Hüseyin Nihal Atsız, 12 Ocak 1905 yılında İstanbul‟da doğmuştur.İlköğrenimine altı yaşında Kadıköy‟de ki Latin harfleriyle öğretim yapan Fransız mektebinde başlamış ancak yabancı hissettiği ve hiç alışamadığı bu okulda ki öğrenimi çıkan bir yangında okulun yanması sonucu oldukça kısa sürmüştür. Zamanın toplumsal olayları, Atsız‟ın eğitimine, düşüncelerine dolayısıyla geleceğine büyük yön vermiştir.O esnada çıkan Türk-İtalyan savaşından dolayı askeri görevde olan babasının Süveyş‟e sığınması neticesinde Atsız birkaç ay boyunca Fransız okulunda devam etmiştir.

Atsız‟ın tahsil yaptığı sırada Askeri tıbbiye de çıkan bazı siyasi nitelikte olaylar, Atsız‟ın da dahil olmasına sebep olmuştur. Kendisinin bu olaylara katılması, milliyetçi tavrını ortaya koyması bakımından önemlidir. Hatta Ziya Gökalp‟in cenazesinin olduğu günün akşamında farklı siyasi görüşlü öğrenciler arasında çıkan kavgada yer aldığı iddia edilir. Ve bu kavgaya karışması daha sonraki küçük meselelere eklenerek tıbbiyeden atılmasına vesile olur. Daha sonra Atsız geçici işlerde çalışmaya başlar ve vekil öğretmenlik yapar ancak bu görevler onun asıl gayesine ulaşmasına yetmeyecek ve tatmin etmeyecektir.

Çünkü o Türk tarihi ve edebiyatıyla ilgili konulara merak sarmış, yolunu seçmiştir. Esasen onun tarih sahnesine çıkmasına ve kendini tanıtmasına sebep olan yıllar, M. Fuad Köprülü‟nün tahsilinde dikkatini çekmeyi başaran öğrencisini, asistan olarak yanına almasıyla başlar. Çünkü asistan olarak göreve başlayan Atsız, Atsız Mecmua adlı dergi çıkararak fikirlerini anlatmaya çalışır. Bu anlamda bu dergide yazdığı, milliyetçilik ve Türkçülük yazıları onun dikkate alınmasını sağlayan ilk yazılarıdır.

Ancak Atsız‟ın yazıları bir kesim tarafından beğeniyle takip edilirken, diğer bir kesimin tepkisine neden olmuş hatta milliyetçilik davası uğrunda yazdıkları, bir üniversite asistanı olarak vermeye çalıştığı mücadelenin kısa sürmesine sebep olmuştur.Asistanlıktan atılmasından sonra Türkçe öğretmenliği görevine başlamış ancak bu görev değişikliği geri adım atmasına neden olmamıştır. Öyle ki Atsız Mecmua‟nın devamı niteliğinde Orkun dergisini yayımlamıştır. Yine bu dergide milliyetçilik görüşünü anlamamıza ön ayak olan yazılarını yazmış, Türkçülük üzerine sözler söylemiştir.Ancak, 1944 yılında yaşanan olaylar, durumu farklı bir boyuta götürmüştür.

Bu tarih, 3 Mayıs 1944 Irkçılık-Turancılık davasıdır. Atsız‟ın resmi ideoloji ve onun yürütücüleri hükümet ile bütün köprüleri yakmasına neden olan en önemli olay 1944-45 davasıdır.Atsız‟ı Türkiye Cumhuriyetine karşı isyankâr yapandır. Bu süreyi Atsız Mecmua‟da yazdıklarıyla başlatırsak, o günden bu güne kadar (söz konusu davaya kadar) yazılanlar,söylenenler, söylenemeyenler sürecin böyle bir aşamaya gelmesine neden olmuştur.

 

 

Edebi Kişiliği

”Atsız çeşitli yönleri bulunan bir şahsiyet, fikir adamı, yazar, şair,romancı, bilgine ve öğretmen olarak yaşadığı çağa kuvvetli tesirler vermiştir. Nihal Atsız, Türk millî fikrinin cumhuriyet döneminde yetişmiş en güçlü temsilcisidir. Türk milliyetçisi olarak Türk Edebiyatı ve Türk Tarihi alanlarında değerli eserler vermiş, millî duyguların gençlik arasında yaşamasına gayret göstermiş bir gönül adamıdır. “Türk bir vazife için yaratılmıştır, o vazife kâinat güzelleştiği zaman biter” diyen Atsız, milletimizin yetiştirdiği en hudut tanımaz idealist bir mütefekkirdi. Atsız çok yönlü bir kişiydi. Ülkü adamıydı. Duygulu kuvvetli bir şairdi. Kuvvetli dil bilginiydi. Çok kuvvetli tarihçiydi. Ama bunların hepsinin üstünde ülkü adamıydı.

Atsız’ın edebi kişilik özellikleri arasında romancı ve şair olarak edebî yönü çıkmaktadır.

H. Nihal Atsız, başarılı bir araştırıcı, roman tekniğine yenilik katmış, tarihi ve psikolojik roman dallarında kilometre taşı niteliğinde eserler yaratmış, Türkçü bir düşünür ve sanat adamıdır. Türkçe‘ye hakimiyeti ve kendine has üslubu başlı başına bir araştırma konusudur. Dünyada hiç bir düşünürün, düşünce sistemi ve eserleri bütünüyle gerçek hayat ve devlet siyasetiyle üst üste gelmemiştir. Ancak başarılı siyasetçiler bu düşünürlerden ve eserlerinden ilham alarak yeni siyaset kültürleri üretmiş, devlet ve millet hayatını anlamlı kılmışlardır.

H. Nihal Atsız, Ziya Gökalp’in sistemleştirdiği, Atatürk’le siyasi başarıya ulaştırılan Türkçülük akımının edebi eserler ve kültür araştırmalarıyla sürdüren ve sanatçı yaradılışı ile bu birikimi şiir ve romana taşıyan değerli bir düşünce ve sanat adamıdır. Pek çok sanat ve fikir adamı gibi, kendi bilgi, tercih ve algılamalarının dışındaki yaklaşımlara karşı sert ve kapalıdır. Ayrıca Cumhuriyetin ilk aydınlarında hakim olan düşüncelerini açık, kesin ve yüksek sesle dile getirmek hem şahsi üslubu, hem de tercihidir. Türk Edebiyat Tarihi açısından alanlarında tek olan Bozkurtların Ölümü, Bozkurtların Dirilişi, Deli Kurt ve Ruh Adam romanları edebi açıdan hala gerektiği gibi tahlil edilmemiş ve değerlendirmemiştir. Türk edebiyatının dışlanarak unutulmuşluğa terk edilen eserleri arasında objektif eleştirileri beklemekteler.

”Türkçü Hüseyin Nihal Atsız, komünizm, bölgecilik ve mezhepçilik gibi Türk devletinin varlığına yönelmiş zararlı akımlara karşı verdiği büyük Türkçü mücadele, Türk – ülküsü ve tarihi üzerinde yaptığı ilmi çalışmalar, ”Kızılelma” ve ”Turan” ideallerinin meş‘alesini genç gönüllerde tutuşturmak için yazdığı roman ve şiirlerle haklı bir şöhrete ve ölümsüz bir isme sahip olduğu gibi, Cumhuriyet döneminin bütün nesilleri üzerinde çok derin tesirler bırakmış mühim bir şahsiyettir.”

Türkçü mücadelesini başlattığı ilk günden itibaren çevresinde milliyetçi bir halka meydana getirmeye muvaffak olanı Atsız, çıkardığı dergiler ve yaptığı Türkçü neşriyat vasıtasıyla milliyetçi bir toplum şuurunun doğmasını gerçekleştirmiştir. Bu arada bir taraftan yerli komünistlerin artan faaliyetlerini sergileyerek devletin mesul kişilerini uyarmaya çalışırken, diğer taraftan da bu faaliyetlerin artmasını önlemeye büyük gayret sarf etmiştir. Atsız‘ın bu çalışmaları, kısa zamanda Türk düşmanlarına karşı uymak, Türklük şuuruyla dolu,Türk milletinin değerlerine bağlı, Türkçü bir kadronun yetişmesini sağlamıştır.

Şiir, roman, hikaye ve makale türlerinde yayınladığı eserlerle, Türkçü bir edebiyatın doğmasını da sağlayan Atsız‘ın, 1930 yılından itibaren yurdumuzda meydana getirilen milli konulu eserlerin büyük çoğunluğunda giderek artan bir tesiri mevcuttur. Günümüzde isim yapmış veya istikbal vadeden milliyetçi şair ve yazarların en büyük ilham kaynağı, Atsız külliyatıdır.

Atsız‘ın Türk düşünce hayatına yaptığı en büyük tesir, bütün meselelere Türkçü bir gözle nasıl bakılabileceği metodunu vermiş olmasıdır. Yabancı kültürlerin yozlaştırdığı bulanık zihinlerin kozmopolit dünyasında değil, tarihin derinliklerinden süzülerek gelen Türkçü bir gözün berrak çerçevesinden meseleleri değerlendirmeyi başaran büyük Türkçü, bilhassa Türk tarihinin karanlık ve yanlış bilinen noktalarını bu metotla aydınlatmıştır ve Türk düşmanlarının Türk nesillerini tarihinden soğutma yolundaki oyunlarını bozmuştur.

”Türkçülük davasının kavgasını yalnız fikir ve aksiyon planında değil,aynı zamanda edebiyat sahasında da yapan Nihal Atsız, nazım ve nesir halinde birçok eser vermiştir. Türk Dili, edebiyatı ve tarihini son derece vakıf olan o, verdiği eserlerle bilhassa yetişen genç nesiller üzerinde son derece müessir olmuştur. ”Arınmış ve geliştirilmiş Türkçe” ye taraflar olan Atsız, eserlerinde bu düşüncesine uygun bir dil kullanmıştır.

Türk Dil Kurumu‘nun ve tam ehliyeti bulunmayan şahısların ortaya attığı uydurma kelimelere itibar etmemiş ve uydurmacılık akımıyla sonuna kadar mücadele etmiştir. Aynı zamanda koyu Osmanlıca‘yı da benimsememiş ve Türkçe‘de karşılığı bulunan yabancı kelimenin yerine mutlaka Türkçe‘sinin kullanılmasını savunmuştur Bu görüşlerinin sonucu olarak, herkesin anlayabileceği bir dil kullanmıştır. Türk dilinin kurallarını ve söz dizinini çok iyi bildiğinden, çok sağlam cümleler kurmuştur. Eserlerinde konunun geçtiği tarihi döneme uygun deyim, terim ve kelimeleri kullanmaya büyük dikkat göstermiştir. Cümleleri arasında kuvvetli bir mantık örgüsü vardır.

Atsız, üslup yönünden kuvvetli bir sanatkârdır. Şiirlerinde akıcı, berrak ve link bir üslup kullanır. Coşkun bir heyecanın çerçevelediği kuvvetli bir romantizm, onun şiir, roman ve hikayelerindeki üslubun karakteristik çizgileridir. İlmi eserleri ve incelemelerinde ise sıfattan çok, fiile ağırlık veren ve sağlam belgelerle desteklenen bir ilim üslubu görülür. Üslubunun diğer bir özelliği de süsten ve özentiden uzak, tabi ve canlı olmasıdır.

Nihal Atsız, 1931 yılından ölümüne kadar, şiir türünün az miktarda da olsa başarılı örneklerini vermiştir. Çok temiz bir Türkçe ile meydana getirilen bu şiirlerde, milli veznimiz olan hece vezninin 7, 8, 11, 13 ve 14‘lü kalıpları kullanılmıştır. Bu arada az sayıda aruz vezni kullanılarak yazılan şiirleri de mevcuttur. Aruz ile yazılan şiirler daha çok gazel ve kaside tarzında düzenlenmiştir. Hece vezni ile düzenlenen şiirler ise,umumiyetle beyit esasına göre ve mesnevi tarzında kafiyelenmiştir.

Ayrıca çok mısralı bentlerden meydana gelen karma şekiller de hece vezni ile yazılmışlardır. Koşma ve varsağı gibi halk şiirinin klasik nazım şekilleri uygulanarak yazılan şiirleri de Atsız.. içli ruhu ve karakteristik halk söyleyişi ile aşık tarzının en başarılı örneklerini vücuda getirmiştir. Tarihi bir romantizm ve destanlar devrinin esrarlı dünyasından süzülen büyüleyici havasını coşkun ruh dünyası ile bütünleştiren Atsız, daha çok vatan, Türklük, Türkçülük, Turancılık, ülkü ve kahramanlık temalarını işlemiştir. Ayrıca ölüm, gurbet ve aşk da onun şiirlerinde işlediği konular arasındadır.

Nihal Atsız‘ın nesir yazarlığı yönü, şairlik yönünden daha ağır basar. O,kendi çıkardığı Atsız Mecmua, Orhun, Orkun ve Ötüken dergileri ile diğer dergilerde yayınlanan makaleleri, çeşitli ansiklopedilerdeki maddeleri, roman,hikaye, tarih, edebiyat tarihi, tenkit, tetkik, biyografi ve bibliyografya türlerinde yazdığı eserlerle nesir sahasındaki gücünü ortaya koymuştur.

Türkçe‘nin dil kurallarına ve cümle yapma yollarına vakıf olmanın verdiği rahatlıkla zengin, değişik ve sağlam cümleler kurmayı başaran Atsız‘ın nesir halindeki eserlerinde kuvvetli bir mantık örgüsü vardır. onun cümlelerindeki ifade kuvveti ve sağlamlığı, biraz da, bol belge ve vesikaya dayanmasından gelir. Aynı zamanda mizacı, ilmi birikimi, şiiri ve şairliği onun üslubunu zenginleştiren unsurlardır.

11
like
3
love
0
haha
1
wow
1
sad
5
angry
8 Yorum konuları
2 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
9 Yorum yazarları
Can canTaha avcıKasim ekimHadiOrdanhayrunnisadenizoglu Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
EMIN ALTINTAS
Yazar

Kalemine sağlık ????

onur.tskn
Üye
onur.tskn

Hayatımın neredeyse tümüne etki eden bir kişilik. Bakış açımı değiştiren, edebi zevkimi doruklara çıkaran bir yazar. Ellerine Sağlık Büşra çok iyi bir yazı ve eksik olan bir yazıydı!

enver dengiz
Üye
enver dengiz

Kalitemiz bu yazarlar.

Çalı Kuşu
Yazar

Bu alanda çok iyisin Büşra. Severek okuyorum. Emeğine sağlık

Can can
Üye

toplumsal olayları, Atsız‟ın eğitimine, düşüncelerine dolayısıyla geleceğine büyük yön vermiştir.O esnada çıkan Türk-İtalyan savaşından dolayı askeri görevde olan babasının Süveyş‟e sığınması neticesinde Atsız birkaç ay boyunca Fransız okulunda devam etmiştir.