Ayakkabılarını giydi kadın. Kırıktı. Kime? Neye? Çantasını aldı, sokağa attı kendini. Nemliydi gözleri. Ağlamıştı. Ama o koyu makyajını akıtacak kadar kırılmamıştı. Hep makyaj yapardı kadın. Aslında güzeldi, çok güzeldi, hatta yasaklanmalıydı bu kadar güzel olmak. Ama o gizli günahlarını saklamak istercesine her sabah makyaj yapardı.

Gücünü makyajdan aldığına inanırdı. Sokakta yürümeye başladı. Nereye gideceğini biliyor muydu? Nereye gitmeliydi? Şu an onu kim kabul eder, ona kim yardım ederdi? Geri dönmek istedi birden. Evde sessiz ve yıkılmış görünen adama dönmek, kollarını boynuna dolayıp son 1 saati yok saymak istedi.

Yapabilir miydi?
Sevgisi bunu yapabilecek kadar kuvvetli miydi?

Hala kapıya bakıyordu adam. Ne kadar olmuştu o kapıyı sessizce çekip çıkalı? Akreple yelkovanın cilveli koşuşturmasını dinliyordu ama ne kadar zamandır? Hiçbir fikri yoktu. Keşke dedi, keşke kapıyı çarpıp gitseydi. Çünkü o zaman geri geleceğini bilirdi. Küçük bir çocuktu kadın. Adama ne zaman sinirlense küsüp giderdi, sonra ertesi sabah gelip burnundan öper, ‘Günaydın sevgilim, ben yine sana döndüm, evime geldim’ derdi.

Bu sefer küsmediği çok belliydi. Yarın sabah gelip burnundan öpmeyecekti. Buna inanmak istemese de için için biliyordu. Kabullenmek istemedi. Çok sakin gitmişti kadın. Çok sakin konuşmuştu. O küçük tatlı kadını ilk defa bu kadar olgun görmüştü. Kadın kaldırıma oturdu. Çantasından sigara paketini çıkarıp bir sigara yaktı. Aynı sıralarda adamda yerinden kalkmış masanın üzerinde duran paketten bir sigara alıp yakmıştı.

İlk dumanı içine çekti kadın. Elinde çevirdiği çakmağa bakmaya başladı. Bir nefes daha aldı sonra. Ve bu nefesle birlikte tüm düşünceler akın etti beynine. Ne yapmıştı kadın? Nasıl yapmıştı? Nasıl adamını, erkeğini o evde yalnız bırakıp, o cümleleri kurup çıkmıştı? Doğru olanı yaptığına dair telkin etti kendini belki milyonuncu defa. Doğru olan buydu. Bitmesi belki de hiç başlamaması gereken bir bağ vardı aralarında.

İlişki diye düşündü bir an, sonra vazgeçti. Aralarındaki şeyi hiçbir zaman ilişki olarak adlandırmayı sevemedi. Onlarınki daha farklı bir şeydi. Daha yoğun, daha sağlam bir şeydi. Kısa süreceğini umduğu yoğun bir bağdı aralarındaki.Adam elinde sigarayla odaları tek tek dolaşmaya başladı. İlk önce mutfağa girdi. Sigarayı ağzına alıp masanın üstündeki tabakları tezgaha kaldırdı. Kadını dağınıklıktan hoşlanmazdı, ondan alışmıştı. Sonra banyoya gitti, aynada yine su damlaları vardı, onları temizledi. Sigara külünü lavabonun içine döküp suyla akıttı. Oradan da çıkıp yatak odasına girdi. Bu sabah camı açmayı unutmuştu. Oysa kadını her sabah odasını, odalarını havalandırmasını söylemişti. Hemen camı açtı. Bir süre içeri temiz hava girsin istedi.

Şimdi sırada orası vardı. Kadını son gördüğü oda. Az önce oradan çıkmıştı ama şimdi korkuyordu tekrar içeri girmeye. Sanki o odaya girerse gerçekten bitecekti her şey. Adam tüm gücünü toplayıp odanın içine doğru bir adım attı. Ve daha fazla güçlü olmaya dayanamayıp çöktü dizlerinin üzerine. Evet bitmişti. Bu sefer gerçekten bitmiş, kadını gitmişti.Kadın konuşmalarını düşünmeye başladı az önce yaktığı sigarasının sonuna gelirken. Tam planladığı gibi konuşmuş, kelimelerin her birini doğru telaffuz etmiş, sesinin titremesine engel olmayı başarmıştı. Hesaplayamadığı tek şey karşıdan gelecek olan sözlerdi.

Ne demişti erkeği ona?
Sen benden böyle sessiz gitmezsin. Lütfen böyle sakin gitme, en azından benim kadar seninde yandığını bileyim, bu ayrılık olmasın demiyorum ama bu kadar can yakmasın. Gerçekten bitirmek istiyorsun gözlerinden belli. Hem bugün bir kat daha koyu yapmışsın makyajını. Bir tek kesin kararlar aldığında bu kadar kırmızı olur dudakların. Gideceksin ve ben söz veriyorum hiçbir şekilde seni engellemeyeceğim. Ama bu suskunluğunu ve sakinliğini kapıdan çıkarken olsun boz. Yüzünü görmek zorunda değilim, sırtın dönükte olsa boz şu sessizliğini. Seni güzel hatırlamalıyım, bu evde böyle bir hatırayla beni yalnız bırakacaksan en azından bunu yap benim için. Giderken çarp o kapıyı. Her zamanki gibi.

’Yanmak mı? Hayır kadın yanmamıştı. Yakmak da istememişti. Ama bir yerde ateş varsa yanan da olurdu mutlaka. Bu ilişkide ateş kadındı. Yanmıyordu çünkü onu yakacak bir şey yoktu. Çünkü ateşin ta kendisiydi o. Çakmaktan çıkan mavilikten kül olup giden hatıraların sebebiydi. Tutması, yaklaşması tehlikeli olandı. Şakaya gelmeyen, can yakandı. Adamı düşündü sonra, nasılda savunmasızdı o güçlü bedeninin altındaki kişiliği. Kadın onunla birlikteydi çünkü ona yaklaşanları da yakmak istiyordu. Ama yorulmuştu. Adamını toplamaktan, onunla birlikte yürümeye çalışırken sürekli hedeflerine geç kalmaktan yorulmuştu. Daha fazla yapamazdı, daha fazla geç kalamazdı hayatına. Hayatı… Bir an güldü kadın. Ne çabuk alışmıştı dili, düşünceleri yanızlığa. Daha dün tartışmamışlar mıydı adam bizim yerine benim hayatım dediği için? Anladı kadın. Artık çift değil tekti. Biz değil bendi. Kızdı kendine, ne vardı durumu dramatize edecek? Zaten böyle olmasını istediği için bırakmamış mıydı adamı arkasında?

Adam boğulduğunu hissediyordu. Evin en ferah odasındaydı oysa. Terk edilmişti. Az önce kadını tarafından terk edilmişti. Hayır, hayır terk edilmek değildi bu. Daha ağır daha acı bir şeydi. öyle olmalıydı çünkü daha önce onlarca kez terk etmiş – terk edilmiş ama hiçbirinde böyle hissetmemişti. Ömrü onu bırakmıştı işte. Kapıdan giden yalnızca bir sevgili değildi. Kadınıydı, karısıydı.

3
like
1
love
0
haha
0
wow
4
sad
0
angry
10 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
10 Yorum yazarları
Alihan SönmezNecati toptaşÇalı KuşuyellowredEren Yeni Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Alihan Sönmez
Üye

Gelen kapı gidene

Necati toptaş
Üye
Necati toptaş

Ş

Çalı Kuşu
Yazar

Nedir bu dertli olanların sigarayla bağlantısı hiç anlamış değilim ya hu. Kurgu duygusal;ancak çok sık örneğine rastladığımız bir konu. Gerçekten ”aşk” kavramına yüklenen anlam çok önemli bunu bir kez daha anladım. Çendan insâna karşı sevgi duyulması elzem olan. Aşk insânı aşar zÎrâ.

yellowred
Yazar

ayrılık ölümden zor.

Eren Yeni
Üye

Ayrılıklar her zaman zordur