Kodlamamız gereği, biz kadınların detaycılığı erkeklerde yok.

Dolayısıyla, karşı cins ile problem çözme yetisi çoğu zaman işe yarar.

İş hayatını düşünün; detaylara çok fazla takılı kalırsak, riski, kazancı yahut kaybı görmemiz zorlaşır.

İlişkiler de böyle işte.

Fazla teferruat, tevazu sonunu erken getirebilir.

Geçen hafta Bodrum Gündoğan’da bir arkadaşımla yemek yiyordum.

“Çok yoruldum be Berna” deyiverdi.

“ Çok yoruldun öyle mi?” dedim.

Kişiyi dinlediğinizi belli etmek için, kişinin söylediğini yankı misali, ona geri iletmeniz yeterlidir.

Böylece kişi kendini daha rahat ifade etmeye başlar eğer güven  oluşmuşsa.

Tutun ki oluşmadı, biraz zaman, biraz empati, biraz emek ile sorular eşliğinde;

Temele inmeye başlarsınız!.

“Nasıl bir yüzyıla denk geldik arkadaşım? Maskeli Balo resmen”

Bu alan kritiktir zira koçluk ve mentörlük arasında mı gidip geleceksiniz yoksa arkadaş olarak dertleşecek misiniz? Karar verme noktasıdır!

Ben, dertleşmeyi seçmedim.

Çünkü biliyorum, içi kıpır kıpır, sorularına cevap, yönüne yörünge arıyor!

Bazen kayboluruz, korkarız, işin içinden çıkamayacağız sanırız!

Kaptan biziz, o gemi de bizim, unuturuz!

Can yeleklerini kullanmayı akıl edemeyiz.

Devam edeyim ben en iyisi…

“Seni bu maskeli baloda rahatsız eden şey nedir peki?”

“Yahu ben erkek halimle ne istediğimi biliyorum, seçiciyim. Zor beğeniyorum. Kıstaslarım belli.”

“Tam işte bu dediğim noktada bir süre sonra kadın talepkar olmaya başlıyor. İlk  başlarda duyduğum o heyecan, keyif, sevinç yerini sorgulamaya, şüpheye bırakıyor.”

“Zaten belli bir olgunluğa eriştikten sonra ilişki yürütebilmek zor. Yol arkadaşı gerek. Hayat yeterince zorken, onu zorlaştıracak insanlarla olmak beni yoruyor”.

“Hevesim, şevkim kırılıyor ve yoruldum işte.“

“Belki anlam karmaşası yaşıyor olabilir misin?“ diye sordum.

“Ne gibi“ dedi.

“Yorulmak yerine sıkıldım kavramını koyup, yer değiştirsek?“ Nasıl bir his olur?”

Biraz sessizlik oldu.

Benim amacım sıkıntının, bedeninde yer değiştirip değiştirmeyeceğini görmek istememdi.

Ve istediğim oldu!

Esnemeye başladı, oturma pozisyonu öne doğru eğilmişken, sırtını sandalyenin arkasına dayayarak değiştirdi.

Ve koca bir bardak suyu kana kana içti.

“Ne oldu?” dedim.

“Hiç böyle düşünmemiştim” diye cevap verdi.

Yoruldum derken, farkında olmadan o duygunun altında yığılıp kalmış.

Debelendikçe daha çok battığının farkında değil!

Devamlı bir hüzün, hayal kırıklığı, mutsuzluk, ümitsizlik vakası.

Tek bir kelime yer değiştirince, duygu da otomatik olarak yer değiştirdi.

Aslında bu kadar basit.

Bazen bildiğimizi unuturuz o yüzden rehbere ihtiyaç duymaktan çekinmeyin.

Bu rehber sizi dibe çekmek yerine, yüzeye çıkaranlardan olsun lütfen.

Ona dikkat edin.

Dertleşmek niyetiyle yola çıkan çoğu kişi evine daha çok mutsuz dönüyor

Nedeni o derdin içinde çok fazla kaybolup, o enerjiyi atamıyorlar.

Dedikodu, abartı, olmayanı olmuş gibi göstermek, devamlı kişiyi pohpohlamak, yanlışın faturasını başka kişilere çıkartıp, kendisinin bembeyaz olduğu göstermeye çalışmak illüzyondan başka bir şey değildir!

Realist yaklaşım, duygudan yoksun olmak değildir.

Dengenin ahengini koruyabilmektir.

Eğer siz de bir yerlerde tıkanmış kalmışsanız, belki anlam karmaşası yaşıyor olabilirsiniz.

Gelin o kavramı başka bir kavramla değiş tokuş yapın hafta boyunca.

Haftaya devam edelim…

Sevgiyle kalın.

 

 

1
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
1 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
1 Yorum yazarları
mustafa Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
mustafa
Üye

Teşekkürler yazınız için.