Dil öğretiminin temel becerilerinden biri okumaktır. Okuma becerisi metindeki sembollerin seslendirilmesiyle oluşan bütünlüktür (Kara, 2013). MEB Türkçe Öğretim Programı’nda okuma becerisini şöyle tanımlamıştır: “Ses organları ve göz yoluyla algılanan işaret ve sembollerin beyin tarafından yorumlanarak değerlendirilmesi ve anlamlandırılması sürecidir. Okuma becerisi, öğrencinin farklı kaynaklara ulaşarak yeni bilgi, olay, durum ve deneyimlerle karşılaşmasını sağlar. Dolayısıyla bu beceri; öğrenme,araştırma, yorumlama, tartışma ve eleştirel düşünmeyi sağlayan bir süreci de içine alır”(MEB, 2006: 6).

Okuma, insanın kendini gerçekleştirmesi ve yaşamını sürdürebilmesi bakımından çok önemlidir. Dil eğitimi içinde hem dil bilincinin hem de diğer becerilerin etkili bir biçimde kazandırılmasında ayrı bir değere sahip olan okuma, temel eğitimin başından başlayarak yüksek öğretimin sonuna kadar tüm eğitim disiplinleri içinde birincil edinim ve paylaşım aracı olarak kullanılmaktadır (Maden, 2012).

Tanımlara bakıldığında, okumanın sadece gözle yapılan bir iş olmayıp, bilişsel bir sürecinde okuma işinin içinde olmasının, okuma sırasındaki sese dönüşen sembollerin anlamlandırılmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Bilgi birikimi ancak okumanın anlama dönüşmesiyle oluşturulabilir (Elbir ve Bağcı, 2013).

İnsan yaşamının en büyük gereksinimlerinden biri olan okuma ediminin alışkanlık haline getirilmesi gerekmektedir. Alışkanlık, bir davranışı, bir eylemi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak sürekli yinelemektir. Okuma alışkanlığı, okuma eylemini bilinçli, istekli ve düzenli olarak sürdürme, okuduklarından bilgilenme, özgür ve yaratıcı düşünme,okuduklarından kavradıklarını özümseme, ön okumalar ile ilişkilendirme, analiz, sentez yapma süreçlerini içerir (Yıldız, 2013). Okuma kültürü ise, okuma alışkanlığı kazanmış kişidir.

Okumayı yaşam felsefesi haline getirmeyen bireylerin yaşamları üretemeyen,düşünemeyen, mücadele edemeyen ve bunlarla nasıl başa çıkacağını bilemeyen bir çerçevede devam eder (Arslan, 2013). Okuma eylemi sahip olunan bilgiyi arttırmanın yanında insanların farklı bakış açıları geliştirmelerine, hayatı yorumlama gücünü artırmaya, konuşma ve yazma becerilerini geliştirmeye yardımcı olmaktadır (Gün, 2012).Okuduğunu anlama, metinlerin içerdiği bilgilerle beyindeki bilgi yapılarının bütünleştirilerek anlam kurulmasıdır.

Okuma alışkanlığı etki ettiği alanlar açısından çok faktörlü bir eylemdir. Bu alışkanlığın kazanılmasına ve geliştirilmesine etki eden faktörlerin başında okul, öğretmen, çevre ve aile gelmektedir (Özbay, 2005; Özbay, 2006; Yılmaz 2004). Bireylerin okuma becerisini kazanabilmesi için fiziksel ve zihinsel yetilere sahip olmanın yanında bu beceri ile ilgili eğitimi almış olmaları da gerekmektedir. Bu eğitim ailede başlamaktadır. Çocuklar ile birlikte okunan hikâyeler onların okuma eğitimi için gerekli olan hazır-bulunuşluklarını sağlamaktadır (Elbir ve Bağcı, 2013).

İnsanın kendini yetiştirmesinde önemli rol oynayan okuma becerisini geliştirmedeki engelleri en aza indirmek gerekmektedir. Okuma güçlüklerini en aza indirmenin yolu ise çok okumaktır. Bu nedenle okulda ve evde okuma etkinlikleri yapılmalıdır. Öğrenciler okumak için heveslendirilmeye çalışılmalıdır (Duran ve Sezgin, 2012).

Öğrencilerin okul dışında okumaya ayırdıkları zaman okuma becerisini geliştirmelerinde önemli bir yere sahiptir. Öğrenciler okul dışındaki zamanlarının büyük bölümünü evlerinde geçirmektedirler. Evlerinde ise ebeveynlerini model almakta ve onların eğitim anlayışı ile şekillenerek yetişmektedirler. Bu sebeple çocuklarda okuma kültürünün oluşmasında ailenin etkisi yadsınamaz. Yapılan araştırmalara göre (Mete, 2012) ana babaların dörtte biri çocuklarının okuma alışkanlığını geliştirmek, kitap okumaya teşvik etmek için çaba göstermektedir. Bu durumdan dolayı ailenin önemi ve etkisi bir kat daha artmıştır.

Dökmen (1994), çocukların ve gençlerin okuma sevgisi ve alışkanlığı kazanmasında anne ve babanın rolünü “modelden öğrenme” ilkesi çerçevesinde değerlendirmekte, çocukların ve gençlerin yeterli miktarda ve gerekli kalitede okuması isteniyorsa, modelden öğrenmelerini sağlayacak ortamın hazırlanması gerektiğine işaret etmektedir. Çocukların okumayı modelden öğrenebilecekleri ilk ve en önemli ortam olarak ise “aileyi”göstermektedir.

Literatür incelendiğinde okuma üzerine yapılan çalışmalarda, çocukların okuma kültürünün oluşturulmasında ailenin etkisi üzerine herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.

3
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
6 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
6 Yorum yazarları
OlupapatyaEmrahSoylu34ilhn_dmrcn06aybaseskiycdhat that Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
ycdhat that
Üye

okuyanlardanbazıları rahatsız oluyor . enerji bakanı taner yıldız:Eğitim seviyesi arttıkça Akp oyları düşüyor

aybaseski

Elinize sağlık…

Aycan
Yazar

Çok güzel ve yararlı bir fanzin olmuş.Ellerine sağlık 🙂

Olupapatya
Yazar

Okumak var olmak demek.

Emrah Soylu
Üye

okuyun bol bol okuyun okumaktan çekinmeyin