Kendilerini yaşıyor zanneden ölülerin diyarından çok kıymetli dostum Hiç Kimse’ ye sevgilerle…

Kardeşim!

Sana bu mektubu yazıp yazmama hususunda çok düşündüm. Lütfen nedenini sorma. Kelimelerin idama sürüklediği, fikirlerin suikasta kurban gittiği bir dünyada sana ancak yasaksız kelimelerle yazabileceklerimi yazabiliyorum. Aslında tam olarak nereden başlayacağımı da bilmiyorum ya.

Neyse…

‘’Çocukluğumdan başlayarak yazmaya kalkışsam.’’  diyorum, belleğimin hazin zayıflığı durduruyor beni. Eee yaşlı bir ruhun hatırlayacak güzel anıları olmuyor, olsa bile güzel hatıralar ne hatırlanıyor ne de kaleme almaya geliyor. Kalabalık bir ailenin sekizinci çocuğu-son numara- olarak geldim dünyaya. (Keşke gelmemiş olsaydım) Dile kolay 26 yıl devirdim kâh güle kâh ağlaya! Daha dün gibi demeye varmıyor dilim zira son zamanlarda yaşadıklarım ve de sevdiklerime yaşattıklarım beni asırlar yaşamış hissiyatına gömmeye yetti. Zayıfların ve de iyi niyetine kurban olanların arasında bir kurban olmuşum. Ölmekle yaşamak arasına sıkıştırılmışım. Hani akrep olsam diyor insan en azından kendimi zehirleyerek kurtulurum bu tutsaklıktan.

Ne güvenebildiğim kimse kaldı karadelik olmuş şu ölü yaşayanların cehenneminde ne de yaşamaya umudum. Sahi umudu olmayan nasıl nefes alabilir merak eder dururdum.

Öğrendim.

Evet,

Umudu kalmamışların yaşamasının, nefessizliğe âşık olmak olduğunu yaşayarak öğrendim.

Nasılsın diye soranlara iyiyim diyerek yalan kontenjanımı doldurmuş olabilirim; ancak nasıl diyebilirim ki ‘’Gerçeğin Masalı dünyanızda haziranı yarım kalmış kırmızı bisikletinden düşerek ölmüş eşek gibiyim.’’ Hoş söylesem de kaç kişi anlar ki halimi.

Zor be kardeşim! İnan ki dayanılası değil buralar. Anlatılası hiç değil! Sessizce yok olmak istiyor ruhu insanın kimseyi rahatsız etmeden. Sanki hiç var olmamış gibi. Olması güç hayaller kurduk biz galiba. Baksana ölüme bile layık olamadık ki bize bahşedilmedi. Yazdıklarım bir gün sana ulaşır mı bilmem amma yazıyorum işte bir umut diyelim umutsuzluğa filiz çöl yüreğimdeki kuraklıkta.

Nasıl yorgunum bilemezsin. Takati kalmamış bir bedeni sürüye sürüye yalancı saatin tik taklarına bakarak durmuş zamanda yok oluyorum. Yüzüme çizdiğim tebessümlere takılsın bakışlarda yaralarım görünmesin diye çabalamaktan usandım. Bu dünyaya karşı en büyük sabrın yaşamak olduğunu haykıran kalbime ‘’yaşama, öl!’’ diyen aklıma yenik düşüyorum her geçen saniyede biraz daha.

Nasıl yaşamak elimizde değilse öyle de ölmek bize bağlı değil dediğini duyar gibiyim. Ancak sağır bir yüreğin duyacağı ne olabilir ki.

Çok uzattım biliyorum. Bu sana ne ilk ne de son mektubum. Umuyorum ki cevabının satırları mektubunu bulur ruhum.

 

 

137
like
184
love
0
haha
5
wow
17
sad
0
angry
20 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
20 Yorum yazarları
Murat SiyliTriskacocucan aydınMehtap MehtapHope Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
sila
Yazar

Hayrunnisa hanım sizin kadar içli yazan var mı bu sitede acaba? Bir hüzün kaplasa da içimi, çoğu söz içimde bir yerlere dokundu.

Canan
Üye

Oldu mu şimdi kardeşim,her daim umut var diyen bunu bizlere işleyen sana,umutsuzluk yakışır mı???
Küçüğüm…
Olmadı bu hüzün yakışmadı kalemine sarsam seni en içime,yine de korkarım sararken incitmekten…İnsanlar acımasız nasılsın derken aslında umurlarinda değildir vereceğin cevap onların gözünde zaten etiketlenmissindir.Deme öyle kırma beni bırak dokunayim yaralarına göreyim tüm şeffaflığını birlikte kıralım tüm duvarları..Ben varım,,ben her zaman vardım küçüğüm.
Bırak kendini hep güçlü olmak zorunda değilsin, sanırsın ki gardını indirirsen savunmasız kalacaksın ama indirmessen sana ulaşamam seni saramam, ölme “yaşa” diyemem… Mektuplarının ulaşmasını istediklerine ulaşması dileğiyle…

okan88
Yazar

Ben zaten biliyordum, bilmeyenler için kaleminin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlayan bir yazı olmuş. Tebrik ederim.

Murat Siyli
Yazar

Yazınız harika başarılar diliyorum

Triskacocu
Yazar

Hüzünlendim kaleminize sağlık