Piraye, güzel, modern, istediği gibi özgür yaşamak isteyen, ailesi tarafından iyi yetiştirilmiş, İstanbul kültürü almış bir genç kız. Canan Tan “Piraye” isimli eserinde kitabın kahramanını böyle tarif ediyor. Herşey Piraye’nin üniversiteye adım atmasıyla başlıyor. Üst sınıflarda okuyan Haşim isimli Diyarbakır’lı yiğit, yakışıklı bir ağanın oğlu ile tanışıyor Piraye. Kitap Piraye ve Haşim’in evlenmesi, Diyarbakır’a Haşim’in ailesinin yanına yerleşmeleri ile devam ediyor. Kitabın sonuna doğru zaten var olan  kültür çatışması iyice doruklara çıkıyor ve kötü bir sonla bitiyor.

Piraye ile Haşim’in hikayesi bizi sadece kültür çatışması açısından ilgilendiriyor. İnsanların evlenirken yaptıkları sözleşmelerin benzerini aslında işe girerken çalışanlarda yapmakta. Evlilik ve çalışılan iş bir insanın bütün bir geleceğini kapsıyor aslında. Dolayısıyla evlenirken aranan bir çok kriter iş başvurularında pek göz önüne alınmıyor. Şirket tercihlerinde adaylar daha çok prestij arıyorlar.

Peki, çalışanlar ya da şirketler iş akdine imza atarken nelere bakıyorlar. İş başvurusunda bulunan adaylar bu şirket nasıl bir kültüre sahip, benim kültürümle ne kadar uyuşacak diye düşünüyor mu acaba ? Ya da şirket adayları işe alırken benim şirket kültürüme ne kadar uygun diye bir çalışma yapıyor mu ? Yukarıda ki örnek ne kadar bir evlilik hikayesi de olsa, işe başvururken ya da işe alırken bakılmayan veya dikkate alınmayan kültür farklılıkları sonucu yapılan iş akidleri yine hüsranla bitiyor. İşe alınan çalışan ya umduğunu bulamadığı için başka işler aramaya başlıyor ya da kendine güveni yoksa uzun yıllar mutsuz bir evliliği istemeye, istemeye sürdürüyor. Şirketler ise yaptıkların yatırımların havaya uçup gitmesini seyretmekle yetiniyorlar.

Şirket Kültürü

Şirket Kültürü, şirketi birarada tutan nedir sorusunun cevabıdır aslında. Bir şirket kendi içinde daha çok kenetleniyor veya kendi amacına daha kolay varıyorsa o şirket kendisi için doğru olan kültürü seçmiş demektir. İnsanların birbiriyle olan ilişkisinin derecesi, insanların işlerine ne kadar odaklandıklarının derecesi şirket kültürüyle yakından ilişkili kavramlardır. Bütün bunlar şirket ile iş akitleri olan çalışanları mutlu yada mutsuz eden kültürün bir parçasıdır.

Her kurumun aslında kendine ait bir kültürü vardır. Pek çok şirket bir kültür yaratmak için uğraşmamaktadır. Şirketin kültürü, söz konusu şirketin kurucularının ya da yöneticilerinin değerlerine bağlı olarak, farkında olmadan yaratılmaktadır. Burada önemli olan olgu, şirketlerin kendi kurum kültürlerinin ne kadar farkında olduğudur aslında. Bu farkındalık işe alacağı yeni çalışanlarda hangi özellikleri arayacağı, bu adayların bu kültürün parçalarını ne kadar taşıdığını bilmesi açısından önemlidir.

Bireysel çalışmayı seven bir adayın, kültüründe takım çalışması veya ekip çalışması gibi değerlerin ön planda olduğu bir şirkette başarılı olmasını beklemek ne kadar doğrudur. Adayın mükemmel bir özgeçmişe sahip olması, geçmişte ki üstün başarıları şirket kültürü ile uyuşmayan yapısı olduğu sürece hikayeden öteye gidemez maalesef.

Şirketlerin işe aday alırken kendi kültürleri ile adayların kültürlerine özenle bakmaları gerekir ki yapılan evliliklerin sonu Piraye ve Haşim gibi olmasın.

2
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry
3 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 İzleyiciler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorumlar
3 Yorum yazarları
mustafaÇalıkuşuhayal Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Çalı Kuşu
Yazar

Farklı bir bakış açısıyla esere bakmış olmanız orjinal bir yazı olması ve de takdiri beraberinde getirmesi kaçınılmaz. Öte yandan kültür çatışması her anlamda önemli ve de göz önünde bulundurulması gereken bir etken. Emeğinize sağlık efendim.

mustafa

Yazı güzel her şirketin aslında kendine ait bir kültürün olması çok iyidir.Çünkü kendine haz bir kültürü olan şirketler daha uzun soluklu ayakta kalabilirler.

hayal
Üye

Pirayeden başlayıp iş hayatına bağlamana bayıldım.Benim ilgimi çekti başta ve okumaya devam ettim böylece.Güzel bir yazı olmuş.