Merhaba 🙂 Serinin İlk kitabının yorumunu daha önce yazmıştım. Fanzinlerime bakarak bulabilirsiniz. Sanırım buradaki ilk yazım oydu 🙂

Lekeliler serisinin 2.kitabıyla geldim. 2.kitap olan Kayıplar’da karakterlerimiz Klanlara gitmeye çalıştılar ve sonra oraya adapte olmaya.. ilginç şeyler olmuştu.

Mina babasını buldu ve diğer ucubelerle tanıştı. Meğer babası diğer olağanüstü güçleri olan çocukları bulmaya uğraşmış ve sonra da onların özgürce yaşayacağı bağımsız bölge olan Klanlara taşınmış.

Mina’nın amcası gelip onları Klanlar’a götürüyor. Daniel, Sebastian ve Angela yolculuğa çıkıyorlar. Klanlar İskoçya’da. Oraya kadar yolculuk ediyorlar. Hem yolda başlarına kötü şeyler geliyor hem de özgür olacaklarını sandıkları Klanlar’da. Nereye gitseler zulüm var.

Angela neredeyse tüm kitap boyunca atarlı davrandı ve sinir oldum. Ama sonradan aklı başına geldi, olgunlaştı. Hele 3.kitapta çok iyiydi.

*Ucube olan çocuklar:

Hiro: telepat, düşünceleri okuyor, duyma

Mike: duyguları kokluyor, koklama

Kitty: insanların kokusunun tadını alıyor, tatma

Ve böyle olunca bunun 5 duyuyu oluşturduğunu anlıyorlar.

Daniel: geleceği görüyor, görme

Mina: telekinezi, dokunma

Bu 5 yetenekli genç birbirlerine bir şekilde bağlılar ve birlikteyken çok daha güçlüler. Hiro’yu çok sevdim. Diğerleri eh işte 🙂

Hiro ve Mina’nın arasındaki kardeşlik bağı çok iyiydi.

Sebastian da tüm kitap boyunca kötü özelliklerini kontrol etmeye çalıştı. Çok zorlandı ama iyi birisi olmaya gayret etti. Bir klon olarak normal insanların arasına katılmaya çalıştı.

Ayrıca Klanlar’da Ali ve Mary ile tanıştık. İkisini de çok sevdim. Hele Ali’nin bunlara sürekli çocuk diye hitap etmesi beni benden aldı 🙂 bir de sürekli kız falan diyordu Mary de. Onların bu hitap biçimleri hem garip hem de samimi geldi bana 🙂

Mina babasına çok dargındı. Ona bir şey anlatmadan gittiği için. Uzun süre de bu kırgınlığı devam etti.

Klanlar’a uyum sağlamaya çalışırken oradaki ilginç grupları da anlamlandırmaya çalıştılar. Çok farklı insanlar vardı. Hepsi çok bağımsız ve özgür duruyordu ama yine de yolunda olmayan bir şeyler vardı.

Mina da bu gizemi çözmeye çalışınca iyi gibi gözüken yerlerde bile çok kötü problemlerin gizlendiğini görmüş olduk.

Klanlar’daki doktordan nefret ettim. Adam iyi bir amaca sahip olduğunu düşünüyor ama aslında o da insanları sınırlıyor. Aslında hep böyle değil mi? Bütün distopyalarda her şey çok harika olacak diye yola çıkanlar oluyor ama amaçları kötüye evriliyor veya kendileri kötülüğü başlatıyorlar.

2.kitap da böyleydi. Tuhaf şeyler oldu. Değişik grupları tanıdık. O dünyada yaşamak cidden zor. Gelişmişler, lekeliler, ucubeler,  insanlığın çocukları, göçebeler, çiftçiler … Yani kitapta çok değişik gruplar gördük. Karmakarışıktı.

Kitabın sonu ise şok 🙂

Sevdim seriyi. Distopya severlere tavsiye ediyorum. Çok bilinmeyen ama güzel olan gençlik distopyalarından 🙂

3
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
1 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
1 Yorum yazarları
mustafa Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mustafa
Üye

Teşekkürler güzel yazı.