Geçmişimizde kalan ilginç hatıralar vardır bilirsiniz. Bazen utanç duyarsınız bazen hüzünlenirsiniz. Ancak ne hissedersek hissedelim geçmişi asla değiştiremeyiz. Belki de bundan ötürü utanç duyarız. Yine bolca utançla hatırladığım bir mektubu paylaşmak istedim.

TEK BİR AMAÇ:

Bazen ölümümün nedeni olmanı istiyorum. Senin sevgin için ölmek…

Her gün içimde var olan 16 yaşımdaki ben, sana olan aşkıyla ölüyor. Şimdi de aşık olmadığımı sanma sakın. Aşığım.
Ama bunu söylemekten utanıyorum Zeynep’im.
Çünkü olmuyor. Ne yaparsam yapayım olmuyor. İçimdeki şey kırgınlık mı pişmanlık mı bilmiyorum.
İçimdeki hisleri hiç kimsenin duymasını, öğrenmesini istemiyorum.
İçimdeki hisleri sadece sen bil istiyorum. Çünkü içimdeki karmaşık hisleri anlayabilecek tek kişi sensin. Benim hastalığımın tek ilacı sensin. Her şeyi basite indirgemeye çalışıyorum bazen. Belki her şey basit olursa seni daha az özlerim diye düşünüyorum. Ama olmuyor.
Bu yazıyı yazarken çok utanıyorum. Kendimden iğreniyorum. Nedeni ne biliyor musun?
Çünkü var olmayan biri için kendimi mahvediyorum. Bu cidden kötü bir şey. Bunu asla anlayamazsın. Hiçbir zaman da anlayamayacaksın.
Önceden seninle konuşunca çok mutlu olurdum. Ancak artık beni duymadığın için sadece bu yazıları yazıyorum. Sanki duyuyormuşsun gibi. Bu bile beni mutlu ediyor. Düşünebiliyor musun? Var olmayan bir şeye aşığım artık. Bunu anlayamazsın derken şaka yapmamıştım.
Sence bu durum için seni suçlamalı mıyım?
Hayır.
Ancak suçlu kim bu durumda?
Kendimi mi suçlamalıyım?
Bilmiyorum.
Bir gün belki okursun amacıyla yazdığım bu yazılardan nefret ediyorum biliyor musun?
Bu şeyler beni mahvediyor çünkü.
Saçma isteklere itiyor beni bu şeyler. Beni kimse sevmesin istiyorum. Hoşuma gittiğinden değil.
Seni de kimse sevmesin istiyorum. Beni sadece sen sev, seni de sadece ben seveyim istiyorum.
Ama neden bunları istiyorum?
Neden?
Senden çok şey istiyorum biliyorum. Ancak elimde değil emin ol. Elimde olsa bu çileyi bitirebilirdim. Ancak şu da var. Şu an da seni unutabilme şansım olsaydı o şansı kullanır mıydım onu da bilmiyorum. Çünkü bazen bi tarafım senin uğruna üzülmekten zevk aldığımı söylüyor. Ancak bu şey cidden bir akıl rahatsızlığı haline dönüşmeye başladı ve ben bundan çok korkuyorum Zeynep’im. Bu sana basit gelebilir belki ama hiç de basit değil.
Bir hayal kuruyorum. Güçlü ve güzel bir hayal. Zengin olduğumu hayal ediyorum. Ünlü ve zeki bir bilim insanı olduğumu hayal ediyorum. Ancak içinde sen olmadığın için bu hayal bile bana güzel gelmiyor.
Bunu lütfen anla artık. Biliyorum ki artık gözlerimin içine bakarak beni sevmeyeceksin. Ancak sana yalvarırım en azından kafamın içinden çık artık Zeynep’im.
Bunu senden sıkıldığım için düşündüğümü sanma sakın. Emin olabilirsin ki seni ömrüm boyunca sevebilirim ve hatta senin için her şeyimi de verebilirim. Ancak bu sevgi yüzünden hastalanıyorum artık. Ne olur beni anla. Ne olur!
Sana olan sevgimi sayfalarca anlatabilirim. Ancak bunun bir işe yaramayacağını ikimiz de çok iyi biliyoruz.
Bir zaman makinesi ikimizi lisedeki ilişkimize hapsetmediği sürece mutlu olamayacağız. Bu ne kadar acı bir şey değil mi? Çok acı.
Ama maalesef gerçek bu.
Bana kırılma güzeller güzeli sevgilim. Lütfen bana kırılma. Ama olmuyor. Yapamıyorum artık. İçimdeki sevgi arttıkça vücudumdan bir parça kopuyor. Seni bu şekilde sevmek beni soyutluğa itiyor. Bunun nedenini ise basit aslında.
Sen yanımdayken aileye, yakın arkadaşa, dosta, sırdaşa, yoldaşa ihtiyacım yoktu. Çünkü bu şeylerin hepsini sende görüyordum. Sen benim her şeyimdin yani. Ancak seni kaybettiğimde ve ben Zeynep’in mahrumiyetini yaşadığımda sadece aşkımı değil aynı zamanda en yakın arkadaşımı, sırdaşımı ve en önemlisi ailemi kaybettim. Sen benim için bir kişi değildin. Sen benim için çok şey ifade ediyordun. İşte ben seni bu yüzden sevdim. Sen benim yanımda olduğun zamanlar bana “Hayatındaki en mükemmel şey ne?” diye sorsalar ben ilk sıraya senin ismini yazardım ve ikinci sıraya birini yazma ihtiyacı hissetmezdim. İşte bu yüzden seni kaybettiğimde benim hayatımda mükemmel olan bir şey kalmadı.
Dünya ikimizin mutlu olmasına izin vermedi. Ancak bu dünya bu kararı alırken benim ne kadar üzüleceğimi düşünmedi bile.
Ama sen yine de endişelenme benim için. Ben artık seni sevmesem bile seni seveceğim. Biraz mantıksız ancak buna mecburum.
“Ağarsa saçların belin bükülse
Birer birer hep dişlerin dökülse
Kurusa vücudun kanın çekilse
Yine de taze fidan dalımsın benim”
36
like
7
love
2
haha
1
wow
5
sad
1
angry
43 Yorum konuları
2 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
40 Yorum yazarları
Osman Ali AydınOgun SengulVedat CemiloğluMustafa YüceMurat tekneci Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Neredeyse her cümlede gördüğüm kavram ”sevgi aşkı”ydı. Oysa kainatın mayası muhabbet; lâkin insânoğlu olarak en ketum olduğumuz nokta sevgi. Sır gibi saklıyoruz içimizde de kimseye vermeye yanaşmıyoruz. Aklıma çalıkuşu ”Ayrılık Şiiri” gelmedi desem yalan olur. Gerçek yaşamın satırlarının mürekkebi kan olunca, dinlemekten öteye gitmek boşa çabalamak zannımca.

Gazel Boyraz
Üye

Hayali bir karaktere bu kadar bağlanman..İlginç.Ama duyguların da bir o kadar gerçekçi.

Ahmet Furkan Uçak
Üye

güzel bir yazı olmuş

Batuhan oğrak
Üye

Sevgi ve merhamet ile güzel bir yazı

Uğurcan çelik
Üye

Uygun