve bazı kelimelerde başarılı olunmuştur. Bazı kelimeler ise dilimize iyice karışmalarından dolayı, her ne kadar çıkartılmaya çalışılsa da çıkartılamamıştır. Peki bu kelimeleri çıkarmaya çalışmak ne kadar doğrudur?

Nihad Sami Banarlı, ‘Türkçenin Sırları’ adlı kitabında bu kelime ihracının sadece bilimsel konularda yapılması gerektiğini belirtir. ”Türk çocukları zaviyetan-ı mütebalitan-ı dahiletan diyerek, Arap, Fars kelimeleri ve kurallarıyla oluşturulmuş cümlelerle matematik okuyorlardı … İşte bunlar değişecekti. Fakat yerine daha çirkinlerini koymak için değil, Halk Türkçesinde zaten yaşayan bilek kemiği gibi, halk dehasının eseri olan sözleri koymak için … Kelimelere gelince… Bu bambaşka bir problemdir. Kelimeler üzerinde kimsenin oynamaya hakkı yoktur. Çünkü kelimeler milletindir.”

Banarlı’ya göre dil, bir musiki kuvveti taşır ve dile alınan kelimeler zamanla o dilin nağmesine göre şekil alır. Kelimenin dilden çıkarılması o dilin musikisine çok büyük zarar verecektir.

George Orwell ‘1984’ adlı romanında milletleri, ‘dil yıkımı’ ile çökertip bir takım ‘sürüler’ haline koymak isteyenlerin hedeflerini ve hikayesini yazmıştır.

Orwell romanında dilin önemini şu şekilde anlatır: ”Toplum ve toplum düşüncesinin oluşturulmasında en önemli araçlardan birisi de dildir. Dilin zenginleşmesi demek, düşüncenin de zenginleşmesi demektir. Okyanusya hükümeti insanların düşüncelerini,tarihi ve dilini yok etmek ve ülkenin geçmişiyle ilişkisini adeta koparmak amacıyla yenikonuş adında mantık dışı bir konuşma şekli geliştirmiştir. Yenikonuşun amacı “yalnızca egemen ideoloji İngsos’un (İngiliz Sosyalizmi)sadık izleyicilerinin dünya görüşü ve düşünsel alışkanlıklarına uygun düşecek bir anlatım ortamı sağlamak değil, aynı zamanda bütün öteki düşünce biçimlerini olanaksız kılmaktır.”

Sömürgeci devletlerin sömürdükleri ülkelerin dillerine müdahale ettikleri ve onlara kendi dillerini dayattıkları bilinen bir şeydir. Bu sömürge ülkelerin büyük bir çoğunluğu hala daha kendini sömürmüş ülkenin dilini kullanmaktadır. Bu durumdan da anlaşılabileceği gibi dil, bir toplumun temelidir. Dili bozulan bir toplum artık kendisi olmaktan çıkar.

1
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
6 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
6 Yorum yazarları
salla gitsinSinannazgulbacanagihayrunnisadenizogluDenemeci Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Rad
Üye

Emek kokuyor

salla gitsin
Üye

türkler olarak kitap okuyup geliştirmeliiyiz

Sinan
Yazar

Yazı çok iyi, cevabına gelirsek; doğru değil. Çeşitlilik her zaman daha iyidir. Her şey her şeye benzerse bir anlamı kalmaz.

nazgulbacanagi
Yazar

hiçbir kelimenin hiçbir dilden atılması taraftarı değilim. her kelime dili zengin kılan bir damladır. aynı anlama gelen yüzlerce kelime olsun. kelime haznemiz olabildiğince geniş olsun. ister yabancı dilden isterse ana dilden fark etmez. böyle kısıtlamaları doğru bulmuyorum. bir dile giren kelimelerin sebebine bakmam. sömürgeciliğin izini silmek amacıyla kelime atma uğraşına girilirse dilde kelime kalmaz. çeşitlilik iyidir, edebiyat zengin dillerde gelişir.

Çalı Kuşu
Yazar

Başarılı bir çalışma olmuş emeğinize sağlık