1952 yılının Aralık ayında Londra halkı, tarihin en büyük doğa felaketlerinden biri ile karşılaştı. Adını ”öldüren sis” olarak tarihe yazdıran bu olay; sadece bir hafta içinde yaklaşık dört bin kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Hayatını kaybeden insanların büyük bir kısmı; bebekler, yaşlılar, astım ve zatürre gibi solunum yolu hastalıkları olan insanlardı.

O dönemler Londra, sık sık kentin üzerine çıkan yoğun sisleri ile meşhurdu. Londra’nın karanlık, sis kaplı sokaklarının görüntüsü, Charles Dickens‘ın romanlarında ve Sherlock Holmes‘un maceralarında ölümsüzleştirildi.

O yıl; elektrikli tramvaylar kaldırılıp yerlerine kurşunlu benzinle çalışan otobüsler getirildi ve bu otobüslerin çevreye zararı,  günümüzdeki otobüslerden yüzlerce kat daha fazlaydı, havanın çok soğuk olmasından dolayı halk, çok fazla odun ve kömür kullandı. Artan fırın kullanımından gelen dumanlar, şehrin ünlü sisi ile karışarak yer seviyesine yakın bir yerde kaldı. Yükselemeyen bu hava yeterli rüzgar olmadığından başka alanlara yayılamadı ve dünyanın en büyük hava kirliliği felaketlerinden birine yol açtı.

Üçüncü gün itibariyle hava kalitesi iyice düşmüş ve görülebilirlik yok denecek kadar az bir seviyeye gelmiştir.  Okullar tatil edilmiş, işletmeler kapatılmış, her türlü ulaşım iptal edilmiştir. Hastalar araç ile ulaşım mümkün olmadığından yaya olarak hastanelere kaldırılmaya çalışılmıştır. Şehrin dört bir yanındaki binaların dış kısımları siyah kurumlarla kaplanmıştır. En çok ölüm, kalbe ve akciğere gelen hasarlar sırasında meydana gelmiştir. Hayvancılıkla uğraşan birimlerin, hayvanları boğularak ölmeye başlamış ve daha fazla kayıp olmaması adına hayvanlara gaz maskesi takılmıştır.

İlk bir hafta içinde yaklaşık dört bin kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan bu felaket, sis ortadan kalkana kadar, yaklaşık on iki bin kişinin ölümüne neden olmuştur. Bu olaydan sonra devlet tarafından hava kirliliğini önlemek amacıyla çeşitli kararlar alınmıştır. Hava kalitesini iyileştirmek ve havadaki kirleticileri azaltmak için yapılan bir hareketle, çoğu Londra halkı, doğal gaza ve diğer düşük emisyonlu yakıtlara geçmiştir. 1956’da çıkartılan Temiz Hava Yasası ile (1968’de revize edilmiştir) sanayi, konut ve ticaret sektörlerinin kömür kullanımından uzaklaştırılıp yerine daha temiz yakıtlar kullandırılması amaçlanmıştır. Yasanın tam anlamıyla yürürlüğe girmesi birkaç yıl sürmüştür ve şehir bu süre boyunca yoğun sise maruz kalmaya devam etmiştir. 1962 yılının Aralık ayında başka bir sis olayından yedi yüz elli kişi daha hayatını kaybetmiştir.

Kaynak

7
like
1
love
0
haha
4
wow
2
sad
0
angry
21 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
18 Yorum yazarları
Taha avcıGezmeyi eglenmeyi severimİlkay BozkuşGülsüm Apişbaran yapar Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Taha avcı
Üye

Çok Ürkütücü ve tehlikeli . Görmek duymak kimsenin istiyecegi bir sey degil

Osman36
Üye

Vay

İlkay Bozkuş
Yazar

Mist kitabı gibi:)

Gülsüm Apiş
Üye

Bu güzel paylaşım için teşekkürler

baran yapar
Üye

güel bir yazı