Akreplerin içindeki zehir pek çok hastalığın tedavisinde kullanılır, Bay Ünal. Neticede zehirdir ama şifa verir. Buna rağmen, akrep çirkindir ve sırf bu yüzden, çoğu insan ondan tiksinir. Diğer çirkin görünen hayvanlarda da durum farklı değildir. İçlerinde, doğru kullanıldığı zaman, bir şifa taşırlar ama sonuçta görüntüleri kötüdür, insanların çok azı onları sever.

Bunu anlatmamın nedeni, insan hayatı ve doğanın hep bir izdüşüm içinde olduğunu düşünmem, Bay Ünal. İnsan ilişkilerinde olan her şeyin doğada bir karşılığı var. Az önce kantine giren Sevim bu yüzden bana bir akrebi andırıyor. Yüzünde, sağ yanağından boynuna doğru uzanan, kocaman bir yanık var. İnsanlar ondan kaçıyorlar ama zekasını, iyi niyetini ve konuştuğu zaman etrafına yaydığı şifayı biliyorum.

Sadece buna değinmek istedim. Eğer ölümümden sonra Sevim bu notları okursa bilmesini istiyorum ki, ben onun kanatlarını görebiliyordum. O iyi biri.

Kantinde, bana muzlu süt alıyorsunuz, Bay Ünal, kendinize de bir kahve. Kahvenin dumanı tüterken ben de sütümle bakışıyorum. Her zamanki gibi size bakmaktan çekiniyorum.

İçeceğinizden bir yudum alıp güzel gözlerinizi bana dikiyorsunuz. “Sen neden içmiyorsun, Defne?”

“Şimdi canım istemiyor. Ama teşekkür ederim, Bay Ünal.”

Size mide bulantılarımdan ve her gün kustuğumdan bahsedemiyorum. Midemin artık gelen hiçbir şeyi kabul etmediğini anlatamıyorum. Bunların hepsi benim sırlarımmış gibi geliyor.

“Bir kulübe katılmaya ne dersin?” diye öneriyorsunuz, birkaç saniye sonra.

Ders saatinde olduğumuz için boş olan kantinde bakışlarımı gezdiriyorum. Bir umut, konuşmaktan kaçmanın yollarını arıyorum. Kulübe falan katılamam, Bay Ünal. Ben insanları sevmiyorum.

“İlginiz için teşekkürler.” diyorum sadece.

“Teşekkür edip durma.” Sesiniz ters ve biraz öfkeli. “Depresyonda olduğunun farkında mısın?”

Şaşkınlıkla size bakıyorum. Ağzım küçük bir o şeklini alıyor. Hayır, Bay Ünal. Depresyonda falan değilim. “Ben iyiyim.” İkna etmek için bir şeyler düşünüyorum. “Benim sadece… Aklım karışık.”

“Neden?” Şüpheyle soruyorsunuz.

Bir cevap bulup sizi ikna etmek ve buradan gidebilmek için çırpınıyorum. “Üniversite sınavı yaklaşıyor. Gerginim o yüzden.”

Şüpheleriniz dinmiyor. Gözlerinizin içinde kuşku kol geziyor. Sizi ikna edemiyorum. Hayatım boyunca insanları iyi olduğuma ikna edebilmişken sizi edemiyorum. Bu korkutucu, telaşlandırıcı ve sebepsizce… Mutlu edici.

“Kendin hakkında ne düşünüyorsun, Defne?”

İntihara meyilli, ruh hastası ve nefret edilesi biriyim. Tüm gün alık gibi geziyorum, sadece mecbur olduğum için gülümseyip yiyorum. Yediklerim de midemde çok durmuyor zaten. Kendimi kısaca anlatmam gerekirse, bir umutsuz vakayım.

“İyi biriyim. Kimseye kötülüğüm dokunmaz. Ders konusunda azimliyim.”

Kahvenizden bir yudum daha alırken şüpheci tavrınızı koruyorsunuz. “Sütünü iç.”

Derin bir nefes alıyorum. Beni sınıyorsunuz, farkındayım. İyi rol yapmam lazım.

Pipeti kutuya takıyorum ve yavaşça sütü içmeye başlıyorum. Çok midem bulanıyor, Bay Ünal. Tüm organlarım kasılıyor sanki. Ama birkaç yudumdan sonra, dudaklarımı pipetten ayırabildiğimde, gülümsüyorum. “Çok lezzetli.”

Kaşlarınızı çatıp kahvenizi yudumlarken etrafınıza bakınıyorsunuz. Yardım edebilmek için bir yol aradığınızın farkındayım. Bu, nedensizce çok sevimli geliyor.

“O ödevi bir daha yapacaksın.” diyorsunuz. Gözlerimin en derinine bakıyorsunuz. “Ama bu sefer, kendini anlatmanı istiyorum. Düşündüğün ve hissettiğin her şeyi yazmalısın.”

“Bu ne işe yarayacak?” diye soruyorum, gülme isteğimi bastırmaya çalışarak.

“Seni rahatlatacak.” Kahvenizi bitiriyorsunuz. “Sana iyi gelecek.”

Gülümsüyorum. Bay Ünal, umarım gülüşümü saygısızlık olarak görmezsiniz ama kendimi alamıyorum. Ben sizin dediğinizi zaten hep yapıyorum! Benim sürekli üzerinde çalıştığım intihar notlarım yatağımın altında duruyor.

Yani, yazmak bana iyi gelmiyor, Bay Ünal. Yazmak beni değiştirmiyor. Ben sadece, öldükten sonra yazdıklarımı okuyan insanların beni anlamasını ve bana kızgın kalmamasını istiyorum.

Yine de teşekkürler. “Deneyeceğim.” Gülmemi tuhaf bulmanıza rağmen vedalaşıp gidiyorsunuz.

Ve ben yine çekilmez yalnızlığımla baş başa kalıyorum.

0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
1 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
1 Yorum yazarları
Çalıkuşu Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Oldukça güçlü ilerleyen bir anlatın. Gerçek yaşamdan kesitler olduğu kanaatindeyim nedense. Yüreğinize sağlık efendim.