Okul tatil olalı bir hafta oluyor. Belki de daha fazla, bilmiyorum. Günleri sayamıyorum. Zaman algımı bütünüyle yitirdiğim bir dönemdeyim, Bay Ünal. Hangi gündeyim, aydayım ve yıldayım? Kaç yaşımdayım? Güneş ne zaman doğup ne zaman batıyor? Bilmiyorum. Zamanda kayboldum.

Bir akşam, herhangi bir akşam, çok susuyorum. Kana kana su içmek istiyorum. Bardağı ağzına kadar dolduruyorum, bir yudum içiyorum ve doyuyorum. O bir yudumla o kadar doyuyorum ki, bir yudum daha alsam kusacağımı hissediyorum.

Odama çekiliyorum. Korkunç bir gece geçiriyorum, Bay Ünal. Hayatımın en korkunç gecesini geçiriyorum. Yine uyku tutmuyor. Tam uykuya dalacakken biri ensemden yakalayıp beni gerçekliğe çekiyor sanki. Defalarca yapıyor bunu. Defalarca uykunun kollarına bırakmaya çalışıyorum kendimi ve yine o el, beni o huzur ve bilinmezlikten çekip alıyor.

Bay Ünal, korkunç gecem böyle başlıyor. Uykum bir eziyete dönüştüğünde yatakta oturup ağlamaya başlıyorum. Tüm hayatımın böyle gideceğinden korkarak ağlıyorum. Kafamda milyonlarca düşünce dolaşıyor. O kadar çok ses var ki, kendi sesimi duymuyorum. Kötü notlarım beni esir alıyor, gelecek kaygım kollarımı bağlıyor, umutsuzluğum başımı giyotine koyuyor. Konuşuyorlar. Hepsi konuşuyor. Herkes konuşuyor. Ağlamaktan gözlerim acıyor. Nefes alamıyorum. Çığlık atmak istiyorum. Sanki boğazımdaki elleri oradan çekip alabilir misin gibi kendi boğazıma yapışıyorum. Bir çift el arıyorum, lakin yok. Halbuki biri beni boğuyor olmalı. Bu duruma başka bir izah getiremiyorum.

Sonra apansız kesiliyor.

Tüm sesler susuyor, eller çekiliyor ve ben, neden ağladığımı bile unutuyorum.

Bay Ünal, bu durumun beni rahatlatması lazım lakin olmuyor. Bilirsiniz ki, bayılmak acıyı kaldıramadığı zaman beynin kendini kapatmasıdır. Beyin biraz dinlenmeye ihtiyaç duyunca yapar bunu. O an, tüm seslerin sustuğu o an, ne yazık ki, bedenen değil, ruhen bayılıyorum. Ne yazık ki diyorum, çünkü eğer bedenen bayılırsam, belki huzurlu bir uyku uyuyabilirim.

Ruhumun bayılmasından sonraki geçen saniyeler ise daha korkunç, Bay Ünal. Az önceki ağlamalarım, kaygılarım, endişelerim ve korkularım, ben yaşamamışım gibi mazide kalıyor. Başkasından dinlediğim acıklı bir anı gibi… Bu beni daha da korkutuyor, daha çok ağlamaya başlıyorum. Deliriyor olabilir miyim? Gerçekten aklımı kaybediyor olabilir miyim?

Aklımın bir köşesinde biri, hava almam gerektiğini söylüyor. Ona uyuyorum ve kalkıp balkon kapısına yürüyorum. Biraz temiz hava almak iyi gelebilir.

Fakat balkon kapısında çakılıp kalıyorum.

Bay Ünal, ya kendimi aşağıya atarsam? Ya şimdi intihar edersem? Kusurlu aklıma nasıl güvenebilirim? Ya benden habersiz kendini boşluğa bırakırsa?

Hayır, Bay Ünal, intihar hayallerimde asla bu olmadı. Asla aklımı kaybedip intihar etmeyi düşünmedim. İntiharımın hep bilinçli olmasını istedim. Ama şimdi, bilincimden şüphe duyarken ve aklıma güvenmezken, balkona çıkıp bir hava bile alamıyorum.

Kapı eşiğine çöküp oturuyorum. Ağlamam bir iç çekişe dönüşüyor. Oturduğum yerden gökyüzünü izliyorum. Yer yer bulutlar bana gülümsüyor. Ay fazlasıyla parlak ve yıldızlar saklambaç oynuyor.

Hayatımın en korkunç gecesi böyle geçiyor, Bay Ünal. Çok yorulduğum için yatağa yattığım gibi uyuyorum. Sabah da çok geç uyanıyorum.

Uyanmak istemiyorum. Çünkü uyanırsam, yıllardır olan olacak. Tüm gün zihnen acı çekeceğim, bir ölü gibi dolaşacağım ve gece uyuyabilmek için çırpınacağım.

Her ne kadar, çocukken en korktuğum şey delirmek olsa da, artık delirmek fikri beni mutlu ediyor. Bunu kabul etmek beni biraz kırıyor ama seslerin susacağı düşüncesinin yanında, bu kırgınlığı dert edeceğimi sanmıyorum.

4
like
1
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
2 Yorum konuları
1 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
3 Yorum yazarları
Çalı KuşuÇağla Defnemustafa Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Bugün okumakla yanlış karar aldığım bir yazınsal metin oldu efendim. Rûh hâlime aksedenleri gördüğüm bir ayna niteliğinde şimdilik. Biliyorum geçecek; ancak sabretme hususunda çaylak bile olmayanlara ne zor ….

mustafa
Üye

Okuması zevkli bir yazı teşekkürler.